Dünya Gündemi: Yemen

30 Mart 2015

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORMER) Araştırmacısı Ensar Muslu, Yemen’deki son gelişmeleri değerlendirdi.

Yemen, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Nüfusun yarıya yakını açlık sınırında yaşıyor. Kişi başına düşen milli gelir 9 dolar civarında. Ancak Yemen’in stratejik konumu, onun önemini arttırıyor. Dünyanın en önemli petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan’a komşu olması ve Körfez’deki deniz yollarının üzerinde bulunması ülkeyi vazgeçilmez kılıyor. Dolayısıyla ABD ve bölgedeki ülkeler için Yemen’de istikrar önemli.

Yemen’in en büyük aşiretlerinden Şii mezhebine mensup Husiler, ülkenin önemli bir kısmını kontrol altına aldı ve hala ilerleyişini sürdürüyor. Diğer taraftan Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri ve ayrıca ABD, bu ilerleyişten rahatsızlık duyuyor. Suudi Arabistan, İran’ı Husileri desteklemekle suçlarken, hem İran hem de Husiler bu iddiayı reddediyor. Son olarak, Arap ülkeleri Suudi Arabistan öncülüğünde Şii Husiler’in ilerleyişini durdurmak için askeri operasyon başlattı. ABD’nin de desteklediği operasyonla Yemen dünya gündemine geldi.

ORMER Araştırmacısı Ensar Muslu Yemen’deki son olayları değerlendirdi.

Aşiretlere Dayalı Bir Toplumsal Yapı

Yemen’in aşiretlere dayalı bir toplumsal yapıya sahip olduğunu ve Yemen siyasetinin aşiretler arası dengeler üzerine kurulduğuna dikkat çeken Ensar Muslu, 2011 Arap Baharı gösterileriyle devrilen 33 yıllık Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in de aslında aşiretlerin desteği ile iktidarını sürdürdüğünü hatırlattı. “Çok hassas dengeler üzerine oturan Yemen siyasetinde 2011 sonrası istikrarlı bir yönetim tesis etmek mümkün olmadı” diyen Muslu, hükümetin pek çok bölgede denetimi kaybettiğini ve Yemen’in çok aktörlü bir ülke konumuna geldiğini kaydetti.

Siyasal İstikrarsızlık

Yemen hükümetinin siyasi istikrarsızlık ortamında ülkenin güneyinde etkinlik kazanan El Kaide’ye karşı operasyona yoğunluk verdiğini hatırlatan Muslu, “Fakat 2014 yazında, kuzeyden güneye doğru Husi ilerleyişi başlamış ve ülkenin önemli bir kısmı Husi denetimine girmiştir. Husiler’in önündeki en büyük engel, Amran vilayetinde bulunan ülkenin en büyük aşireti Ahmerler’di. Bununla birlikte devrik lider Salih’e yakın aşiretlerin Husileri desteklemesi, Amran’daki dengeleri Husiler lehine değiştirdi. Zorlu mücadelenin ardından Amran, Husilerin kontrolüne geçti ve Amran’ın güneyinde bulunan ve Yemen’in başkenti olan Sana’ya ilerleyiş başladı” değerlendirmesinde bulundu.

Yemen halkının son yıllarda yaşadığı büyük ekonomik sıkıntıların Husiler’in etkinliğini arttırdığına dikkat çeken Muslu, nihayetinde Husiler’in yönetimi ele geçirdiğini belirtti. Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin devrik Cumhurbaşkanı Hadi’yi Yemen’in meşru yöneticisi olarak kabul ettiklerini kaydeden Muslu, bu nedenle Yemen’e yönelik saldırı başlatıldığını ifade etti.

İran’ın Husileri Desteklediği İddiası

Husiler’in İran tarafından desteklendiği iddiasının son yıllarda çokça dillendirildiğini kaydeden Muslu, bu iddianın İran ve Husiler tarafından reddedildiğini hatırlattı. İran’ın Husiler aracılığıyla Yemen’de etkin konuma gelmesi, bazı ülkelerin Husiler’e yönelik tedirginliğinin gerekçesini oluşturduğunu ifade eden Muslu, “Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri ve ABD, İran’ın Yemen’de etkin konuma gelmesi ihtimalinden fazlasıyla rahatsızlık duymaktadırlar. Dolayısıyla Suudi Arabistan önderliğinde Körfez ülkeleri Husilere yönelik hava operasyonunu başlatmıştır” diye konuştu.

El-Kaide Güçlenebilir

Husileri vurmanın El-Kaide’ye yarar sağlayacağına dikkat çeken Ensar Muslu, “Hadi yönetimi zaten başından beri zayıf bir iktidardı ve bugün başka devletlerin desteğiyle Yemen yönetiminin tekrar Hadi liderliğindeki iktidara teslim edilmesi çözüm getirmeyecektir. Husiler’in vurulduğu bir operasyon, Hadi’nin yanında El-Kaide’yi de güçlendirecektir. Dolayısıyla Hadi’ye teslim edilen Yemen’de, üstesinden gelinmesi gereken çok daha güçlü bir El-Kaide bulunacaktır” ifadelerini kullandı.

Husilerin Şia inancına yakın olmalarının, Yemen’i İran güdümünde bir ülke haline getireceğini düşünmenin çok kestirmeci bir yaklaşım olacağını kaydeden Muslu, “SSCB ile Çin Halk Cumhuriyeti, aynı ideolojiyi paylaşmalarına rağmen aralarında bir ittifak kuramadıkları gibi, İran ve Yemen için de aynı durum geçerli olabilecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Yıllardır El-Kaide’ye karşı insansız hava aracı operasyonlarını bizzat kendisi yürüten ABD’nin, Yemen’de Husiler’e karşı operasyonu Sünni devletlere bırakmış olmasının dikkat çekici bir ayrıntı olduğunu kaydeden Muslu, bu hareketle Husiler’in Sünni devletler tarafından İran saflarına doğru itildiğini söyledi. Ensar Muslu, Sünni devletlerin böylece korktukları geleceği kendi elleriyle inşa ettiklerini sözlerine ekledi.

30/03/2015 – HAY

5 kez görüntülendi.
30 Mart 2015 - 11:30