Reform Konusunda Üniversiteler Hükümeti Cesaretlendirmeli

08 Ekim 2013

SAÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamza Al, reform konusunda üniversitelerin  siyasal iktidarları daha fazla cesaretlendirmesi gerektiğini söyledi.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamza Al, demokratik açılım konusunda üniversitelerin geri planda kaldığını ve siyasal iktidarları daha fazla cesaretlendirmesi gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Al, “Bugün için ülkemizin içinde bulunduğu en büyük sorun olan zihniyet sorununu aşmak sanıldığından daha zordur. Andın kaldırılması bu anlamda önemli bir psikolojik eşiğin aşılmasıdır. Akademi dünyası olarak bizler, eğer üzerimize düşeni yapsaydık, basit bir andın kaldırılması ya da üç tane harfin sisteme sokulması için bugün hükümet demokratik paket ilan etmek zorunda kalmazdı” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan “Demokratikleşme Paketi” konusunda açıklamalar yapan SAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamza Al, açılım paketi birçok yönden ele alınabileceğini ifade ederek, iktidarın ince eleyip sık dokuduğunu ve tüm kesimler düşünülmeye çalışıldığını söyledi. Politik ve toplumsal dengelerin iyi gözetilmiş olduğunu belirten Al, “Pakette küçük ama sembolik ve anlamlı iyileştirmeler var.  Bunlardan en sembolik olanı okullardan andın kaldırılmasıdır. Bu küçük ama sembolik adımda, kar kış demeden minicik yavrularını her sabah sıraya dizen, onları okula askeri düzenle sokan, okulları kışla gibi gören bir zihniyetten kurtuluş umudunu görüyorum” diye konuştu.

Ülkenin içinde bulunduğu en büyük sorun olan zihniyet sorununun aşılmasının sanıldığından daha zor olacağını kaydeden Doç. Dr. Al, “Doğruluğu ve çalışkanlığı çocuklara marşla belletmeye çalışmak, en hafifinden komik bir durumdu. Irkçılık çağrışımı ise kabul edilebilir bir şey değildi” şeklinde konuştu.

“Tüm Bu Adımları Bir Yol Temizliği Olarak Görmek Lazım”

İlan edilen açılım paketinde, temel haklar ve özgürlükler konusunda hükümetin attığı olumlu adımları önemsediğini dile getiren Al, şöyle devam etti:

“Siyasal katılım kanallarının zenginleştirilmesi, her türlü ayrımcılıkla daha etkin şekilde mücadele edilmesi, yaşam tarzına saygı, kişisel verilerin korunmasına yönelik çalışmalar, kılık kıyafet konusunda daha çağdaş anlayışların benimsenmesi, gayrimüslim vatandaşların mülkiyet sorunlarının giderilmesi gibi gelişmeleri takdire değer adımlar olarak görüyorum. Tüm bunları, Türk Milletinin tarihi yürüyüşünün önündeki küçük engellerden kurtuluş ya da bir yol temizliği olarak görmek lazım. Türkiye,  önündeki bu engellerden tamamen kurtulmalı ve Türk siyasal sistemi daha çağdaş bir yasal zemine oturtulmalıdır. Başta Anayasa olmak üzere tüm mevzuat bu anlayış doğrultusunda yeniden gözden geçirilmelidir.

Daha sağlıklı bir gelecek inşa etmek için, başkalarının kazanımlarından rahatsız olmamak, farklılıkları zenginlik olarak görmek, tüm dini ve etnik unsurların kendini birinci sınıf vatandaş olarak görmesi için çaba göstermek durumundayız. Örneğin eğer biz sağlam zeminde hareket edip, doğru yönetim sistemleri inşa edersek, geçmişte olduğu gibi, gayrimüslimler neden medeniyetimize yine katkı yapmasın ya da Kürtçe barışın ve sevginin dili olmasın.”

“Akademi Dünyası Daha Cesur Olmalıydı”

Paketten beklentilerinin daha ileri düzeyde olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hamza Al, “Tuzu kuru olan birisinin politikacılardan daha fazla risk almasını beklemek doğru mudur bilemiyorum. Fakat çuvaldızı kendimize batırmak durumundayız. Sırtında yumurta küfesi olan siyasetçilerin, reform konusunda akademi dünyasından, yani bizlerden daha cesur olduklarını itiraf etmeliyim. Demokratik açılıma akademi dünyasının öncülük etmesi, özgürlükler konusunda siyasal iktidarları daha fazla cesaretlendirmesi beklenir” diye konuştu.

08-10-2013 / ST

 

7 kez görüntülendi.
08 Ekim 2013 - 13:46