Uluslararası Katılımlı Biyomekanik Kongresi

28 Eylül 2012

Uluslararası Katılımlı 6. Biyomekanik Kongresi 27 Eylül Perşembe günü SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde başladı.

Her yıl mühendislik ve tıp üzerine akademik çalışmalar yapan bilim adamlarını bir araya getiren Biyomekanik Kongresi, tıp alanında mühendislerin katkısının yanında biyomekanik alanında yapılan yeni çalışmaların sunulduğu çok disiplinli bir kongre havasında geçiyor.

Yurtdışından ve yurtiçinden birçok bilim adamının bildiri sunduğu kongreye öğrenci ve akademisyenlerden yoğun bir katılım oldu.  SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın açılış konuşmasını yaptığı kongrede, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Üstel de SAÜ Laboratuvarlarında ‘Nano-Gümüş’ alanında yaptıkları çalışmalar üzerine bir sunum yaptı.

Eğitimde Disiplinlerarası Çalışmalar

Sakarya Üniversitesi’nde disiplinlerarası çalışma ve ortak çalışma kültürünü tüm öğrenci ve öğretim üyelerine yaymayı amaçladıklarını söyleyen SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, bugün dünyada eğitim-öğretim planlayıcılarının temel söylemleri arasında disiplinlerarası çalışma olduğunu belirterek, Biyomekanik Kongresinin tıp, mühendislik ve fizik gibi çok yönlü boyutuna işaret etti.

Yeni eğitim-öğretim felsefesinin öğrenci merkezli bir yaklaşım üzerine kurulu olduğunu belirten Elmas, “Öğrencinin aktif olduğu eğitim, öğrencinin çalıştığı yani öğrenciyi öne çıkaran bir durum var” diye konuştu.

Disiplinlerarası ortak çalışmaların artık kaçınılmaz bir hale geldiğini söyleyen Elmas, “O bakımdan bu kongre, üniversitemizin temel vizyonuyla çok uyumlu bir kongre” dedi. “Tıpla elektroniğin ilişkisi kaçınılmaz bir süreç” diyen Elmas, bu toplantının iki bilim dalının ortak çalışmasıyla insanlığa faydalı çalışmalar üretilmesine vesile olması dileğinde bulundu.

Biyomekanik, mekanik prensiplerin insan vücuduna uygulanması, tedavi yöntemlerinin test edilmesi ve geliştirilmesi gibi konuları inceleyen bir bilim dalı olduğunu ifade eden SAÜ Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Vahdet Uçar, Biyomekanik Kongresini bu alanda çalışan bilim insanlarını, araştırmacıları ve sanayicileri bir araya getirerek bilgi paylaşımına zemin hazırlamak, mühendislik ve tıp bilimleri gibi farklı disiplinler arasındaki ilişkileri geliştirmek için düzenlediklerini belirtti.

Biyomekaniğin Gelişimi

Açılış konuşmalarının ardından panel sunumlarına geçilen kongrede Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Müezzinoğlu, biyomekanik biliminin tarihsel süreciyle ilgili bir sunum yaptı.  Cerrahi yöntemlerin gelişmesiyle birlikte insan vücudunda meydana gelen bozulmaların nasıl çözüleceğine dair araştırmaların yapıldığını belirten Müezzinoğlu, bu konuda mühendislerden yardım alındığını söyledi.

Biyomekanik alanda çalışan bilim adamlarının temel amacının üretilen protezlerin insan vücuduna en uyumlu şekilde üretilmesi olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, son gelişimler ışığında bilim adamlarının üzerinde durduğu konu; en az doku kesimi ve en küçük protezlerin üretilmesi olduğunu belirtti.

Biyomekaniğin tıp alanındaki önemine kendisine başvuran hastalardan örnek vererek açıklayan Müezzinoğlu, “Hasta, bana geliyor. 50 yaşında ama spor yapıp, koşmak istiyor. Fakat vücudu bunu kaldıracak yeterlilikte değil, o yüzden burada biyomedikal devreye giriyor ve en azından hastanın normal yaşamanı sürecek bir pozisyona gelmesine yardımcı oluyor” diye konuştu.

Biyomekaniğin Başlangıcı Leonardo Da Vinci’ye Kadar Gidiyor

Panelin ikinci konuşmacısı Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Çağrı Köse ise, biyomekanik alanındaki son gelişmeleri anlattı. “Biyomekanik biliminin ilk başlangıcı Leonardo Da Vinci’ye kadar gidiyor” diyen Köse, süreç içinde hayvanlardan başlayıp insanlara uzanan anatomik yapılar ve bunların fonksiyonları üzerine bir takım araştırmalar yapıldığını söyledi.

Biyomekanik biliminin yaşlanan Türkiye toplumunda çök önemli bir işlev göreceğini iddia eden Köse, şöyle konuştu: “Biyomekanik neden önemli? Çünkü insanların beklentileri eskiye göre arttı. Performansımızın gelişmesine ihtiyaç var. Hem cerrahi performansımız gelişmeli ve egzersiz teknolojileri gelişmeli hem yaşlanan toplum için hem de çeşitli kazalar, yaralanmalar sonucu sakatlıklar yaşayan insanların rehabilitasyonları için önemli.”

Travmanın çok yaygınlaştığı günümüzde kırık cerrahisinde başarının artırılması ve egzersizler için biyomekaniği iyi bilmek gerekiyor diyen Köse, “Bilgisayar destekli sistemler artık devreye girdiler. Bilimi geliştirirken zorluklarımız var. Gelecekte çalışmalar devam ediyor. Teknoloji hızla gelişiyor; hem metal işleme teknolojimiz hem de metal üretme teknolojimiz bunun için multidisiplinel yaklaşımlar şart. Hareket sistemi daha iyi anlaşıldıkça, bu ortopedik sorunlar daha rahat çözülecek” şeklinde konuştu.

Gümüş Kaplamalı Medikal Malzemeler

Panelde bir konuşma yapan SAÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr. Fatih Üstel ise, Sakarya Üniversitesi’ni tanıttıktan sonra Biyomedikal üzerine SAÜ’de yapılan ‘Nano-Gümüş Takviyeli Hidroksiapetit Toz Üretimi’ konulu bir sunum yaptı.

Gümüşün anti-bakteriyel özelliğinin yüzyıllaradır bilindiğini belirten Üstel, cerrahi ameliyatlarda kullanılan protezlerin sabitlenmesinde kullanılan çivilerin kaplamaları üzerine bir çalışma yaptıklarını ve bu konuda patent almak için de çalışmalarını sürdüklerini belirtti.

Protezlerde kullanılan çivilerin Türkiye’de üretildiğini ancak çivinin ucundaki kaplamanın üretilemediğini belirten Üstel, yaptıkları çalışmalar sonunda ‘Nano-Gümüş Takviyeli Hidroksiapetit’ adlı anti-bakteriyel tozu ürettiklerini söyledi.

Sadece Sakarya Üniversitesi’nde

SAÜ’nün laboratuvarlarında bulunan son teknoloji makineler sayesinde istedikleri ürünleri bu tozla kaplayabildiklerini söyleyen Üstel, bu makinenin bir alt versiyonun Türk Hava Yolları’nda olduğunu belirtti. Uçak malzemelerinin kaplamasının Türkiye’de yapılamadığını ifade eden Üstel, bu makine ile kendilerinin bunu yapabildiğini söyledi.

Protez ameliyatlarında kullanılan kaplamalı parçaların birçok ameliyatta kullanıldığını ve toplamda çok büyük bir maliyet oluşturduğunu söyleyen Üstel, tamamen yurtdışından ithal edilen bu ürünler nedeniyle ülke dövizinin önemli bir kısmının yurtdışına gittiğini ifade etti.

Yılda Türkiye’de sadece kullanılan çivi sayısının 200-300 bin dolayında olduğunu belirten Üstel, bunların maliyetinin 20 milyara yakın olduğunu söyledi. Yaptıkları çalışmayla Türkiye’nin bu konuda yurtdışına bağımlılığın önüne geçeceklerini kaydeden Üstel, Sağlık Bakanlığı’na 10 milyarlık bir proje sunmaya hazırlandıklarını söyledi.

29 Eylül’e kadar sürecek kongrede 9 oturum altında toplam 41 konuşmacı farklı başlıklar altında sunumlar yapılacak.

28/09/2012 – AB

2 kez görüntülendi.
28 Eylül 2012 - 9:15