Savaşlar Edebiyata Yansır

16 Aralık 2014

Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Uluslararası Savaş ve Edebiyat Sempozyumu” başladı.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen sempozyumun açılış törenine SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan, SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu yaptığı açılış konuşmasında, sempozyumu düzenleme fikrinin 2014 yılının Birinci Dünya savaşının 100’üncü yıl dönümü olması ve savaşların edebiyata nasıl yansıdığının tartışılması amacıyla ortaya çıktığını söyledi.

Sempozyumun bilim dünyasında edebiyat ve savaş konularının tartışılarak bilimsel anlamda olumlu sonuçlar doğuracağını umduklarını belirten Daşçıoğlu, “Bu sayede savaş olgusunun yeniden farklı açılardan düşünüleceğini, tartışılacağını düşünüyorum ve edebiyatın nitelikleri ile bir savaş edebiyatı türünün olup olmadığının da ortaya çıkacağına inanıyorum” diye konuştu.

Osmanlıca Tartışması Yersiz

Sempozyumun açılışında konuşan Rektör Elmas, savaş ve edebiyat konusunda her yaşta insanın söyleyebilecek birçok şeyi olduğundan söz etti. Türkiye’nin yakın coğrafyasında devam eden savaşların getirdiği ve getirebileceği çok sayıda yaşanmış hikâyelerin de sempozyumun konusu içerisinde olduğunu ifade eden Elmas, bunların da gelecekte yazılmış yazılarla ve kitaplarla tarihe geçeceğini kaydetti.

Son günlerde Türkiye’nin gündemine oturan Osmanlıca tartışmasına da değinen Elmas, konunun aslında tartışılmaya gerek olmayan bir konu olduğunu söyledi. Elmas, şöyle devam etti: “Biz büyüklerimizden savaş dönemlerindeki hikâyeleri ve olayları dinlerdik.  Keşke o zaman yazılmış olan yazıları da rahatça okuyup anlayabilseydik. Bu bakımdan Türkiye’nin gündeminde olan Osmanlıca tartışmasını gerçekten kişisel olarak yersiz buluyorum. Osmanlıca bilmekten daha normal bir şey olamaz. Ama maalesef Türkiye’de çoğu zaman konunun kendisi değil başka hususlar öne çıkıyor. Dolayısıyla Osmanlıca konusunun da tartışılacak hiçbir tarafı yok.  Bir mühendis olarak söyleyebilirim ki, mühendislik olarak Osmanlı’da yapılan hiçbir şeyden haberimiz olmadı. Sadece Türkiye’ye gelen yabancıların verdiği bilgileri okuduk. Sonradan öğrendik ki, Osmanlı’da da bu alanda birçok çalışma yapılmış. Biz bunları sonradan çıkan yayınlardan öğrendik. Bu bakımdan konunun kendi mecrasında tartışılması doğru olacaktır.”

Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panel ile devam eden sempozyum, iki gün sürecek.

16/12/2014 – ST

3 kez görüntülendi.
16 Aralık 2014 - 14:35