Kerbela Şehitleri Anıldı

09 Aralık 2011

Kerbela Şehitleri, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Avrupa Öğrenci Topluluğu ve Sosyoloji Topluluğu’nun birlikte düzenlediği programla anıldı.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde 7 Aralık Çarşamba günü düzenlenen ‘Hz. Hüseyin ve Kerbela Ağıtları’ isimli programla Kerbela’da şehit edilen Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekiler anıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Musa Eken, “Bugün, Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinin yıl dönümünde, yasımızı paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz” derken, bu tip acıları bir daha yaşamadığımız bir dünya dilediğini söyledi.

Muharrem Ayı Müslümanlar Kutsaldır

“Hz. Hüseyin ve Aşure” adlı bir konuşma yapan SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut, Muharrem ayı denildiğinde kültürümüzde matem ve yas akla geldiğini söyledi. Bulut, şöyle konuştu: “Öyle ya, Hz. Peygamberin sevgili torunları, evladı bu ayda şehit edilmiştir. Bu ayın matemi kültürümüze o kadar yansımıştır ki, hem dini hayatımız hem de edebi hayatımız, sanatımız bu matemin ete kemiğe bürünmüş halidir.”

Muharrem ayının kutsal ve Müslümanlar için önemli bir ay olduğunu söyleyen Bulut “Bir şeyin kutsiyeti, önemi ve fazileti Müslümanlara göre iki temel kaynağa dayanır. Kur´an-ı Kerim’de ilgili şeye atıfta bulunulduysa veya peygamber efendimiz Hadis-i Şeriflerinde onun önemini vurgulamışsa, biz onu mübarek ve kutsal sayarız” dedi. Muharrem ayının, Kur´an-ı Kerim’de savaşların ve kan dökülmesinin haram olduğu dört aydan biri olduğunu dile getiren Bulut, “Bu şekilde Muharrem’i anlamlı, değerli, faziletli kılan, peygamber efendimizin pek çok rivayeti vardır. Bu ay için: ‘Muharrem ayı, Şeyrullah’tır.‘  yani Allah’ın ayıdır, demiştir.” şeklinde konuştu.

Hicri 61 yılına kadar Müslümanlar için bir huzur ve kurtuluş ayı olan Muharrem’in,  Kerbela olayından sonra Müslümanların gündeminde çok farklı bir yere oturduğunu söyleyen Bulut “Muharrem ayını bizim gündemimize çok daha farklı bir yere oturtan, 10 Muharrem 61 yılında vuku bulan elim, feci hadisedir. 1370 küsur yıldır biz Muharrem’i bir matem ayı, bir yas ayı olarak anmaktayız. Peygamber efendimizin çocuklarının şehit edildiği bir ay olarak, bu ayı üzerini kabuk bağlayan; her daim kanayan bir yara olarak zihnimizde saklamaktayız.”

Kerbala Olayına Giden Süreç

Kerbala olayına giden süreç hakkında bilgi veren Bulut, bu acı veren olayın Hz. Osman’ın şehit edilmesi ve Müslümanlar arasında yaşanan halifenin kim olacağı tartışmalarına kadar gittiğini belirtti.  Müslümanların büyük çoğunluğu Hz. Ali’nin halifeliğini kabul ederken, Şam Valisi Muaviye’nin buna yanaşmadığını söyleyen Bulut, Hz. Ali’nin şehit edilmesinden sonra Müslümanların  Hz. Hasan’ın devlet başkanlığına biat ettiklerini söyledi. Muaviye’nin bu durumu da kabul etmediğini söyleyen Bulut, Hz. Hasan’ın fedakârlık göstererek, Müslüman kanı boşa akmasın diye, halifelik makamından feragat ettiğini belirtti. Bulut, şöyle konuştu: “Ancak Muaviye öldüğünde bu iş tekrar Ehl-i Beyte verilecektir anlaşmasına Muaviye uymaz. Hz. Hasan’ı şehit ettirir, zehirletir ve onu katleder. Sonrasında da Muaviye, oğlu Yezid’i devlet başkanı yapmak için çeşitli dalaverelere girerek; Müslümanları korkutarak, sindirerek onlardan beyat alır. Ancak buna dur diyen, buna karşı çıkan, haksızlığı, zulme karşı çıkan, bir yiğit vardır, bir peygamber evladı vardır: O Hz. Hüseyin ve ona gönül veren Ashab-ı Kiram zinciridir.”

6 Bin Kişiye Karşı 72 Kişi

Zulme karşı çıkmak için Hz. Hüseyin’in belki de bilerek, Kerbela’ya doğru yol aldığını söyleyen Bulut, burada, Fırat suyunun kenarında günlerce susuz bırakıldığını belirtti. Günlerce bu halde bekledikten sonra Hz. Hüseyin’in her şeyi göze alarak, 6 bin kişiye karşı yanındaki 72 kişiyle birlikte savaştığını söyleyen Bulut, “Nihayetinde 10 Muharrem’de 72 kişinin yanında Hz. Hüseyin efendimiz de şehit düşmüştür. Üzerinde onlarca kılıç yarası vardır, mızrak yarası vardır ve bu şekilde şehit edilmiştir” dedi.

Kerbela’nın sıradan bir facia olmadığını belirten Bulut,  orada sadece Hz. Hüseyin’in şehit edilmediğini, onunla birlikte Hz. Muhammed’in soyundan 23 erkeğin de aynı anda ve aynı mekânda şehit edildiğini vurguladı. Bundan dolayı Kerbela’nın düşünce dünyamızda çok ayrı bir yer tuttuğunu söyleyen Bulut, “Garip olan şudur: Uğrunda canlarını vermeye hazır olan ve bu uğurda da uzun mücadeleler yapmış olan Müslümanlar, en azında bir kısmı, Peygamber efendimizin vefatından fazla değil, 50 sene geçmeden onun evlatlarını öldürecekleri bir noktaya gelmişlerdir. Bu gerçekten düşünmemiz, çok derin tahliller yapmamız gereken bir hadisedir” dedi.

Tarihimiz Boyunca Lanet Edeceğiz

Hiçbir gerekçenin Kerbela’da yapılan katliamı mazur gösteremeyeceğini dile getiren Bulut, “Bunu yapanları, tarihimiz boyunca lanet ettik, lanet edeceğiz. Hiçbir zaman Muaviye’nin ve Yezid’in yanında olmadık. Hz. Ali’nin, Hüseyin’in, Hasan’ın olduğu yerde Muaviye’nin ya da Yezid’in yanında yer almak Müslümanlar için bir züldür, bir eksikliktir” dedi.

Emeviler’in, yaptıkları hatayı anladıktan sonra bu olayı Müslümanların zihinlerinden atmak için hem dini hem de bizzat Peygamberi kullanmaktan çekinmediğini anlatan Bulut, “10 Muharrem’de süslü elbiseler giyilmesi, kadınların kokular sürmesi; gözlerine sürme çekmeleri cennetle müjdelenmeleri için bir vesiledir.” gibi uydurulmuş rivayetlere itibar edilmemesini tavsiye etti.

Dengeli Olmak

Hz. Hüseyin’in yasını tutarken, aşırıya gidilmemesini, dengeli olunmasını tavsiyede eden Bulut, 10 Muharrem’de yapabileceklerimizi şöyle sıraladı: “Muharrem’in 10 gününde oruç tutabiliriz. En azından Peygamber efendimizin tavsiye ettiği şekilde 3 günü ya da 2 günü oruç tutarak, Hz. Hüseyin ve yanındakilerin çektiği ıstırabı anlayabiliriz. Ya da bazı yörelerimizde yapıldığı gibi su orucu tutabiliriz, eğlenceden uzak durabiliriz, zevk ve sefadan beri durabiliriz. Bunları yaparken Evladı Resule yapılanları anlamak istiyorum, bunu biraz hissetmek istiyorum adına yapabiliriz.”

Program kapsamında SAÜ Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Kazım Gürkan ve öğrenciler “Kerbala Gülleri” isimli bir konser verdiler. İstanbul’dan gelen İstanbul Alevi Derneği Hubyar Semah Ekibi ise, “Gönüller Semahı” isimli semahlarıyla katılımcılardan büyük beğendi topladılar.

Etkinliğin düzenlemesinde katkısı olanlara plaketlerin verildiği programın sonunda aşure ikramı yapıldı.

07/12/2011 – AB

 

4 kez görüntülendi.
09 Aralık 2011 - 7:54