Yaşlılık Rahmettir

18 Mart 2015

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdullah İnce, İslam’ın yaşlıları, modern toplumların aksine bir yük olarak değil, rahmet olarak gördüğünü söyledi.

Her canlı gibi insan da doğar, yaşlanır ve ölür. Bu durum, insanoğlunun kaçınılmaz gerçekliğidir. Yaşlılık olgusu, son yüzyılda daha da dikkat çekici bir hale gelmiştir. Sanayileşmiş Batılı ülkeler başta olmak üzere, tüm dünyada yaşlı nüfus artış göstermektedir. Türkiye, bugünkü haliyle genç nüfusun yüksek olduğu bir ülke olmasına karşın, tüm gelişmiş ülkelerin karşılaştığı, nüfusun yaşlanması olgusu ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla ülkemiz, yakın gelecekte yaşlılık sorununa daha fazla eğilmek zorunda kalacaktır.

İslam dini, yaşlılığı doğal bir süreç olarak ele almaktadır. Kur’an yaşlılık çağını bir taraftan insanın fizyolojik ve psikolojik evrimi içerisinde bir süreç olarak ele alırken, bir yandan da insanın kâinat içerisinde hayatının sadece dünyadan ibaret olmadığına vurgu yapmaktadır. Yaşlılık, insan ömrünün en zor çağı olsa da, insanın sonsuz yaşam serüveninde kısa bir dönemdir. Başka bir deyişle, İslami bakış açısıyla yaşlılık büyük bir huzur kaynağı olabilir, zira yaşlılığın peşinden gelen ölümle birlikte yeni bir doğuş gerçekleşecektir.

SAÜ İlahiyat Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Abdullah İnce, Peygamberimizin, yaşlılığı hayatın bir parçası olarak kabul edip, yaşlılık olgusuna gerçekçi yaklaştığını belirtti. Yaşlılığın engellenemeyecek bir süreç olduğuna dikkat çeken İnce, “Yaşlılığı gerçekçi bir bakış açısıyla ele alan Hz. Peygamber, insan ömrünün son döneminde bir anlamda düşkünlük sayılacak yaşlılıktan ve onun getireceği olumsuzluklardan Allah’a sığınmıştır” diye konuştu.

Yaşlılarla empati kurabilmek önemli

Yaşlılığın, Allah’ın ömür verdiği herkesin karşılacağı bir süreç olduğuna vurgu yapan Abdullah İnce, bu çağa henüz gelmemiş insanların empati yaparak yaşlıları anlamasını, onlara saygı göstermesini, hukuklarını korumasını, onlara merhametle ve şefkatle davranılması gerektiğini kaydetti.

Modern toplumların yaşlıları üretmeyip tüketen, yaşlılara bile genç gibi görünmeyi dayatan, böylelikle de değersizleştiren bakış açısına karşın İslam’ın yaşlıları yücelttiğini söyleyen İnce, “İslam, yaşlıları toplum için bir rahmet vesilesi, rızık vesilesi olarak görür. İçimizdeki yaşlılar, çocuklar ve acizler sebebiyle rızıklandırıldığımızı bize hatırlatır” şeklinde konuştu.

İslam yaşlılara pozitif ayrımcılık önerir

İslam’ın, yaşlılara muamelede ‘pozitif ayrımcılık’ öngördüğünü vurgulayan İnce, İslam’da yaşlılara duyulan hürmetin Müslümanlarla sınırlı olmadığı bilgisini aktardı. Kur’an’ın yaşlılardan bahseden ayetlerinde, özellikle psikolojik ihtiyaçlara dikkat çekildiğini aktaran İnce “Kur’an onlara nasıl davranılması gerektiğine, onların bu dönemde ilgiye, şefkate ve saygıya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğuna vurgu yapar. Onlara karşı oldukça hassas ve ölçülü davranmak gerektiğini mensuplarına hatırlatır. Bu bağlamda özellikle anne-baba hakkı ve onlara karşı ödevler dikkati çeker” diye konuştu.

Kur’an’ın inanlara, yaşlılara nasıl davranılacağı belirtilerek ve yaşlı kimselerin yaşadığı ortamlarda güven ve huzurun nasıl temin edileceği tavsiye ederek, bir tür aile terapisi önerdiğini kaydeden İnce “Böylece yaşlılar aile bireylerinin desteğiyle moral kazanacak, karşılaştıkları engelleri daha kolay aşacak ve yaşlılıktaki en fazla karşılaşılabilecek problemlerden biri olan kendini yalnız hissetmekten kurtulmuş olacaklardır” değerlendirmesinde bulundu.

Huzurevleri ideal bir tercihe dönüşmemeli

Yaşlıların huzurevlerine terkedilmesini de değerlendiren İnce, huzurevlerinin ortaya çıkabilecek çeşitli mecburiyetler açısından sadece bir imkan olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. İnce şunları söyledi: “Çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilecek durumlar için huzurevleri bir alternatiftir. Ama bu hiçbir zaman toplum için ideal bir tercihe dönüşmemelidir. Çocukluğunda evladının başı ağrısa uykuları kaçan büyüklerimiz, tam evladına ihtiyaç duyacağı zamanda buralara terkedilmemelidir. Yaşlılarımız aile sıcaklığını, evladının ve yakınlarının şefkat ve merhametini yakından hissetmeli, sosyal ortamlardan kopmamalıdır. Bu dönemde ortaya çıkabilecek yalnızlık, terkedilmişlik ve değersizlik hissi, yaşlılarımızın zaten zor olan hayatlarını daha da zorlaştıracaktır.”

Yaşlı bakımı için çeşitli alternatifler geliştirilebilir

Yaşlı bakımı için zaten var olan çeşitli alternatiflerin geliştirilebileceğini, evde bakım hizmetinin güzel bir alternatif olduğunu anlatan İnce, “Gerekli maddi yardımlar ve evde destek sistemi uygulanabildiğinde, huzurevlerinin yaşlı yoğunluğunun yarıya yakın azaltılabileceği belirtilmektedir. Bu, hem yaşlılarımızın sosyal ortamlardan kopmadan ve aile sıcaklığından ayrılmadan hayatlarını devam ettirebilecekleri bir alternatiftir hem de huzurevlerinin yükünü azaltarak mevcut şartların daha da iyileşmesine, hizmet kalitesinin artmasına katkıda bulunacaktır” diye konuştu.

Yaşlılık dönemine hazırlanmanın önemine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Abdullah İnce, insanların hayatın boşluk kabul etmeyeceği gerçeğinden hareketle hem sağlık, hem maddi ve hem de psikolojik yönüyle yaşlılığa hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. İnsanların yaşlılık gerçeğini kabul ederek bu dönemi nasıl verimli bir şekilde geçireceğini önemsemesi gerektiğini vurgulayan İnce, “Hayat boyu uzak olamayacağımız ibadetlerimiz ve dini sosyalleşme ortamları, bu dönemde daha da önem kazanabilir. Müdahaleci bir üslup yerine bilgece-yapıcı bir tutum ve birlikte yaşadıkları bireylerin hayatına saygı gösterip inisiyatif alanlarını daraltmayan tutumlar, her zaman yaşlılara saygı ve sevgiyi arttıracak bir husustur” değerlendirmesinde bulundu.

18/03/2015 – HAY

3 kez görüntülendi.
18 Mart 2015 - 13:56