Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 12°C
Az Bulutlu

Modern Tıpta Etik ve Felsefi Sorun Alanları Tartışıldı

Modern Tıpta Etik ve Felsefi Sorun Alanları Tartışıldı
05.04.2019
11
A+
A-

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde “Modern Tıpta Etik ve Felsefi Sorun Alanları” konulu bir seminer düzenlendi.

“Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Seminerleri” kapsamında gerçekleşen seminere İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan İlkılıç konuşmacı olarak katıldı. Modern tıbbın içinde barındırdığı felsefi sorunları daha iyi açıklamak istediğini belirten Prof. Dr. İlkılıç, seminerde hayatın başlangıcı, kök hücre araştırmaları, hayatın sonu ve beyin ölümü gibi konuları ele aldı.

İnsan embriyosunun ahlaki statüsünü belirleyen argümanlardan bahseden Prof. Dr. İlkılıç, bu argümanlardan yola çıkarak daha önce üzerinde çalışılmamış ve bugün tıpta önemli bir yere sahip olan kök hücre çalışmalarının ahlaki boyutuna dair açıklamalarda bulundu. İnsan embriyosu hakkındaki görüşlerden bahseden Prof. Dr. İlkkılıç, “Yapılan araştırmalarla ortaya çıkan değerli bir bilgi için bir embriyonun hayati fonksiyonlarını bitirmeniz gerekebiliyor. Kök hücre çalışmaları, ahlaki sorunların ortaya çıkışında etkili olmuştur. Ahlaki değerlendirme yaparken bakmamamız gereken kıstaslar; embriyonun ahlaki statüsü, bilgi elde etmenin değerli olması, sağlığı korumanın ve tedavinin değeridir” şeklinde konuştu.

Seminerin ikinci kısmında ölümün tanımı, ölüm kriterleri ve beyin ölümü hakkındaki yaklaşımlardan bahseden Prof. Dr. İlkılıç, “İnsanın ölümünün tanımlanabilmesi için aslında kalp ve solunumun değil, beynin geri dönüşümsüz olarak fonksiyonlarını yitirmesine beyin ölümü diyoruz. Aynı zamanda insanın ölümü olarak kabul ediyoruz. 1968 yılından sonra yapılan araştırmalar ve radikal bir kararla bu görüş benimsenmeye başlar. Artık kalbi ve solunumu duran değil, beyni duran insan ölüdür” dedi. Beyin ölümünü insan ölümü kabul eden ve etmeyen görüşlerin savunduğu argümanları anlatan Prof. Dr. İlkılıç, katılımcılarla organ naklinin yapılıp yapılmamasının ve insan hayatının değerinin ahlaki boyutlarını tartıştı.

Seminer soru cevap bölümü ile devam etti.

04/03/2019- Melek Tepeli


11 kez görüntülendi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.