Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 16°C
Hafif Sağanak

COVID-19’un (Korona) Küresel İşgücü Piyasalarına ve Topluma Muhtemel Etkileri

COVID-19’un (Korona) Küresel İşgücü Piyasalarına ve Topluma Muhtemel Etkileri
24.03.2020
504
A+
A-

Bütün dünyayı tehdit ederek hızla yayılan, önce insan sağlığını, hemen ardından da dünya ekonomisini tehdit eden Korona (COVID-19) virüsü üzerine Sakarya Üniversitesi (SAÜ) öğretim üyesi ve SESAM Müdürü Prof. Dr. M. Çağlar Özdemir bir yazı kaleme aldı.

Prof. Dr. Özdemir, “COVID-19 (Corona)’un Küresel İşgücü Piyasalarına ve Topluma Muhtemel Etkileri” başlıklı yazısında virüsün piyasaya ve işgücüne etkilerini, bu viral küresel krizde kimlerin daha savunmasız olduğunu ve ne yapılması gerektiğini anlattı.

Virüs piyasaları nasıl etkiler?

Son zamanlarda virüslerin ekonomiyi nasıl etkileyeceğine yönelik birçok rapor üretildiğini ve bunlardan en göze çarpanlarından birinin Avrupa Parlamentosunun 26 Şubat tarihli “Salgın ve Küresel Salgınların Ekonomik Etkisi” raporu olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir, “Virüs, ekonomiyi yavaşlatmasından dolayı etkiler. Piyasalarda hala yüz yüze sistemler etkin olduğu için, internet üzerinden yapılanan alışverişler hariç, virüs ekonomide önemli yavaşlamaya neden olmuştur/olacaktır.  Yayılmayı önleyici tedbirler çerçevesinde dışarı çıkmamamıza yönelik uyarılar aktif ekonomiyi önemli ölçüde sıkıntıya soktu. Dükkânlar, çarşılar, restoranlar hatta AVM’ler bile kapanma noktasında geldi. Bu durum sıcak para akışı ve ürün sirkülasyonunu olumsuz etkiledi. Satılmayan/tüketilmeyen ürünlerin üretimi de buna bağlı olarak durdu. Bu döngü geçici de olsa üretim potansiyelinin düşmesine, istihdamın daralmasına ve doğal olarak henüz resmi kayıtlara geçmeyen işsizliğe neden oldu. Gecikmeli dönemde piyasa yeniden canlandığında geçici işten uzaklaştırmaların ne kadarının geri dönebileceğini görüp resmi işsizlik rakamları üzerine konuşabileceğiz. Şimdilik geçici işten uzaklaştırmalar için çeşitli tedbirler alınıyor” ifadelerini kullandı.

Virütik (Viral) ekonomik kriz küresel işgücü piyasalarına nasıl etkiler oluşturacak?

Makalesinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün 18 Mart 2020’de yayınladığı “COVID-19 ve İş Dünyası: Etkiler ve Yanıtlar” başlıklı raporundan veriler paylaşan Prof. Dr. Özdemir, “Raporda dünya gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) büyüme oranlarındaki düşüş senaryolarına göre çeşitli tahminlerde bulunulmaktadır. Buna göre düşük senaryoda dünya GSYİH’si büyümesi yaklaşık %2 düştüğünde küresel işsizliğin 3,5 ile 7 milyon arasında artacağı öngörülmektedir. Orta senaryo olarak adlandırılan durumda küresel işsizliğin 7,7 ile 18,3 milyon arasında artacağı tahmin edilmektedir. Yüksek senaryoda ise ciddi yıkıcı etkilere sahip olduğu varsayılarak GSYİH büyümesinin %8 azalması halinde küresel işsizliğin 13 milyonla 36 milyon arasında artacağı (ortalama 24,7 milyon) tahmin edilmektedir. Ayrıca raporda turizm konseyince yapılan açıklamalar çerçevesinde 2020 gelişlerinde yaklaşık %25’lik bir azalma görüldüğü için hizmet sektöründe istihdam edilen milyonlarca kişinin işsiz kalabileceği uyarısında da bulunulmaktadır” şeklinde belirtti.

Makalesinde iş gücü kaybı ile ilgili ILO tarafında bir takım tedbirlerin alındığını belirten Prof. Dr. Özdemir, “Bunları kısaca özetlemek gerekirse üç başlıkta toplamak mümkün; işyerindeki işçileri korumak, ekonomiyi ve istihdamı teşvik etmek, iş ve geliri desteklemek. Bu önlemler arasında sosyal korumanın genişletilmesi, istihdamın sürdürülmesinin desteklenmesi (örn. Kısa süreli çalışma, ücretli izin, diğer sübvansiyonlar) ve mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler de dâhil olmak üzere mali yardımlar ve vergi indirimi bulunmaktadır. Ayrıca, para ve maliye politikası önlemleri ile belirli ekonomik sektörler için borç verme ve finansal destekler de önerilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Peki, dünyada işgücü açısından kimler daha savunmasız?

Prof. Dr. Özdemir sürekli geliri olmayan geçici çalışanların daha yüksek risk altında olduğuna değinerek, “Yaşlılar ve özellikle sağlık sorunu olanlar, gençler, özellikle hizmetler sektöründe istihdam edilen kadınlar, serbest çalışanlar, geçici çalışanlar ve başka göçmenler olmak üzere diğer korumasız çalışanlar da önemli risk altındadır. Farklı istihdam türlerinin her gün artması, güvencesiz istihdam alanlarının genişlemesi bu tür krizlerde işgücünü önemli derecede savunmasız bırakmaktadır. ILO bu çerçevede çeşitli düzeylerde tedbirler alsa da, bu grupların işlerini kaybetmeleri olasılıkları mevcut ekonomik sistemde daha yüksektir” şeklinde vurguladı.

Ne yapılabilir?

Virüse dayalı ekonomik krizde üç boyutlu tedbir döngüsünden bahseden Prof. Dr. Özdemir, “Bunlardan ilki sağlık risklerine karşı herkesi olabildiğince bilinçlendirmek ve koruma altına almaktır (sokağa çıkma yasağı gibi sosyal izolasyonlar hakkında uyarılar ve etkin tanı ve tedavi sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi). Elbette bu tedbirler büyük miktarda yatırım kapasitesi gerektirir. Diğeri istihdam ve gelir desteği ile hem işgücünü hem de işverenleri desteklemektir. Bu durum işçilerin verimlilik kapasitelerindeki kayıpların tahribatı ile eşleştirilmiş tüketim kalıplarını baskı altına alma koşulu ile etkin olarak yürütülebilir. Çünkü tüketim üretime bağlıdır ve üretim düşüşü tüketim kontrol altına alınmazsa yüksek enflasyon ve kaos ortamı oluşturabilir. İşgücüne gelir desteği sağlanarak kontrolsüz tüketime yol açılırsa sistem kilitlenir ve piyasada tahribat oluşur. Bu durumdan stokçular ve tekel faydalanır.  Son olarak her kesim için aktif ve güvenilir bir politika izlenmesi gereklidir. Sosyal diyaloğa verilen önemin giderek artması gerekir. Taraflar arasındaki saygı ve güvenin artması bu tür krizlerle mücadelede önemli tedbirler arasında sıralanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Makalenin tamamı için tıklayınız

24.03.2020 / SESAM
504 kez görüntülendi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.