Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 25°C
Çok Bulutlu

İslam Sosyolojisine İhtiyaç Var

İslam Sosyolojisine İhtiyaç Var
20.10.2014
101
A+
A-

İlahiyat Fakültesi geleneksel Çarşamba Konferansları kapsamında 15 Ekim 2014 Çarşamba günü Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alev ERKİLET,  “Sosyoloji’de Din Tartışmaları ve İslam” başlıklı bir konferans verdi.

17. yüzyılda ortaya çıkan ve Auguste Comte ile birlikte bağımsız bir disiplin haline gelen sosyolojiye karşı İlahiyat Fakültelerinde genel itibariyle bir ön yargı bulunduğunu belirten Doç. Dr. Erkilet, dini alanda ihtisas yapan araştırmacıların bu disiplinden birçok noktada istifade edebileceklerini belirtti.

Din Sosyoloji ile ilgili olarak iki temel yaklaşımın bulunduğunu ifade eden Erkilet, bunları Durkheim ve Weber gibi filozoflar tarafından temsil edilen İşlevselcilik ile Marx tarafından temsil edilen Çatışmacılık şeklinde sıraladı. Muhafazakârların genellikle daha yakın durdukları İşlevselci yaklaşımın, aslında bir din müntesibinden çok daha farklı şekilde dine dile getiren Erkilet “bu anlayışa  göre  din,  tanrı tarafından vahdeyilmiş olmayıp maşeri vicdanın bir yansımasıdır” dedi. Çatışmacı yaklaşım olan Marksist Sosyoloji’ye göre ise dinin toplumu bir arada tutmayı sağlamakla birlikte gereksiz görüldüğünü vurgulayan Doç Dr. Alev Erkilet, bu yaklaşımın  daha çok dinin olumsuz sonuçlara yol açan boyutunu dikkate aldığını ve gereksizliğini savunduğunu söyledi.

Her iki yaklaşımın da dinin farklı bir boyutundan hareket ettiğini belirten Erkilet, bunların kendi gerçeklerimize eleştirel bir açıdan bakmamızı sağlamakla birlikte birçok probleme de yol açtıklarını vurguladı. “Bu problemlerden en önemlisi ve sosyal bilimlerin tamamı için geçerli olanı, dinler arasında herhangi bir fark gözetmeyen  bu yaklaşımlar, dinlerin tamamını insan ürünü olarak görmekte diğer bir ifadeyle sosyal bilimlerle vahiy arasındaki irtibatı kesmektedir” diyen Erkilet ,bir Müslüman sosyal bilimciye düşen sorumluluğun  ise, bu iki yaklaşımın ön gördüğü paradigmayla dine bakmak yerine, İslam Sosyolojisi adı altında yeni bir disiplin kurup; bu çerçeveyle hareket etmek olduğunu  ifade etti. Konferansın Doç. Dr. Erkilet’e hediye takdim edildi.
101 kez görüntülendi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.