Türkiye’nin Alması Gereken Tutumları Açıkladı

07 Şubat 2012

SAÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Ermeni iddialarına karşı Türkiye’nin yüz yıllık programını açıkladı.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Ermeni iddialarına karşı Türkiye’nin yüz yıllık programını açıkladı. Prof. Dr. Yalçınkaya, Fransa’nın soykırım iddialarına karşı mücadeleyi suç sayan yasa teklifinin Senato’da onaylanmasını, “Tarihi gerçekler konusunda daha bilinçli ve programlı çalışmalar için fırsat haline gelmektedir” şeklinde değerlendirdi.

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Ermeni iddialarına karşı önümüzdeki yüz yıllık süreçte yapılması gerekenleri değerlendirdi. Prof. Yalçınkaya, yüz yıllık programın gerekçesini ise şu şekilde açıkladı. “Bugün Avrupa ve Amerika’da üniversitelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dahil birçok kurumların kütüphanelerinde bir gerçek var. Hukuk, siyaset, uluslararası ilişkiler, sosyoloji gibi alanlarda raflardaki bazen 10 -20 kitaptan biri soykırım iddiaları hakkında. Gayet kaliteli baskı ve cilde sahip, tuğla kalınlığındalar. Hangisinin muhtevasına bakarsanız baştan sona zincirleme, uydurma kaynaklar veya tehcir masallarına dayanır. Bugün diyaspora sektörü ve Ermenistan bu iddialardan vazgeçse dahi kütüphane gerçeğine karşı yapmamız gerekenler var. Buna karşın yerli ve yabancı arşivler ile uluslararası hukuk gerçekleri ışığında yapacağımız araştırma ve yayınlar yeni bir dinamizm ile gelecek nesiller açısından güven sebebi olacaktır.

Pek Çok Aydınımız Cehalet Batağında

‘Yüzde yüz haklı olduğumuz bir konuda nice akademisyen, aydın, işadamı hatta devlet görevlisi korkunç bir cehalet batağında’ açıklamasında bulunan Prof. Yalçınkaya, “Her fırsatta ‘Artık Geçmişimizle Yüzleşsek’ iyi olur şeklindeki ifadeler bu cehaletin yansımasıdır” dedi. Eğitim ve Medya kurumlarının görevlerini yeteri kadar yerine getiremediklerinden yakınan Prof. Yalçınkaya, ‘Propaganda ve gerçeklerin anlatılması konusunda sınıfta kalıyoruz. Türkiye resmi politika olarak çeyrek asra yakın bir zamandır her fırsatta ‘Arşivleri beraber inceleyelim’ demektedir. Bu davet ‘Geçmişimizle yüzleşelim’in en somut şeklidir.” dedi.

Biz Hazırız

Viyana Üniversitesi’nde görevli tarihçilerden oluşan “Viyana Ermeni-Türk Platformu-VAT” tarafından, 2004’de, soykırım iddialarıyla ilgili, Türkiye ile Ermenistan tarihçileri arasında 180 belge alışverişinin yapılması öngörülen bir komisyon oluşturulduğunu belirten Prof. Yalçınkaya, ”Bu komisyona Türkiye’den ve Ermenistan’dan yetkili tarihçiler katıldılar. Dolayısıyla toplantı akademik olduğu kadar siyasi işbirliği ve çözüm zemini haline geldi. Her iki tarafta kendi iddialarını savunan 180 belgeyi karşı tarafa verecek, komisyon bunları tarafsız bir şekilde değerlendirecek ve sonucu herkes kabul edecekti. Ancak daha ilk belge teatisinden sonra Ermeni tarafı devam etmeyeceğini açıkladı. Böylece Ermeniler gerçekle yüzleşmekten kaçtılar; yapılması planlanan sözde Ermeni soykırımına ilişkin belge alışverişinin bir sonraki toplantısına katılmayacaklarını bildirdiler. Kararı açıklayan platform, Ermenilerin toplantıya katılmayacakları, Türk tarafının konuyla ilgili diyaloga hazır olduğunu ispatladığını vurguladı. Bu olay, bazılarının iddia ettiğinin aksine Türkiye’nin katı, devletçi, resmi görüş sahibi değil, bilimsel gerçeklere dayandığını, bunlarla her fırsatta yüzleşmek istediğini gösterir” diye konuştu.

Ermeniler İç ve Dış Bağlantılarla Tedbir Alınmasını Geciktirdi

Açıklamasında, eski ABD Başkanı Reagen’in Danışmanı Bruce Fein’e ait olan “Türkiye’nin bundan sonra yoğunlaşması gereken husus, Osmanlı arşivleri yanında “Ermenilerin iki milyon civarında Türkü katlettiği, buna karşın İttihat ve Terakki yönetiminin Ermenilere karşı son derece müsamahakar davrandığı” ile ilgili Rus, Amerikan, İngiliz, Fransız arşivlerine daha fazla ağırlık vermesidir” sözüne yer veren Prof. Yalçınkaya, “İttihat Terakki yönetiminde etkili olan Ermeniler, bir taraftan Taşnak çetelerine yardım aktarırken diğer taraftan iç ve dış bağlantıları kullanarak hükümetin etkili tedbir almasını geciktirmiştir. Bir hukuk devletinin yapması gereken, bu katliamı yapan, yönlendiren, destek veren Ermenileri yargılamak ve cezalandırmak iken sadece tehcir kararı alarak geçici bir süre başka vilayetlerde ikamet ettirmiştir” dedi.

Yaşanılanları Anlatacak Kimse Kalmadı

“Tehcir kararına maruz kalan Ermeniler içerisinde Taşnak çetelerine mensup olmayan hatta buna karşı gelenler de bulunabilir” tespitinde bulunan Prof. Yalçınkaya, “Bunların bir kısmı tehcir şartlarında sıkıntı çekmiş, hayatını kaybetmiştir. Bu durum birçok Ermeni açısından bir trajedidir. Ancak bu yangını başlatan, Ruslarla, Fransızlarla işbirliği yaparak bin kat daha şiddetli trajediyi Müslümanlara yaşatanlar Ermenilerdir. Ermeni nüfusunun önemli bir kısmı hayatta kalmış, yaşanan dramı çocuklarına anlatmıştır. Ancak topluca katledilen, tecavüz edilen Müslümanların çok daha ağır ve şiddetli trajedilerini anlatacak kimse kalmamıştır. Biz bunların önemli bir kısmını yabancı arşivlerden öğrenebilmekteyiz. Öte yandan savaş şartlarında tehcir kararı bugünkü Uluslararası Hukuk düzenlemeleri açısından da meşru ve hukuki bir uygulamadır.” diye konuştu.

Türkiye’nin daha fazla bilimsel araştırma ve yayın ile propaganda faaliyetine yönelmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Yalçınkaya, “Yalan propagandasını dengeleyecek güçte faaliyet göstermek gerekmektedir. Kütüphanelerdeki gerçeği dikkate alarak araştırma ve propaganda faaliyetlerine devam etmemiz gerekli” dedi.

07/02/2012 – YC

15 kez görüntülendi.
07 Şubat 2012 - 7:37