Prof. Akdemir Kolesterol Tartışmalarına Açıklık Getirdi

21 Aralık 2011

SAÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Akdemir kolesterol tartışmalarına açıklık getirdi.

Son günlerde ülkemizdeki birçok gündem maddesini geride bırakan bir konu olan kolesterol tartışmasına Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Akdemir açıklık getirdi. “Kolesterol ilaçların uzman hekime başvurularak alınmalı, aksi takdirde ölümle karşı karşıya kalabilirsiniz” uyarısında bulunan Prof. Dr. Akdemir,  “Bugün nasıl ki bir kalp krizi geçiren her insana bebe aspirini veriyorsak neredeyse her hastaya da bir kolesterol ilacı vermek durumundayız” dedi.

Kolesterol ilaçlarının sağlığı bozmadığını yapılan çalışmalarla ispatladığını ifade eden Prof. Dr. Akdemir, kolesterol ilaçlarının bağımlılık yapmadığının altını çizdi. Bu tartışmaların reklam amaçlı yapıldığını ileri süren Akdemir, “Bir hanımefendi bir diyet yazdı ve böyle bir tartışma ortaya attı, kitap yazdı. Bu tartışmalar hanımefendinin kitaplarının satışına yol açacak. Yine bu konuda konuşan diğer arkadaş, göğüs hastalıkları uzmanı, bu konuda uzman bile değil, kolesterol ve ateroskleroz konusunda hükümler veriyor, ahkâmlar kesiyor. Onun da özel muayenehanesi var, özel çalışıyor. Özel çalışan insan için en önemli şey tanınırlıktır, medyada ve gündemde olmaktır. Burada bir rant olayı ortada duruyor. Bu tartışmalarla biz çok karşı değiliz. Tartışıldıkça doğrular bulunur” dedi.

 

İşte Prof. Dr. Ramazan Akdemir’in açıklamaları:

Öncelikle kolesterolü açıklayalım. Kolesterol vücudumuzdaki özellikle hücrelerin yapı taşını oluşturan bir yağ cinsinden kimyasal bileşiktir. Esas görevi; vücutta hücrelerin yapı taşını oluşturması pek çok enzimin yarısını oluşturması ve hormonların aynı şekilde yapısını oluşturur. Birde vücudumuzun en temel enerji maddelerinden olan yağların esas maddelerinden biridir. Vücuda hem enerji verir hem de vücudun bölümünde destek oluşturur. Bu yağ dokusunun bir kısmında kolesterol dediğimiz oluşum yapısal bileşik vardır. Bu bileşikler vücudumuzda bazıları serbest kolesterol, bazıları da dokularda bulunur. Serbest kolesterol karaciğerde sentezlenir, yediğimiz besinlerle alınanları var, serbest olarak kanda dolaşanları da var. Ama ekseriyeti vücutta sentezlenen yani yapılan kolesteroldür. Bunlar karaciğerde ve çevre dokularda depolanır. Kanda belli bir seviyede bulunur. Bu seviyelerin üstünde olması durumunda vücudun belli bölgelerinde toplanmalar görülür. Özellikle tek başına kolesterol değil, kolesterol yükseldiğinde diğerlerini de etkiler ve tendomlarda vücudun göz kapaklarında olduğu gibi kalbin, bağırsakların etrafında, damarların da iç kısmında damar sertleşmesi dediğimiz şekilde depolanır. Damar akımında damarda kan akımını daraltabilir” dedi.

İyi Kolesterol ve Kötü Kolesterol

Kolesterol genel bir isim. Kolesterole baktığımızda bir takım bunları elektroforeze tabi tutuyoruz. Bunların alt tipleri de var. Yoğunluğuna göre sınıflandırılıyor. Bunlardan bir tanesi Low density hipokrain dediğimiz düşük yoğunluktaki hipokrainlerin içinde bulunan kolesterol kötü kolesteroldür. Bunlar özellikle karaciğerde sentezlenip ciğerin etraf dokularda birikme yolunda oluyor ve bu esas bildiğimiz damar sertleşmesinden sorunlu olan kolesterol tipidir. Kötü kolesterol yani LDL okside olarak vücudun hücrelerine ve damarlarına zararlı birer ajan haline dönüşüyor. Bu aterosklerotik bir öncü yapının içine birikiyor. Kötü kolesterolü dengeleyen bir de HDL dediğimiz High-density lipoprotein de bunun yoğunluğu yüksek ve bunun esas görevi perifer dokulara yani civar dokularda kolesterolü yıkmak üzere karaciğere taşıyan kolesteroldür. Buna da HDL iyi kolesterol deniyor. Zararlı kolesterolün yıkılması için karaciğerdeki organımıza taşınmasında görev aldığından dolayıdır. Bunların arasında birde VDL denilen çok çok düşük hipoklarinde olanları var.

Kolesterolde İlaçların Etkisi

Bu yüzyılın başında bütün dünyada en sık ölüm sebebi kalp hastalıkları. Kalp hastalıklarında en sık önümüze çıkan damar sertleşmesi ateroskleroz vücudun her yerinde oluyor ama en sık yerleştiği bölgede aort damarları kalp kası, kalp ve boyun damarları ile şah damarlarıdır. Ateroskleroz doğuştan gelen bir hastalıktır. Aslında genetik bir zeminde gelişen bir hastalıktır.  Örneğin; Yeni doğan bebeklerin bile damarlarında sarı çizgiler şeklinde ateroskleroz dediğimiz hastalığın öncülerinin bulunduğu saptanmıştır. Birde başlatıcı sebep olarak bir damarın iç kısmında köşeye doğru tek sıralı hücreler var. Biz bunlara endotel diyoruz. Endotel vücudu olumsuz şeylere karşı koruyor. Bütün gençliğimiz, yaşlılığımız, kalp krizi geçirmemiz, şekerimizin olması endotel dediğimiz tek katlı hücrelerin sağlığıyla ilişkilidir. En sık akıma maruz kalan kalp damarları abdominal dediğimiz aort damarında böbrek damarlarının hemen aşağısında, boyunda şah damarlarında tam akımın ikiye ayrıldığı bölgelerde bir şekilde hasarlanma daha fazla oluyor. İşte bu bölgelere kolesterol birikmeye başlıyor ve bu zaman içerisinde insanlarda yaklaşık 30 – 40 ile 70 yaş arasında büyüme devam ediyor. Yani o bölgeye sürekli olarak birikme oluyor ve plak dediğimiz bizim damar sertleşmesi plağı oluşmaktadır. Bu plaklar tabi ki kan akımını bir miktar daraltmaktadır. Bu daralma önemlidir. Kolesterol düşürücü ilaçlar ilk başta kolesterolü ve kan yağlarını düşürerek bu gibi olayları önlediği üzerinde çalışılmış ve bugün gelinen noktada kolesterol düşürücü tedavi bu aterosklerozun tedavisinde en önde gelen ajanlardan bir tanesidir.

Kolesterol İlacı Vermek Zorundayız

Bugün nasıl ki bir kalp krizi geçiren her insana bebe aspirini veriyorsak neredeyse her hastaya da bir kolesterol ilacı vermek durumundayız. Çünkü ateroskleroz yani damar sertliği başlatıcı sebep ne olursa olsun hastalığın ilerlemesi kolesterol üzerinden olmaktadır. Kandaki kolesterol seviyesin de belli rakamlar var. Bu rakamlar kabaca kalp krizi geçiren hastalarda 70’in altı 70 mgi şeker hastalığında 100’ün altında tutuyoruz. Eğer bir kişi hç kalp krizi geçirmedi ise 5-10 yıllık kalp krizi geçirme riskini hesaplıyoruz. Bu risk %10’un üzerinde %30’un altında tutmaya çalışıyoruz. Kötü kolesterol 100’ün altında iyi kolesterolü erkeklerde 50’nin üzerine çıkarmaya çalışıyoruz. Böyle çıkarır ise insanların kalp krizi, beyin felci, ayak damarlarında ki kesmeyi önleyebiliriz. Kolesterol ilaçları vücutta esas olarak kolesterolün düşmesi için verilir. Ancak bu ilaçların kolesterolü düşürmekten öte etkileri de vardır. Örneğin; kolesterol ilaçları bahsettiğim ateroskleroz plaktaki, plağın daha çok dayanıklı hale gelmesine yol açar. Bir insanın kalp krizi geçirmesinde ki neden ise; Bir damarın iç kısmını döşeyen içinde yağ kolesterolleri bulunan bir damar iç kısmını döşeyen içinde yağ kolesterolleri bulunan bir damar sertleşme müvessilin bir şekilde patlaması o bölgeye kan pulcuklarının toplanması önce beyaz tıkaç sonra kırmızı tıkaç oluşması neticesinde damar tıkanmakta ve arkasından gelen süreler içerisinde birkaç saat ya da birkaç dakika içerisinde ölmektedir. Kesin olarak ispatlanmış 2 kavram var. Bunlardan bir tanesi hassas plak yani kalp krizi geçirmeye, patlamaya yatkın plak var, bir de kararlı plak var. Hassas plağın özellikleri ısı daha yüksek içinde daha fazla yankısal hücre var. İçinde daha fazla kolesterol var ve boynu daha dayanıksızdır. Verdiğimiz bütün kolesterol ilaçları bahsettiğimiz sürecin tersine çevirmektedir. Böylece kolesterolün miktarını azaltmaktadır. Plakta ki boynu daha dayanıklı hale getirerek plakların daha kararlı plak getirerek insanların kalp krizi geçirmesini önleyerek kolesterol düşürülür. Aynı zamanda insanları kalp krizi, beyin felci, ayak damarlarında ki tıkanma gibi durumlarda koruyucu etkidedir.

Kolesterol İlaçlarının Sağlığı Bozmadığı Çalışmalarla İspatlandı

Son yılda yapılan çalışmalarda görülmüş ki özellikle bunlardan bir tanesi Reversal diye bir çalışma da akut sendrom dediğimiz yakın bir zamanda kalp krizi geçirmiş, anju olmuş hastalara kolesterolle ilgili çalışmalar yapılmış. Bunların ana araştırmasında bir tanesi Türk Prof. Murat TUZCU (Greenland Green Amerika) ve bu çalışmada kolesterol düşürücü ilacın etkisi objektif  olarak test edilebilmesi için damarlarına ultrasyon ile bakılmış, vermeden önce ve vermeden sonra damar içi ultrasyon ile damarlarda ki plakların hacimleri ölçülerek hesaplamalar yapılmış. Hastaların bir grubuna yüksek doz kolesterol ilaç, bir grubuna da başka bir ilaç verilerek karşılaştırma yapılmış. Sonuç olarak yüksek doz verilen hastalarda damar hastalığının ilerleyişin durduğu saptanmış. Aynı zamanda vücutta ki bu kötü damarsal olayların bir göstergesi olan yüksek duyarlılığın CRP dediğimiz proteinde azalma saptanmıştır. Bu çalışmanın ardından birkaç sene sonra tekrar bir çalışma yapılmış. Asteroid adında yine aynı tasarımla farklı bir yüksek doz ilaç verilerek damar hastalığın da bir gerileme görüldü ve büyük bir noktaya gelindi. Bunların sonucunda aslında kolesterol düşürücü ilaçların tek hedeflerinin kan yağlarının olmadığı sonucuna varıldı ve bu ilaçların aynı zamanda vücutta ki kolesterolü düşürürken bir de CRP dediğimiz vücuttaki olayların göstergesi olan CRP’yi de düşürmeye yaradığını görüyoruz. Yine Jüpiter isimli başka bir çalışmada yüksek duyarlılıklı CRP seviyesi 3’ün üstünde olan hastalara kolesterol düşürücü ilaç verildiğinde birincil amacın yüksek duyarlılıklı bu HS CRP’nin 2’nin altına yada 1’in altına indirmek gibi bir hedef belirlendiğinde yine bu grupta da ölüm, kalp krizi ve tekrar bay-pass gibi olayların önlendiğini görüyoruz. Dolayısıyla kolesterol ilaçları bu gibi güzel işlere yol açıyor.  Bu gibi ilaçlar neye yarardan şu noktaya gelinmiştir. Kolesterol düşürücü etkisinden öteki etkileri çok önemli yaşlanmaya kemiklerdeki kırılmayı önleyici olduğu pek çok çalışmada gösterilmiş durumda. Hatta o noktaya gelinmiş ki şehir şebeke sularına bunu katalım şeklinde espriler oldu.

Hastalarımız Tam Bir Tedaviye Tabii Tutulmuyor

Bu gibi ilaçların uluslararası sermayelerle bir ilişkisi var. Bugün baktığımızda dünyada en zengin ilk 10’da en az 3 tane ilaç firması vardır ve ilaç firmalarında temelde en çok uzun dönem bu ilaçlar bağımlılık yapmaz ama bu ilaçlar ömür boyu kullanılır. Başlandığında ömür boyu kullanılması gerekir. Bu tabi ülke ekonomilerine büyük bir yük getirmektedir. Son zamanlarda Amerika ve Avrupa’da ki ekonomik krizlerden dolayı bu ilaçlara kısıtlama getirileceği ortada. Bu olayın tıbbi boyutu. Birde bunun eleştirel boyutu var. Eleştirel boyuta geçmeden önce şunu bilmemiz lazım ki bugün bütün dünyada bu ilaçlarla ilgili yürüyen ve devam eden çalışmalar inanılmaz fazla. Yani şuana kadar gelenler 10.000 – 20.000 içeren hastalar da o kadar denekleri içeren araştırmalar ancak aklımızda tutabiliyoruz. Eleştirel olarak şu var. Yani bizim ülkemizde şöyle bir kolaycılık var. Türkiye’de kolesterol ilaçlarının fazla kullanıldığını bende düşünüyorum. Burada bakıyoruz bizde önemli ölçüde bu gibi ilaçları hastaların kullanımından kestiriyoruz. Sebebi de şu hastalar tam bir değerlendirmelere tabii tutulmuyor, alelacele bir hasta değerlendirmesi yapılıyor. Çok sınırlı sürede hemen kolesterol değerine bakarak ilaç yazılma yoluna gidiliyor. Bu konuda dünyada ortaya atılmış tedavi kılavuzları var. Kılavuzlara baktığımızda “Hastaların Avrupa Kardiyoloji Derneği, Amerika Kardiyoloji Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneğine göre değerlendirilmesi gerekiyor. Türk Kardiyoloji Derneği risk hesaplaması yapılıyor. Böylece ilaç vermeden önceki tedaviler uygulanır. Egzersiz de hafta da 3 gün 1’er saat basit bir yürüme onun dışında diyet ayarlanmalıdır. Buda insanların Akdeniz tipi diyetine alıştırılmalı sigara ve alkol bırakılmalı. Böylece kötü kolesterolde %20-25’lere varan düşüş elde edilir. Bu zaten ilaç sınırının dışına çıkmaktadır. Bunlar uygulanabilir. Bütün dünyada özellikle kardiyoloji de her biri hastalığının tedavisinde uluslar arası bir tedavi komisyonu var ve bu komisyon biriken bütün araştırmaları ve verileri topluyor 3-5 yılda bir bu kılavuzlar güncelleniyorlar. Bu kolesterol tedavisi de bu güncellenen kılavuzlar ışığında yapılmalıdır. Bizim Türkiye’de belki meslektaşlarımıza eğitimi eksiliği bu ilaçların bilgi birikiminde azlık nedeniyle belki de bu ilaçlar gereksiz yere kullanılıyor. Ancak burada ki bakış açısı bahsettiğim iki profesör ‘ün bakış açısından çok farklı.

Kesinlikle Bağımlılık Yapmaz

Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz. Bağımlılık şu demektir; Bu ilacı alıyorken psikolojik ve fiziksel olarak bağlanırsınız, olmadan olamazsınız, sürekli ararsınız. Biz hastaya ilacı bırak dediğinde bırakılmıştır. Bağımlılık yoktur. Bu ilaçların güvenirliliği yani yan etkisi vardır. Yan etkileri karaciğer üzerine bazı zararlı etkileri olabilir. Ama bu etkilere baktığımızda bunlar ölümcül değildir. Ölümcül ya da ciddi yan etkileri olarak bakıldığında 10.000’de 1 olduğunu söyleniyor. Ben şu ana kadar hiçbir hastamda böyle bir yan etki görmedim. Her ilacın yan etkisi vardır. Bu ilacın yan etkisini diğerleri ile karşılaştırdığımızda tüm ilaçlar arasında en az olanıdır. Yani en güvenilir ilaçlar listesindedir. Örneğin; Bir bebek aspirini insanlarda mide kanaması, kronik astım ya da ciltte döküntüleri beraberinde getirmektedir.

Tartışıldıkça Doğrular Bulunur

Bu tartışmalara başlamadan önce kişisel kanaatimi şöyle söylemek istiyorum;”Türkiye’de zaten bu ilaçlara ulaşım konusunda son 20 yılda büyük bir atılım sağlandı. Eskiden bu ilaçlar çok zor heyet raporları ile belli insanlara verilirdi. Daha sonra bunu Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptığı işbirliği ile artık herkes bu ilaçları kullanabilmektedir. Kurum ödemelerinde diğer ilaçlar gibi oldu. Hatta fiyatlarda da düşme oldu. Bu ilaçlar 10 yıl öncesine göre onda bir düştü. Bir süre sonra benim içime gelen şuydu; Bu ilaç artık reçetesiz verilsin. Reçetesiz kullanılabilir hale gelmeli diye düşünürken bu tartışmalar çıktı. Yine de baktığımız da öncelikle bu konuda bir rant olduğunu ve insanların medya ile olan ilişkilerini düşünmek gerekiyor. Rant; Örneğin; Bir hanımefendi bir diyet yazdı ve böyle bir tartışma ortaya attı, kitap yazdı. Bu tartışmalar hanımefendinin kitaplarının satışına yol açacak. Yine bir tane konuşan kendi alanında bile değil, göğüs hastalıkları uzmanı kolesterol ve ateroskleroz konusunda hükümler veriyor, ahkâmlar kesiyor. Onun da özel muayenehanesi var, özel çalışıyor. Özel çalışan insan için en önemli şey tanınırlıktır, medyada ve gündemde olmaktır. Burada bir rant olayı ortada duruyor. Bu tartışmalarla biz çok karşı değiliz. Tartışıldıkça doğrular bulunur. Bu tartışmalarla insanlar neyi, niçin kullandıklarını soracaklardır ki, doktora şunu hatırlatacaktır. Doktor bey siz bu ilacı bana niye veriyorsunuz? Bizde onlara şunu diyeceğiz;”Bu sizin kolesterolünüzü düşürecek, belli bir seviyenin altına indirecek ve onunla beraber sizin tekrar kalp krizi geçirmenize, beyin felci geçirmenize karşı koruyucu olacak. Keserseniz sorumluluk size aittir diyeceğiz. Bir de Türkiye’de son zamanlarda artan bir şey var. Bütün televizyon kanallarında 1 aylık tedavi 60 TL. Şu kadar alıyorsun damarını açıyor, yağlarını düzenliyor. Baldan tutunda her türlü bitkisel ilaç denilen bir takım maddeler TV kanalında dağıtıma sunuluyor ve bunlar kontrolsüz bir şekilde insanlara gösterilmektedir. Biz çok fazla hasta da bunu görüyoruz. Bunu mu kullanalım, ilacı mı kullanayım diyorlar. Biz karar vermek zorundayız. Bilimsellikten mi yanayız yoksa hurafelikten mi yanayız. Bu gibi ilaçların nerde klinik çalışması yapılmış. Biz ortodoks tıbbı okuyoruz yani pastoral teoriye inanıyoruz. Pastoral tedavi; Bir hastalığın sebebine yönelik bir araştırmalar bulunuyor. Geldiğimiz noktada biz aterosklerozu önleyemiyoruz. Ama ateroskleroz gibi olayları önleyebiliyoruz. Buradaki ilaçlar çok önemlidir. Ancak bu tartışmalardan etkilenen insanlarda olabilir. Örneğin; 300.000 kişi bundan etkilendi ve ilacını bıraktı. Bundan 5-10 kişi kalp krizi geçirdi ve öldü. Kim suçlu bu kişiler.

İlacınızı Uzman Hekim Yazıyorsa Alın

Bu ilaçları uzman hekim yazması gerekiyor. Kardiyoloji, iç hastalıkları uzmanı, dahiliye uzmanları ve aile hekim uzmanları bu gibi tedavinin tamamına hakimler. Eğer bu hekimlerden birisi yazdıysa bu ilaçlar gereklidir, , kesmek hastanın aleyhinedir. Keser se hasta sorumluğu kendine almış olur. Hangi konuda kim uzmansa ona gitmeliyiz.

Türkiye’de Boş Saha Var

Bu konu Türkiye’de şu anda boş bir saha vardır. Tam Gün Yasası çıkması ile birlikte gerçekten mesleğini seven hocalarımız kışlalarına çekildi ve sadece üniversitelerde görev yapıyorlar. Onun dışında muayenehaneler kalmadı. Hastaların bilgi alacağı bir boşluk oluştu. Zaten son zamanlarda artan ot gibi şeylerin artmasında bunu suçlayabiliriz. Yani Türkiye’de önemli miktarda bilim adamları üniversitelere geri döndü ya da devre dışı kaldı. Ortalıkta böyle 3-5 tane her konuda söz söyleyen insanlara kaldı. Zaman zaman böyle şeyler çıkarılıyor.

Kolesterol İlaçlarından Geri Dönüş Yok

Kolesterol tedavisi, kardiyolog ve ateroskleroz konularının en ortasında duran en temel ilaçlardan birisidir. Yani bugün güvenle verilebilecek hastalarda da en çok fayda sağlayacağını düşündüğümün ilaçlardan birisi kolesterol ilaçlarıdır. Yani ben bundan geri dönüş olacağını düşünmüyorum. Bugüne kadar ateroskleroz ile ilgili teori geri dönüş olman çok tartışılmış olsa da bu şekilde geleceğe devam edeceğini düşünmüyorum. Tabi ki bu bir ilaçtır insanlara veriliyor. İlaçların yan etkilerinin izlenmesi gerekir. Öncellikle uzmanların söz söylemesi gerekir. Birileri söz söyleyecekse bu konuda konuşmasın. Çünkü bu konu hassas. Bu doğrudan Türkiye’de aynı anda bu kadar kişinin ölüm söz konusu. Biz terör diyoruz, bunda ne olacak. Biz hastalara stent takıyoruz. Stent taktığımız hastalara ilaç veriyoruz. Hastalara özellikle bunu kullanmazsanız taktığımız stent tıkanır diyoruz. Sonra birisi bu senin midene dokunur diyor, hastada kesiyor ve 2 gün sora ölüyor.

 

21/12/2011 – Nurcan Ünlü, Ayşe Kılıç, Berna Arabacıoğlu

 

13 kez görüntülendi.
21 Aralık 2011 - 7:46