Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 39°C
Sıcak

Güneydoğu’da Son 150 Yılda Devlet, Aşiretler ve Tarikatlar Konuşuldu

Güneydoğu’da Son 150 Yılda Devlet, Aşiretler ve Tarikatlar Konuşuldu
04.11.2020
16.152
A+
A-

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi (SASGEM) tarafından “Güneydoğu’nun 150 Yılı: Devlet, Aşiret, Tarikat” konulu konferans düzenlendi.

Online olarak yapılan konferansa Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. İbrahim Baz konuk oldu. Doç. Dr. İbrahim Baz, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarihi coğrafyası, Güneydoğu Anadolu’da yaşayan milletler ve dinler, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve tasavvuf ile Güneydoğu Anadolu’nun son 150 yılı konu başlıklarında açıklamalarda bulundu.

Güneydoğunun tarihi coğrafyasından bahseden Doç. Dr. İbrahim Baz, İbn Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözüne vurgu yaparak, “Coğrafya mekanın kaderi olduğu gibi o mekanda yaşayan insanlar da o coğrafyanın mekanının kaderine de ortak oluyor. Hayatları ona göre şekilleniyor, kültürel kimlikleri ona göre oluşuyor” ifadelerine yer verdi.

Son 30 yılda demografik yapı değişti

Doç. Dr. Baz, Güneydoğu Anadolu’da yaşayan milletlerin Kürtler, Süryaniler, Araplar, Türk-Türkmenler ve Ermeniler olduğunu dile getirerek, son 30 yılda demografik yapının değiştiğini, Mardin ve Siirt kent merkezlerinin Arap ağırlıklı iken tarımdan sanayiye geçiş ve köy boşaltmalar gibi nedenlerle Kürtlerin çoğunluğa sahip olduğunu söyledi.

Güneydoğu Anadolu’da son 150 yılda Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlaması sürecinde bazı tedbirler alındığını ifade eden Doç. Dr. İbrahim Baz, bu tedbirler kapsamında Güneydoğu’daki beyliklerin kaldırıldığını, beylerin sürgüne gönderildiğini ve bunun aşirete dayalı sosyal yaşam alışkanlığı olan bölgede saygısızlık olarak görüldüğünü aktardı.

Bereketli Hilal bölgenin temeli

Güneydoğu Anadolu bölgesinin Mezopotamya ve Bereketli Hilal’in kuzey kısmında yer aldığına değinen Doç. Dr. İbrahim Baz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır Afrika’nın, Suriye Ortadoğu’nun, Basra Körfezi de Afganistan’ın denizlere açılan kilididir. Mezopotamya hemen etrafında Bereketli Hilal var. Bereketli Hilal bir yabancı kavramsallaştırma olmakla beraber, bu kavramın 4 tane temel sacayağı var. Bir tanesi Basra Körfezine ve Afganistan-Pakistan bölgesine kadar uzanan ayak. İkinci ayak olan Botan bölgesi, bugün Cizre ilçesini merkeze alan ve etrafını kuşatan bir alandır. Üçüncü sacayağı Şam bölgesidir. Dördüncü sacayağı da Kahire’ye kadar uzanan bir alandır. Yani Bereketli Hilal dediğimiz Mezopotamya’nın çevresidir. Tarihin tecrübesi şunu söylüyor; bu ayaklardan herhangi biri oynadığında diğerleri de oynamaya başlamıştır. Dolayısıyla bu coğrafyayı biz Müslümanlar olarak az tanıyoruz ve plan yapıyoruz. Biz buranın tarihini, tarihi coğrafyasını, kültürünü, kültürel kimliğini, dini hayatını bilmemiz gerekiyor. Çünkü bin 500 yıldan beri biz bu coğrafyanın sahibiyiz.”

Tasavvuf geleneği

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tasavvuf konusunda ise Nizamiye Medreselerinin devamı olarak yüzlerce medresenin Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar varlığını sürdürdüğünü kaydeden Baz, “Bu yönüyle yüksek bir ilim geleneğine sahiptir. Özellikle Moğol istilası sonrası kuzeye doğru kaçmak zorunda kalan Abdulkadir-i Geylani’nin neslinden gelen seyyid nesep çok sayıda aile bölgeye yerleşerek, burada hem ilim hem de irfan geleneğini sürdürmüşlerdir” ifadelerini kullandı.

 


16.152 kez görüntülendi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.