Ortadoğu Çalıştayı

19 Haziran 2013

Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi işbirliği ile ‘Ortadoğu’ isimli bir çalıştay düzenlendi.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ)  Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafındanortaklaşa düzenlen ‘Ortadoğu’ isimli çalıştay, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. 14 akademisyenin katıldığı toplantıda, Türkiye’nin ortadoğu politikası, ortadoğudaki değişimler ve dünya ülkelerinin değişimlere bakışı, komşularla ilişkiler, Arap baharı konuları masaya yatırıldı.

SAÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat’ın Başkanlığında düzenlenen çalıştayın ilk oturumuna, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Emre Erşen, Sabahattin Zaim Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Basri ve Harun Küçükaladağlı konuşmacı olarak katıldı.

Yanlış Yöntemlerle Doğru Hedeflere Ulaşılmaz

“Türk Dış Politikasında Nedensellik Ağı” konulu bir sunum yapan Yrd. Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın komşularla ilişkilerde stratejik hedefler ile yöntemlerin birbirine karıştırılmaması gerektiğinden bahsetti. Bulunduğumuz bölgenin tüm dünya ülkeleri arasında büyük bir stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Yalçın, “Daha fazla saygınlık kazanmak istiyorsak bu jeopolitik konumu lehimize kullanmamız gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesinin bir yöntem değil hedef olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Yalçın, “Bölgemizde daha fazla silahlanmak, güç artırımına gitmek güvenlik zaafiyetini de beraberinde getirecektir. Komşular arasında güvenli bir yerde kalamamak silah sanayine daha fazla para harcanmasına sebep olacağı gibi ekonomik gelişmeyi de olumsuz etkileyecektir. Yanlış yöntemlerle doğru hedeflere ulaşılmaz” şeklinde konuştu.

Suriye Sorununa Rağmen Rusya’yla İyi İlişkiler Kuruyoruz

Suriye krizi ışığında Türkiye-Rusya ilişkilerini değerlendiren Öğr. Gör. Dr. Emre Erşen, 90’lı yıllarda yaşanan birçok olumsuzluğun ardından 2000’li yıllarda Rusya’yla kurulan olumlu ilişkilerin günümüzde iki ülkenin ortadoğudaki politikaları nedeniyle karşı karşıya gelmelerine rağmen kültürel ve ticari ilişkilerin sekteye uğramadığını belirtti.

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Emre Erşen yaptığı konuşmasında Suriye krizi ışığında Türkiye-Rusya ilişkilerini değerlendirdi. Rusya’nın sıcak denizlere açılan tek kapısı olan Suriye’yi kaybetmek istememesi nedeniyle Suriye’ye destek verdiğini söyleyen Erşen, “Rusya’nın Ukrayna’dan sonra yurtdışındaki tek üssü Suriye’deki Tartus. Üstelik Akdenize açılan tek kapısı. Elbette ki Suriye’yi kaybetmek istemeyecek. Türkiye de Esad’ın karşısında olmasına rağmen Rusya’yla ilişkilerde sorun olşturmuyor bu durum. Görüs farklılıklarının gittikçe belirginleşmesine rağmen dış ilişkilerde temellerin nasıl sağlam atıldığını burada görmekteyiz” diye konuştu.

D-8 Siyasi Değil, Ekonomik İşbirliği Programıdır

D-8 Genel Sekreterya’sından temsilci olarak katılan Harun Küçükaladağlı, Türkiye’nin ortadoğu politikasında D-8 ekonomik işbirliği programının önemine değindi. İran, Mısır ve Türkiye’nin aynı masaya oturduğu tek ekonomik işbirliği programı olan D-8’in gelecekte de siyasi alanda etkisini göstermeyeceğini dile getiren Küçükaladağlı geçmişteki siyasi olaylara niçin tepkisiz kaldıklarını söyledi. Küçükaladağlı, “D-8’i toplumumuz bir siyasi yapılanma sanıyor. Filistin, Mavi Marmara, Suriye konularında niçin sessiz kaldığımızı soruyorlar. Biz siyasi bir örgüt değiliz. Ekonomik işbirliği yapılmasına olanak sağlayan bir kurumuz. Siyasi alanda görüş belirten bir bildiri yayınlamamız mümkün değil” şeklinde konuştu.

19/06/2013 – CP

2 kez görüntülendi.
19 Haziran 2013 - 14:03