İslam ve Demokrasi

27 Kasım 2015

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü (ORMER) tarafından İslam ve Demokrasi konulu bir sempozyum düzenlendi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen sempozyuma, Türk ve İranlı akademisyenler katıldı. İslam Düşüncesinde Devlet Yönetimi ve Toplum, İslam Düşüncesinde Hukuk Devleti ve Vatandaşlık, Demokratik Yönetim İçinde İslam Tartışmaları konulu üç panelden oluşan sempozyumun açılış konuşmasını Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay gerçekleştirdi.

Ortadoğu Enstitüsü olarak, Ortadoğu ülkeleri ile Türkiye arasındaki işbirliğinin artırılması amacıyla 2 yıldan beri bu tür organizasyonlar gerçekleştirdiklerini ifade eden SAÜ Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Kemal İnat, “İslam dünyasına baktığımızda çok ciddi sorunlar görüyoruz. Bu sorunların algılarımızla alakalı sorunlar olduğunu da biliyoruz. İslam’ın ve İslam’daki yönetim anlayışının algılanışında ciddi sorunlar söz konusu. Bu sorunların çözümünde, bölge ülkelerinin dış politikalarına şekil verirken, mümkün olduğu kadar ortak bir yönetim anlayışı ve algı oluşturulması konusunda çaba sarf etmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

Demokrasinin, toplumun idaresi ve halkın halkı yönetmesi anlamına geldiğini söyleyen İran İstanbul kültür ataşesi Abdulreza Rashed, İslam dünyasının bilgiye ihtiyaç duyduğu bu dönemde böyle sempozyumun düzenlenmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İslam kültürü sadece bir yönetim tarzı değildir

İslam ve demokrasi ilişkisinin, Osmanlı Döneminden yani 19. yüzyıldan beri üzerinde durulan bir mesele olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, o dönemde öğrenim için Avrupa’ya giden öğrencilerin, muhaliflerin, sürgün edilen veya orada yaşamak zorunda kalanların, meşruti bir yönetimi demokrasi gibi görerek bunun üzerinde fikir yürüttüklerini ve tartıştıklarını belirtti.

İslam kültürünün sadece bir yönetim tarzı olmadığını vurgulayan Sarıbay, demokrasinin bir yönetim tarzı olduğunu, İslam’ın ise bir medeniyet, hayat tarzı ve şüphesiz bir din olduğunu söyledi.

Sekülerleşme sürecinde insan merkeze aldığında felsefi bir manizm olarak, insanın tanrısallaştırılmasının ortaya çıktığını söyleyen Sarıbay, “Seküler olan bir yönetimin temelinde olan dinsellik, dini olan değerlerin halk, ırk, sınıf, yönetici, egemen gibi daha dünyevi değerlerle kurgulanmasıdır. Günlük hayatımızda dinsel olan her şey seküler şekilde devam etmektedir. Bu dinselliğin kaybolduğu anlamına gelmez” diye konuştu.

27/11/2015- MA

25 kez görüntülendi.
27 Kasım 2015 - 16:40