15 Temmuz Anma Programı

17 Temmuz 2017

Sakarya Üniversitesi’nde, FETÖ’nün hain darbe girişiminin yıl dönümü dolayısıyla “15 Temmuz’u Anma Programı” düzenlendi.

Hain darbe girişiminin yıldönümü dolayısıyla düzenlenen “15 Temmuz’u Anma Programı” SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas başta olmak üzere Rektör Yardımcıları, akademik ve idari personellerin katılımı ile düzenlenen anma programında Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Prof. Dr. Tayfur Amman ve Yrd. Doç. Dr. Hülya Terzioğlu birer konuşma yaptı.

Şehitlerimize Minnettarız

Anma programının açılış konuşmasında, ülkenin bu çalkantılı dönemi atlatmasındaki en büyük payın, canını feda eden şehitler olduğunu belirten Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “15 Temmuz’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası ülkemizde oluşan çalkantılı dönemi çok şükür atlattık. Bugün burada bu anma etkinliğini yapabiliyorsak, burada bir araya gelebildiysek hayatını kaybeden aziz şehitlerimizin sayesindedir” ifadelerini kullandı.

Sakarya Üniversitesi’nde FETÖ’ye ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler veren Rektör Elmas, “2011-2014 yılları arasında aldığımız 550 akademisyenden 25’i uzaklaştırıldı. Bununda 19’u bize ÖYP’den gelen araştırma görevlilerinden oluşuyor. 17-25 Aralık sonrasında aldığımız 325 akademisyen arasından uzaklaştırılan yok” dedi.

Rektör Elmas,sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı :  “Vatanı için hayatını kaybeden tüm şehitlerimize, 15 Temmuz hain darbe girişimde şehit olan aziz vatandaşlarımıza ve hain saldırıda şehit olan Muhammet Fatih Safitürk’e Allah’tan rahmet diliyorum”

 En tehlikeli insan tipi, az anlayan, çok inanandır

Programda, Yrd. Doç. Dr. Hülya Terzioğlu tarafından “FETÖ Hareketi Sahih İtikadın Neresinde” isimli bir sunum yaptı. Konuşmasına Rus yazar olan Çehov’a ait “En tehlikeli insan tipi, az anlayan, çok inanandır” sözüyle başlayan Yrd. Doç. Dr. Terzioğlu, “Bilindiği gibi ülkemizin 15 Temmuz 2016’da yaşadığı olağanüstü ve acı tecrübeler dinin anlaşılma biçiminin doğrudan aktör olduğu süreçlerdir. Bu menfur sonuca götüren pek çok parametrenin yeniden gözden geçirilme zorunluluğu doğmuştur ki ilâhiyat alanında da sahih itikad anlayışının tevzii adına söylenecek pek çok söz bu kabilden anlaşılmalıdır” dedi.

İmanda ve amelde etkin taraf insan olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Hülya Terzioğlu, “Referansını dinden alan hiçbir mezhep, cemaat, ideoloji dinin kendisi değil, onun belli bir tarihi ve sosyal vasatta oluşan anlaşılma biçimleridir. Hiçbir din adamı da masum, tartışılmaz ve imtiyazlı değildir” diye konuştu.

Din ile aldatmanın en sinsi örneği

Anma programında son olarak Prof. Dr. Tayfur Amman “İbadetten İhanete: Din ile Aldatmanın Bir Örneği Olarak FETÖ” konusunda bir konuşma gerçekleştirdi. Dinin itibarlı olduğu için istismar edildiğini belirten Prof. Dr Amman, “İslam, İslam dünyası içerisinde istismara maruzdur. Atatürk de Türkiye içinde istismara maruzdur. Yani ne nerede değerliyse, kendi ölçeğinde istimara maruzdur. Bizler bir istismar söz konusu olduğunda öğrencilerimize üçlü ayrımlar yapmayı öneririz; Örneğin din istismarı olduğunda, “samimi dindarlar, dindar geçinenler ve dinden geçinenler” kategorileri yapmaktayız” dedi.

Din ile aldatmanın en son, en büyük ve en sinsi örneğinin FETÖ olduğunu belirten Prof. Dr. Amman, “FETÖ çok açık bir biçimde bir suç örgütü. Küresel ölçekte yapılanmış bir suç örgütüdür.  Kendilerine hizmet hareketi diyen, kamuoyunda gülen cemaati olan şey tam anlamıyla zırvadır. Peki FETÖ nedir? Zırvanın zıvanadan çıkmasıdır” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerin harçlıklarına göz diktiler

Dinlerarası diyalog konusunda cereyan eden olaylar hakkında örnekler veren Prof. Dr. Amman, “Hristiyan ve Musevi cemaati ile birlikte Hz. Muhammed’in peygamberliğinin tasdik edilmeden de sadece ” “La ilahe illallah” diyerek cennete girilebileceğini ifade ettiler. Hatta Şanlıurfa’da hahamlar, papazlar, din görevlilerimiz kol kola temsili sırat köprüsü üzerinden cennete gitme seremonileri düzenlediler. Resmen tiyatro oynadılar. Himmet toplantıları adı altında gariban esnafa oynadıkları oyunlarla, insanların duygularına hitap ederek ceplerindeki paraları alarak senet imzalattılar. Bu istismarcı yapı parçalı kurban diye bir şey icat edip, üniversite öğrencilerinin harçlıklarına göz diktiler. Topladıkları paralarla kurban vekaleti alıp kurban kesmediler. Paraları başka yerlere aktardılar” dedi.

İnsanları bilinçlendirerek oluşan bu sosyolojik zemini yıkmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Amman, “Herhangi bir yapıda lider konumundaki kişi aşırı olarak yüceltiliyorsa orada tehlike var demektir.  İkinci husus aşırı olarak yüceltilen kişi subjektif yollarla insanları yönlendirmeye yönelmişse örneğin, ben peygamber efendimizle temas halindeyim, rüyamda gördüm, bana şunu emretti gibi konuşuyorsa tehlike vahamet düzeyine gelmiş demektir. Üçüncü durum ise insanları göremez, bilemez, anlamaz diyerek zihinleri sınırlandırmaya çalışma durumudur. Sadece hoca efendinin kitaplarını okuyun, sadece hoca efendinin vaazlarını dinleyin, o size yeter, başka kitap okumanıza gerek yok gibi ifadeler kullanılıyorsa orada iş kopmuş demektir. Yani FETÖ gider, bir başka örgüt gelir. Bizler bu sosyolojik zemini yok etmeliyiz” diyerek sözlerini son verdi.

14/07/2017 – YC

324 kez görüntülendi.
17 Temmuz 2017 - 16:28