Yazar Necati Mert’e Fahri Doktora

09 Nisan 2012

Sakarya’nın yaşayan en önemli yazarlarından A. Necati Mert’e, Sakarya kültürüne ve Türk edebiyatına yaptığı katkılardan dolayı Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Senatosu tarafından Fahri Doktora unvanı verildi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen fahri doktora törenine Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeki Toçoğlu, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, doktoranın akademik çalışmalarda en üst seviyede verilen bir diploma niteliğini taşıdığını belirtti. Fahri doktora payesinin ulusal, uluslararası alanda bilime sanata, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunanlara verildiğini hatırlatan Elmas, Sakarya Üniversitesi tarafından fahri doktoraların bugüne kadar cumhurbaşkanları dâhil, sanayi ve spor alanında başarılı çalışmalar yapanlara verildiğini, bugün ise Sakarya’nın yetiştirdiği önemli bir edebiyat insanına bu unvanı verdiklerini belirtti.

Sakarya’da edebiyat alanında yetişen az sayıda insandan birinin Necati Mert olduğunu dile getiren Elmas, Mert’in Türk edebiyatına ve Sakarya kültürüne yaptığı katkılarından dolayı SAÜ Senatosu kararıyla fahri doktora unvanı verilmesinden mutluluk duyduğunu söyledi.

Bir yazar olduğu kadar bir eş ve bir baba

Ankara’da genç yaşta izlediği bir filmden yola çıkararak hayat hikâyesini anlatmaya başlayan Necati Mert, inzivaya çekilerek, yazanlardan olmadığını; bir yazar olduğu kadar bir eş, bir baba olduğunu hiç unutmadığını belirtti. Mert, bu şekilde yazmanın zor olduğunu ama bu zorluğuyla yazar olmayı tercih ettiğini dile getirdi.

Hayatının mücadeleyle geçtiğini, düşünceleri ve yazdıkları nedeniyle birçok saldırıya uğradığını, soruşturma geçirdiğini ve hapis cezası aldığını ifade eden Mert “İfade. Cezaevi. İdari tahkikat. Bakanlık emri, yani kızağa çekiliş. Tehdit mektupları. Saldırı. Kitabevimin bombalanması vs. vs. En ağrıma gideni de sabıka dosyam için Emniyette numaralı mengende fotoğrafımın çekilmesidir.” diye konuştu.

“Ben kimim?” sorusunu çocukluğundan bugüne kadar hala kendine sorduğunu dile getiren Mert, “Tamam, bugün Üniversite’ye çıkarken dinledim kendimi. Şimdi de sürdürüyorum. Ama ilk olmuyor bu. Bildim bileli kendimi tanımaya çalışıyorum. Dediklerimi, yaptıklarımı tartıyor, sorguluyor, kendimle yüzleşiyorum. Kimim ben? Siyasallaştığım ilk gün ne idiysem yine oyum” dedi.

Solculuk rujla ojeyle tanımlanamaz

Sol düşünce anlayışını ve kendisinin nerede durduğunu anlatan Mert konuşmasını şöyle sürdürdü: “Solculuğu eşitlikle ve sömürüye karşı olmakla, sağcılığı da kapitalizmle tanımlarım. Rujla, ojeyle, kısa etekle yahut sinekkaydı tıraşla yahut da kravatla tanımlanamaz solculuk. Bunlar pozitivizmin, modernizmin, daha özel dille söyleyeyim: Kemalizm’in alametifarikaları. Benim açımdan siyasal değerleri yoktur. Ben mest lastikli, sakallı bir muhteremin eşitlikten yana olabileceğine, sömürüye karşı çıkabileceğine inanır, onunla eyleme de katılabilirim.”

İki taraftan muşta ile dövüldüm

Necati Mert, yazdıkları ve eylemleriyle ne sol ne de sağ kesimden alkış almadığını hatta yer yer her iki taraftan eleştiri bile aldığını belirti. Solcuların kendisini ‘Tarikatçı’, Sağcıların ise komünist olmakla itham ettiğini dile getiren Mert, her ne kadar kendisine haksız ithamlarda bulunulduysa da kimseye kızamadığını “Bir kundura gibi iki taraftan muşta ile dövüldüğüm için bugün kimseye kızmıyorum. Derin kuvvetler dönemiydi ve Türkiye güzel yarınlar talep eden insanları için zor bir ülkeydi. Köprülerin altından çok sular aktı, devran döndü, dün tabu olan, dokunulmayan nice konunun üstüne gidildiğini görüyoruz şimdi. Gerçi eksikleri, tereddütleri, belki yanlışları da var gidişin, ama kendi adıma şunu söyleyebilirim: Ömrümün ilk yedi sekiz yılında nasıl mutlu idiysem öyle mutluyum şu birkaç yıldır” dedi.

Kırk yıl öncesi rüya gibi

Üniversitelerde daha çok siyasal ve teknik alanda çalışma yapan insanlara doktora verildiğini dile getiren Mert, kendisine Sakarya Üniversitesi tarafından fahri doktora verilmesinden dolayı teşekkür ederken, memnuniyetini yine kendi üslubunda şöyle ifade etti: “Kırk yıl, sayısal kırkı anlatmıyor bugün. Kırk yıl önce, Temmuz 1972‘de ‘Yansıma’da ilk hikâyem ‘Mustafa’nın Karesi’ çıktığında yirmi yedi yaşındaydım, uçuyordum sevincimden. Kırk yıl sonra ne olacağını bilmiyordum. O, hayaldi. Bugün ise kırk yıl öncesi rüya gibi. Hangisi gerçek, hangisi düş? Yine sevinçliyim. O kadar ki kaç yaşındayım? Bilmiyorum.”

Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Muzaffer Necati Mert’e doktora cüppesini giydirdi ve fahri doktora belgesini verdi. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ise, Mert’e plaket ve çiçek takdim etti.

09/04/2012 – AB

Yazar Necati Mert’in Fahri Doktora Töreninde yaptığı konuşmayı okumak için tıklayın:

Yazar Necati Mert’in Sakarya Universitesi Fahri Doktora Toreni Konusması

16 kez görüntülendi.
09 Nisan 2012 - 15:12