Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 19°C
Çok Bulutlu

Şeb-İ Arus Etkinlikleri

Şeb-İ Arus Etkinlikleri
19.12.2013
90
A+
A-

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi geleneksel Çarşamba Konferansları’nda bu hafta “Şeb-i Arus” etkinliği vardı.

İlahiyat Fakültesi ve Fîhî Mâ Fih Öğrenci Topluluğu tarafından, 18 Aralık 2013 Çarşamba günü düzenlenen etkinlikte bir konuşma yapan İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Mehmet Günay, Çarşamba Konferanslarının önemine değinerek “ Bu tür çalışmaların devam etmesi önemli. Aslında bir geleneği oluşturmak ve devam ettirmek çok zor. Göreve gelmeden önce Çarşamba Konferansları başlamıştı. Biz de başlamış olan bu geleneği devam ettirmek için her türlü desteği veriyoruz.” diye konuştu.

Daha sonra Sakarya Tasavvuf Musiki Derneği tarafından bir müzik dinletisi yapıldı. Dinleti, Hz. Mevlânâ’nın “Gel ne olursan ol yine gel” sözünün bestesi ile başlayıp ardından klasik tasavvuf musikisi eserlerinin okunması ile sona erdi.

Programın son bölümünde ise Edebiyatçı-Yazar Sadık Yalsızuçanlar, “Hz. Mevlânâ” başlıklı bir konferans verdi. Yalsızuçanlar, konuşmasına Mustafa Kara’dan “ O asırda yani Mevlânâ’nın yaşadığı dönemde Allah’ın celal sıfatının tecellisinden -ki bu Moğol İstilasıdır- cemal sıfatının dört tecellisi çıkmıştır. Bunlar; Muhyiddin İbn Arabî, Mevlânâ Celaleddin Rûmî, Hacı Bektaşı Veli ve Yunus Emre’dir.” şeklinde yaptığı alıntıyla giriş yaptı. Seyr-u sülûkünü tamamladıktan sonra Şems-i Tebrizi ile karşılaşan Hz. Mevlânâ’nın bundan sonra ruh macerasında ve aşkta gittikçe derinleştiğini söyleyen Yalsızuçanlar, bizim normal biz gözle bakıp bu aşkı anlamamızın mümkün olmadığını belirtti. Bu bağlamda o, Mevlânâ’nın hocası Şems’le karşılaşmasından sonra yazdığı Divân-ı Kebir’i kavs-ı urûc (yükseliş eğrisi) ve Mesnevi’yi de kavs-ı nüzûl (iniş eğrisi) olarak nitelendirdi.

Mevlânâ’nın “Bugün Ahmet benim, ama dünkü Ahmet değil. Bugün anka benim, ama yemle beslenen kuşcağız değil.” şeklinde başlayan şiirinin tahlilini yapan Yalsızuçanlar, yine ondan bazı beyitler okuyarak konuşmasını bitirdi.

Konuşmasının ardından,  İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Mehmet Günay, Yalsızuçanlar’a hediye takdim etti.  Yalsızuçanlar, konferansın ardından kitaplarını imzaladı.

19/12/2013 – HM


90 kez görüntülendi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.