15 Temmuz Tüm Yönleriyle Konuşuldu

08 Nisan 2018

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından “Dini İstismar Boyutuyla 15 Temmuz Darbe Girişiminin Arka Planı Sempozyumu” düzenlendi.

SAÜ İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda 7 Nisan Cumartesi günü düzenlenen Sempozyumda 15 Temmuz’un teolojik, tarihsel ve sosyolojik arka planı ele alındı. SAÜ İlahiyat Fakültesi tarafından yayımlanan” Dini İstismar Boyutuyla 15 Temmuz Darbe Girişiminin Arka Planı” adlı eserin yazarları konuşmacı olarak katıldı.

Bu tür çalışmalar çok önemli

Sempozyum açılış programında konuşan SAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın, bu tür çalışmaların çok anlamlı ve kıymetli olduğunu kaydetti. Yaşanan bu olayların adli ve hukuku boyutlarının yanında, halkın yaşadığı travmatik durumun anlaşılması bakımından olayların dini boyutlarının anlaşılmasının çok önemli olduğunu ifade etti.

SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Bostancı da 15 Temmuz darbe girişiminin menfur bir saldırı olduğunu dile getirerek “İlk anda yapılması gereken okyanus ötesinden gelen bu fitne dalgasının kırılması ve yol açacağı tsunami ile ülkemizin iç savaşa ve bölünmeye sürüklenmesi tehlikesinin bertaraf edilmesiydi. Bu, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bazı yetkililerin kararlı tutumu ve aziz milletimizin basireti ve direnciyle tarihe altın harflerle yazılacak şekilde başarıldı. Bu ilk adım atlatıldıktan sonra tabii olarak darbe girişimine teşebbüs eden yapının daha iyi tanınması ve bunun için de yakından incelenmesi zarureti ortaya çıktı” diye konuştu.

Kitap çalışmasının devamı niteliğinde

Sempozyumun SAÜ İlahiyat Fakültesi tarafından birkaç ay önce yayımlanan ‘Dini İstismar Boyutuyla 15 Temmuz Darbe Girişiminin Arka Planı’ isimli kitap çalışmasının devamı niteliğinde olduğunu belirten Prof. Dr. Bostancı şunları söyledi:

“Menfur girişimin ardından FETÖ/PDY örgütüne karşı toplumdaki pek çok kesimden farklı tepkiler geldi. Bunların büyük bir kısmı bu sinsi örgütle mücadele için önemli ve gerekliydi. Ancak bu yapıyı farklı yönlerden inceleyen, toplumumuzun benzer nitelikteki oluşumlara karşı bilincini arttıran doyurucu nitelikteki akademik çalışmalara olan ihtiyaç hâlâ devam ediyordu. Bu sebeple hocalarımızla bir araya gelerek tarihi arkaplanın yanısıra meselenin dini ve sosyolojik boyutunu ortaya koyan bir çalışma yapmak suretiyle bu örgüte karşı akademisyenler olarak en güzel tepkiyi ortaya koyacağımızı düşündük ve beraberce birkaç ay önce yayımlanan ‘Dini İstismar Boyutuyla 15 Temmuz Darbe Girişiminin Arka Planı’ adlı kitap çalışmasını başlattık. Bugünkü sempozyumumuz da bu kitap çalışmasının bir devamı ve bir nevi taçlandırılması mesabesindedir”

Toplumu bilinçlendirme için elimizden geleni yapacağız

SAÜ İlahiyat Fakültesi olarak toplumu bilgilendirme konusundan başından beri büyük gayret gösterdiklerini ve zaman zaman yapılan geç kalındı iddialarına katılmadığını ifade eden Prof. Dr. Bostancı “Bugün bir kez daha ifade etmek isterim ki; Yetkin akademik kadrosu, uzaktan eğitimle birlikte 4 bini bulan öğrenci sayısı ile Türkiye’nin en büyük ve önde gelen ilahiyat fakültelerinden birisi olan, üniversite tercihlerindeki sırası, akademik başarıları, düzenlediği ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılar, yurtdışı öğrenci değişim programlarına aktif katılımı ve diğer faaliyetleri ile benzeri kurumlar arasında haklı bir yer edinmiş, ulusal ve uluslararası arenada tanınırlık kazanmış fakültemiz, öncülüğünü yaptığımız bu çalışmalar ve benzeri faaliyetlerle toplumumuzun bilinçlendirilmesi noktasında elinden gelen gayreti sarf etmeye devam edecektir. Bugün, bunun bir kez daha sözünü veriyoruz” şeklinde konuştu.

Ne oldu? dan ziyade niye oldu

Sempozyum koordinatörlüğünü üstlenen SAÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Osman Güman da 15 Temmuz’un Türkiye için önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade etti. Türk milletinin FETÖ’yü vicdanlarda yokluğa mahkûm ettiğini belirten Güman “Hiç kuşkusuz 15 Temmuz hadisesi, etraflıca değerlendirilmesi ve pek çok açıdan dersler çıkarılması gereken önemli bir olay. Türkiye’de bugüne kadar bu konuda birçok çalışma yapıldı, yapılıyor. ‘Bu çorbada bizim de tuzumuz bulunsun.’ diye fakültemiz tarafından hem kitap neşredildi hem de bu sempozyum onun bir tamamlayıcısı olarak geldi. Bu toplantıyı icra etmek ve kitabı çıkarmaktaki amacımız, ’15 Temmuz’da ne oldu?’dan ziyade başka iki soruya cevap bulmaktı. ’15 Temmuz niye oldu ve bir daha böyle elim hadiseler yaşamamak için devlet ve millet olarak ne yapmamız gerekir? Aslında bu sempozyum ve çalışmalarla cevabını aradığımız şey budur. Buna odaklanmak icap eder” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçildi. Gün boyu devam eden sempozyumda “Teolojik Arka Plan”, “Tarihsel Arka Plan” ve “Sosyolojik Arka Plan” başlıklı 3 oturumda gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Kemal İnat’ın oturum başkanlığını yaptığı FETÖ terör örgütünün teolojik açıdan masaya yatırıldığı birinci oturumda Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Prof. Dr. Mehmet Evkuran ve Dr. Öğr. Üyesi Hülya Terzioğlu birer sunum yaptı.

FETÖ terör örgütünün tarihi açıdan değerlendirildiği ve oturum başkanlığını Prof. Dr. Ahmet Bostancı’nın yürüttüğü ikinci oturumda Prof. Dr. Adnan Demircan, Prof. Dr. Haşim Şahin ve Doç. Dr. Hayati Yılmaz konuştu.

Devletin dini cemaatlerle ilişkisinin incelendiği üçüncü oturumun başkanlığını Prof. Dr. H. Mehmet Günay yürüttü. Oturumda Prof. Dr. Tayfun Amman, Dr. Öğr. Üyesi Abdullah İnce ve Dr. Öğr. Üyesi İsmail Akyüz birer sunum yaptı.

FETÖ’nün din istismarının çeşitli yönleriyle ortaya konulduğu bildirilerde, suç unsurları sabit olmadığı sürece tüm dinî oluşumlara toptancı bir yaklaşımla potansiyel bir terör örgütü gözüyle bakılmasının hukuk devleti ve suçun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmayacağı, bununla birlikte devletin kamu kurumlarında piramitsel cemaat ve tarikat yapılanmalarına izin vermemesi gerektiği ve devletin cemaatler üzerinde denetleyici bir mekanizma görevi görmesinin son derece önemli olduğu vurgulandı. Ayrıca, rüya, ilham ve keşif gibi şeylerle objektif bir bilginin sabit olmayacağı, bu itibarla Hz. Peygamber’in rüyada görülmesine dair iddialar hususunda halkın dikkatli olmasının gerekliliği, Hz. Peygamber’in siret ve sünnetinin bir takım dinî grupların çıkarları için kötüye kullanılmasının kabul edilemeyeceği ifade edildi.

07/04/2018 – HAY

 

391 kez görüntülendi.
08 Nisan 2018 - 16:29