İslami İlimlerde Arapçanın Yeri ve Önemi

11 Aralık 2017

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arapça Dil Grubu (Multekâ lugatu’d-dât) Öğrenci Topluluğu tarafından “İslamî İlimlerde Arapçanın Yeri ve Önemi” konulu konferans düzenlendi.

SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Bostancı’nın konuşmacı olarak katıldığı konferans İlahiyat Fakültesinde yapıldı. Konferansta Arapçanın dünya dilleri arasındaki yerini anlatarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Ahmet Bostancı, Arapçanın yaygın şekilde kullanılması bakımından Çince, İngilizce, Hintçe ve İspanyolcadan sonra beşinci dünya dili olduğunu, 1974 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Rusya ve Çinceden sonra altıncı resmî dil olarak kabul edildiğini söyledi.

Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi İslamî ilimlerde temel kaynakların Arapça olduğuna vurgu yapan Bostancı, bu kaynakları anlamanın olmazsa olmazının Arapça bilmek olduğunu belirtti. İslam âlimlerinin dinî ilimleri, Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi Ulûm-u âliye (yüksek ilimler) ve Sarf, Nahiv, Belâgat gibi Ulûm-u eliye (vasıta ilimler) olarak ikiye ayırdığını ifade eden Bostancı, ulum-u âliyeye ulaşmada en önemli aracın Arapça olduğuna dikkat çekti.

Arapçaya vakıf olmadan Kur’an meali yapmaya kalkışmanın doğru olmadığını kaydeden Dekan Bostancı, bazı meallerde yapılan vahim çeviri hatalarından örnekler vererek, var olan meallerin hangisinin güvenilir olup olmadığını tespit ederken dahi Arapça bilmeye ihtiyaç olduğunu söyledi.

İslam tarihinden önemli şahsiyetlerin Arapçanın önemine dair görüşlerini aktaran Prof. Dr. Bostancı, bu çerçevede Şâtıbî’nin “Arapça, Kur’an ve Sünnetin anlaşılmasına vesile olunca, dinî ilim talebesine onu bilmek vacip olur. Çünkü vesileye maksadın hükümleri aynen uygulanır” sözünü nakletti ve Osmanlı son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarının önemli isimlerinden âlim, mütefekkir, mütercim Babanzade Ahmet Naim’in “Lisân-ı ‘Arabîniñ Vucûb-i Tahsîli ve Usûl-i Tedrîsi Hakkında Birkaç Söz” adlı yazısındaki görüşlerini anlattı.

İslam kültür ve medeniyetinin harikalarının ulaşılmayı bekleyen sayısız eserde saklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Bostancı, konuşmasını Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin “Hiç şüphe yoktur ki, Kur ân ve hadis önümüzde Arapça olarak dururken, kıyamete kadar bu dilin öğrenilmesinden vaz geçemeyeceğiz” sözü ile sonlandırdı. Soruların cevaplandırılmasının ardından program, hediye takdimi ile son buldu.

11-12-2017 / Ezgi C.

465 kez görüntülendi.
11 Aralık 2017 - 10:23