Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 19°C
Gök Gürültülü

Tarihi Bir Şahsı Sevmek Ekol Oluşturmaya Yetmez

Tarihi Bir Şahsı Sevmek Ekol Oluşturmaya Yetmez
27.11.2014
148
A+
A-

Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde “Osmanlı Toplumunda Tasavvuf: Değişim ve Dönüşüm” konulu bir konferans gerçekleştirildi.

Konferansta konuşan SAÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Vasfi Kurt, İslam tarihinin bir ekol oluşturamamasının altında bilimlerin tasnifindeki farklılıkların yattığını ifade etti. Kurt, “Tarihi bir şahsı sevmemiz bir şey ifade etmez. O şahısları bugün bir ekol haline nasıl getirebiliriz buna bakılmalıdır” diye konuştu.

Evrensel kent anlamına gelen üniversitelerin de birleşme şeklinde oluştuğuna işaret eden Kurt, şöyle devam etti: “Tasnif edilen bu bölümlerin her şekilde bir yerde birleşmesi gerekiyor ancak bu olmuyor. Bölümler olmayınca ekoller de olmuyor. Örneğin tasavvufta hangi ekolden olduğumuz sorulduğunda, başkası Mevlana’yı çok sevdiğini söyleyebilir. Ben de Muhyiddin İbn Arabî’nin üzerine çalıştığım için onu seviyorum. Ama benim İbn Arabî’yi sevmem bir şey ifade etmez. Bir ekol oluşturabildim mi buna bakılır. Bir şahsı incelemek, bununla ilgili dikey olarak çözümlemelere gitmek, o şahsı okumak demek değildir. O şahısları bugün bir ekol haline nasıl getirebiliriz buna bakılmalıdır. Yabancılar bunu daha teknik yaptıkları için başarıyorlar. Biz negatif alanları çok abartıyoruz ve ekol oluşturma kaygısı duymuyoruz” şeklinde konuştu.

Tarih, tasavvuf ve edebiyatın sistem olarak birleştirilmesi gerektiğini belirten Kurt, İslam tarihinde bilimlerin bölümlenmesi noktasında da bazı farklılıklar yaşandığına dikkat çekti. Farabi’nin, İbn-i Sina’nın ve Harezmî’nin kendi dönemlerindeki kitaplara çeşitli tasnifler uyguladığını söyleyen Kurt, “Bu isimlerden sonra gelen İbnünnedim, Fihrist adlı eserinde aynı zamanda ilimlerin de tasnifini yapmış, bu da kütüphane tasniflerini zorunlu kılmıştır. İbnünnedim bir kütüphane görevlisiydi. Dolayısıyla bilimlere göre tasnif etti.  Bu eserdeki tasniflere bakıldığında, İbnünnedim’in bilimlerin hangi konusuna ne kadar yakın, hangi konusuna ne kadar uzak olduğunu görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

27/11/2014 – ST


148 kez görüntülendi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.