Tecrübeden Norma Medeniyet

23 Şubat 2017

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi’nin (SASGEM) düzenlediği Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer oldu.

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte entelektüel gündemin en temel kavramlarından birini oluşturan “Medeniyet” kavram merkezli “Tecrübeden Norma Medeniyet” başlıklı konu ele alındı.

Medeniyet modern dünyanın ana kavramlarından birisidir

Geleneksel dünyada din kavramının her şeyi kuşatan külli bir kavram olduğunu belirten Prof. Dr. Bedri Gencer, “Geleneksel dünyada dinin dışında bir şey yoktu. Ama modern dünyada din ve ekonomi, din ve ahlak, din ve siyaset gibi ayrılmalar ortaya çıkmıştır. Bu ayrılma ve sekülerleşme sürecinde dine alternatif olarak ortaya çıkan temel kavram da medeniyet kavramıdır. Medeniyet kavramı son iki asırdır Batı gibi İslam dünyasının da temel tartışma konularından birini oluşturmaktadır” dedi.

Üç eksende medeniyet tahlili

Medeniyetin üç eksen ile anlatılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Gencer, şöyle devam etti: “medeniyetin birinci ekseni ana eksenimiz ‘kadim ve modern anlamda medeniyet’tir. İkinci eksen ise ‘medeniyetin Batılı ve İslami ülkelerde anlamı’dır. Üçüncü eksenimiz; ‘son emperyal devirde medeniyet’ ne ifade ediyor? ‘Ulus devletlerinde’ ne ifade ediyor? Ve ulus devletlerden çıkış sürecinde ne ifade ediyor? Bu üç eksende medeniyet tahlili yapılmalıdır.”

Kelimelerin etimolojisi bize onun arkasında yatan varlığı gösterir

Kelimelerin etimolojisinin, arkasında yatan varlığı insana gösteren en kestirme yol olduğunu kaydeden Gencer, şunları söyledi: “Buna dayanarak medeniyet kavramı nereden geliyor? Medeniyet kavramı ‘Medine’den geliyor. Medine ise ‘din’ kelimesinden gelir ve dinin yaşandığı yer anlamına gelir. Medeniyet Medine kelimesinde temellendiği için öncelikle ‘medeniyet’ kelimesi bir tecrübeyi ifade ediyor. Tecrübenin zaman ve mekân olarak iki boyutu vardır. Mekân boyutunda, medeniyet ancak ve ancak bir Medine’de temellendirilir. İkincisi; Tecrübe yaşanmış olana atıf yapar. Mesela Orta Çağ Bağdat medeniyeti veya 16. asırda Bursa medeniyeti dediğimiz zaman tecrübeye atıf yapıyorsunuz.

Yine klasik kaynaklara baktığımız zaman medeniyetin dört boyutu ortaya çıkıyor. Medeniyetin dört boyutu; içtimai, siyasi, hukuki ve ahlaki boyutlardır. Medeniyetin içtimai yani sosyal boyutu halk bazında olup, siyasi boyutu ise devlet olmaktadır. Hukuki boyutuna ise doğrudan medeniyet diyoruz. Teknik anlamda hukuki medeniyet şudur. Medeni hukukun egemen olduğu topluma medeniyet diyoruz. Dördüncü boyutuna ise insaniyet denmektedir. Medeniyet kavramı bu dört anlamda da kullanılabilir.”

Tecrübeden norma dönüşen medeniyet kavramındaki değişiklikler

Prof. Dr. Bedri Gencer, medeniyet kavramındaki değişiklikler ile ilgili ise şunları söyledi: “Normalde meşruiyet ilişkisine göre medeniyetin dine uygunluğu söz konusu iken, medeniyet eğer bir tecrübe ise dine uygun olmak zorundadır ve medeniyet dini yaşama tarzı demektir. Fakat Batıda dini krizlerden dolayı zamanla bizatihi medeniyetini, yani kendi pratiğini, kendi tecrübesini normatif hale getirmek zorunda kalmıştır. Emperyal devletler ile ulus devletleri arasındaki dönüşme, medeniyet izafesini de değiştirmiştir. Osmanlı Medeniyeti yerine Osmanlı Devleti denilmektedir.

Meselenin özü şu; Kadim dünyada medeniyet bir tecrübe idi. Fakat medeniyet tecrübeden norma dönüştürülünce, sekülerleşme sürecinde artık dine izafe edilmeye başlanıyor. Yani Bağdat, Atina gibi şehre endeksli medeniyetten Hristiyan medeniyeti, Yahudi medeniyeti ve İslam medeniyeti gibi norma dönüştürülen bir medeniyet algısı oluşmuştur.”

23-02-2017 / ST

20 kez görüntülendi.
23 Şubat 2017 - 13:55