Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Paneli

29 Mayıs 2014

Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü tarafından “Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm” paneli düzenlendi.

SAÜ Fen Bilimleri Enstitüsü’nde düzenlenen panele Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi  Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kutaniş ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Proje Şube Müdürü Orhan Hacısalihoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Moderatörlüğünü SAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu’nun yaptığı panelde, depremin birinci sırada bir afet kaynağı olduğunu ve Türkiye’nin de bir deprem bölgesi olduğunu vurgulayan SAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kutaniş, “Ülke alanının yüzde 66’sı, nüfusun yüzde 70’i ve sanayinin yüzde 66’sı birinci ve ikinci deprem bölgelerinde yer alıyor” dedi.

Türkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Bitlis-Zağnos Bindirme Hattı, Ege Graben Bölgesi gibi belli başlı çok aktif fay hatlarına sahip olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kutaniş, “Ülkemiz 1996’dan sonra 5 deprem bölgesine ayrıldı. Türkiye’de son yüz yılda depremler sonucunda 495 bin yapı yıkıldı, 99 bin 389 kişi ise hayatını kaybetti. Bunu orantıladığımızda her yıl 5 bin yapı deprem dolayısıyla yıkılıyor ve bin kişi hayatını kaybediyor” diye konuştu.

Sakarya’nın burada çok özel bir konuma sahip olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kutaniş, şunları söyledi:

“Kuzey Anadolu fay hattının üzerinde yer alan Sakarya’da, son yüzyılda 1943’de hendek, 1957’de Abant, 1967’de Adapazarı-Mudurnu ve 1999 yılında 17 ağustos felaketi yaşandı. Zemin açısından da çok şanslı değiliz. Sakarya ovasında yapılan sondajlar sonucunda 500-1000 metre dolaylarına kadar zeminde kayaya rastlanmadı.”

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Proje Müdürü Orhan Hacısalihoğlu da, kentsel dönüşümün riskli yapıların veya riskli alanların sağlıklı bir şekilde dönüştürülmesi süreci olduğunu ifade etti.

Türkiye’de dördüncü bir kentsel dönüşüm sürecinin yaşandığına dikkat çeken Hacısalihoğlu, “1960’lı yıllara kadar Türkiye’nin yapı stokunun tamamına yakını gecekondudan oluşuyordu. 60 ile 80 yılları arasında apartman tipi yapılara geçildi. 90’lı yılların başına kadar da apartmanlaşmadan siteleşmeye doğru bir geçiş yaşandı. Bu da kente bakıldığında bir dönüşüm olmuştur” dedi. 1984 yılında toplu konut kanunu çıkarıldığını anımsatan Hacısalihoğlu, şöyle devam etti:

“90’lı yılların başında Emlak Konut ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aracılığı ile toplu konut alanları oluşturuldu. Bu da bir başka kentsel dönüşüm faaliyetiydi. 1999 depreminin ardından alınması gereken önlemler konusunda bir yönetmelik çalışmaları başlatıldı. ‘2007 Deprem Yönetmeliği’ bence kentsel dönüşüm konusunda atılmış en ciddi adımdır. Türkiye’de birinci derece deprem bölgelerinde 30 milyon, ikinci derece deprem bölgesinde ise 20 milyon insan yaşıyor. Türkiye’de 19 milyon yapı stoku var. Bunların yüzde 55’i ruhsatsız, yüzde 60’ı da 20 yaşını geçmiş sağlıksız yapılar.”

29/05/2014 – ST

2 kez görüntülendi.
29 Mayıs 2014 - 13:22