Osmanlı’nın Şiire Yansıyan Hayatından Kareler

02 Mart 2017

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi (SASGEM) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu, Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Ali Kaya oldu.

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte “Osmanlı’nın Şiire Yansıyan Hayatından Kareler” konusu ele alındı.

Osmanlı Şiiri Nasıl Bir Şiirdir? 

Osmanlı’nın şiiri ve edebiyatı, isimlendirmelerden başlamak üzere pek çok probleme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, “Şairlerin sarayla irtibatları göz önüne alınarak bu edebiyata saray edebiyatı, büyük çoğunluğunun medrese kökenli olmasından hareketle okumuşlar, aydınlar edebiyatı, yüksek bürokraside görev aldıkları için yüksek zümre edebiyatı denmiştir. Bugün baktığımızda bu adlandırmaların ve ileri sürülen tezlerin,  ortaya konulmuş olan verilerle pekte sağlıklı olmadığı görülmektedir” diye konuştu.

Divan şairlerinin yüzde 60’ının medrese kökenli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kaya, “Divan şairlerinin çoğu tâbiri caizse okumuş yazmış adamlardır. Garip olan okumuş yazmışlığın bir problem olarak görülmesidir. Yine bu şairler içerisinde padişahlara nedimlik yapan isimler de vardır. Ama bunların hiç biri sarayda yatıp kalkmazlar. Onların şairlik yanında farklı olarak kadı, kazasker, müderrislik vb. gibi profesyonel meslekleri vardır. Yani bunlar saraya kapılanmış adamlar değildir. Diğer bir husus bu şiir bir büyük devlet şiiridir. Yine o dönem şairleri, bir yönüyle günümüzün halkla ilişkiler elemanlarına, idarecilerin danışmanlarına benzer bazı görevleri de yerine getirir, devlet adamlarının türlü icraatlarını yazdıkları şiir ile kamuoyuna duyururlardı” dedi.

Prof. Dr. Kaya konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı ; “Osmanlı şiirine yöneltilen bugün bir takım tezlerden bahsetmek gerekirse onların başında bu şiirin sadece aşktan şaraptan bahsettiği, hele gündelik hayata, milli kültüre ve yaşanmışlıklara hiç yer vermediği şeklindedir. Doğal olarak böyle bir eleştiri getirmek istenirse bunları o zamanın hayat şartlarında değerlendirmek daha mantıklı daha bilimsel daha etik bir davranış olacaktır. Yani neden bahsediyoruz? Neyi nerde arıyoruz? O gün için böyle bir şey var mıydı? Bu şiirin geleneği ve hâkim algıları neler idi? diye mutlaka sorgulamamız gerekiyor.”

Prof. Dr. Bayram Ali Kaya, sunumunun sonunda, ilgili örneklerden hareketle, Osmanlı’yı daha sağlıklı bir şekilde tanımak ve anlamak için, tarihinin yanı sıra şiirinin de dikkate alınması, onun bilhassa gündelik hayatına ilişkin pek çok yönünün şiirinde sergilendiğini ifade etti.

02.02.2017 – YC

13 kez görüntülendi.
02 Mart 2017 - 17:28