Ortadoğu Toplumları Değişti

12 Kasım 2015

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Ortadoğu Enstitüsü’nce (ORMER) düzenlenen Sosyoloji Konuşmaları serisinin ikincisi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Yüceşahin’in katılımıyla gerçekleşti.

Doç. Dr. Yüceşahin, ORMER Kudüs Salonu’nda gerçekleşen konferansta “Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Kitlesel Huzursuzluğu Anlamak: Evrilen Demografik Eğilimler, Toplumsal Değişim ve Yakın Gelecek İçin Öngörüler” başlıklı bir konuşma yaptı. Ortadoğu’daki ülkelerin ortalama doğum oranları, eğitim süreleri, bölge ülkelerinin nüfus özellikleri, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, insani gelişme endeksindeki eğilimler ile internet kullanım oranları gibi konularda bilgiler veren Yüceşahin, Ortadoğu ülkelerinin de son onyıllarda küresel demografik (nüfus) dönüşümün dışında kalmadığını söyledi.

Bu ülkelerde de son yıllarda doğum oranlarının oldukça düştüğüne dikkat çeken Yüceşahin, “İsrail açık bir şekilde demografik olarak gelişmiş ülkelere paralel bir dönüşüm geçirmiştir. Avrupa’nın 130, 140 yılda yaşadığı deneyimi, Ortadoğu ülkeleri 40-50 yıl arasında yaşamış. Ortadoğu halkları bir takım değişikliklere çok hızlı bir süreçte tamamlamıştır. Tüketim toplumu bu ülkelerde bir anda ortaya çıkmıştır” dedi.

Zorunlu göçler

Ortadoğu’da yaşanan huzursuzluğun ve çatışmaların bir nedenini de bu ülkelerdeki petrolün, ekonomideki yerinin en üste çıkmasına bağlayan Yüceşahin, petrol ekonomisiyle birlikte bazı ülkelerden zorunlu işçi göçleri olduğunu, bunların da son yıllarda ülkelerine geri dönerek işsizliğin ve huzursuzluğun başlamasına neden olduğunu söyledi.

Türkiye nüfusu düşecek

Türkiye ve Kuveyt gibi ülkelerin 1950’li yıllarda oldukça genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğunu aktaran Yüceşahin,  genç nüfus baskısının 2015 itibariyle özellikle Türkiye ve İsrail’de azalma eğilimi gösterdiğini, bunun da etkilerinin henüz Türkiye’de hissedilmediğini kaydetti. Türkiye’nin nüfusunun daha önceden söylenegeldiği gibi 100 milyona ulaşamayacağını ifade eden Yüceşahin, “Türkiye’nin nüfusu 2050’lere geldiğinde belki de 100 milyona ulaşamayacak. Şu anki demografik yapımızla 2050’ye geldiğimizde 95 milyonu göreceğiz. Bundan sonra ise nüfusumuz aşağı doğru inmeye başlayacak” şeklinde konuştu.

Ortadoğu’da aslında homojen olmayan nüfus yapısı sonucunda artan kitlesel huzursuzlukların protestolara dönüştüğünü, protestoların da ülkeleri ateş çemberine dönüştürdüğünü belirten Yüceşahin, bunun aslında 1970’li yıllardan sonra sermaye yoğun petrol üretimine dayalı sürecin ağır sonuçları olduğunu söyledi.

Toplumsal bilinç arttı

Bölge ülkelerinin baskın bir biçimde Arap nüfusu barındırdığını, ancak bunun bölgede başka ırkların, mezheplerin, dinlerin ve ideolojilerin olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Yüceşahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkeler aslında küresele bağlı toplumlar. Dünyadan kopuk yaşayan toplumlar değil. İnternet ve eğitim ile bu toplumların kapıları yeni düşüncelere aralandı. Politik ve toplumsal olarak gelişebilecek bir bilinç yükselimi aşamasına geldiler.

Bölge ülkeleri arasında insanlar yıllarca petrol endüstrisinde çalışmak için zorunlu göçlere tabi tutuldular. Daha sonra bu insanlar ülkelerine geri gönderildiler. Buralarda işsiz kaldılar, yoksullaştılar. Politik hareketlenmede bu nüfus değişimlerinin çok fazla etkisi var. Ancak bölge ülkelerinin bir kısmında sınıfsal farklılıklar, toplumsal bölünmüşlük ve kutuplaşma çok keskin.  Batı ülkeleri için avantaj olan bu çeşitlilik, bu değerler, Ortadoğu toplumlarında dezavantaja dönüştü. Bölgenin toplumsal cinsiyet eşitsizliği de aslında sınamamız gereken en temel noktalardan birisi.

Bu bölgenin yöneticileri bölgeyi alışık oldukları şekilde yönetmek istiyorlar. Ancak bölge halkı değişti. Dolayısıyla politik yapılanma biçimleri de çok farklı. Toplumsal hareketler de bunların sonucunda oluştu.”

12/11/2015 – ST

16 kez görüntülendi.
12 Kasım 2015 - 17:09