SAU’den Mübadeleye Akademik Bakış

SAU’lü akademisyenler, nüfus mübadelesinin 103’üncü yılında süreci farklı boyutlarıyla değerlendirerek, mübadillerin Sakarya’nın kent kimliğine ve toplumsal yapısına bıraktığı kalıcı izlere dikkat çekti.

Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol kapsamında Anadolu’ya gelen mübadillerin yeni bir hayat kurmalarının üzerinden 103 yıl geçti. Sakarya Üniversitesi akademisyenleri, mübadeleyi tarihsel, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla değerlendirerek, sürecin Sakarya ve çevresindeki etkilerini anlattı.

SAU Balkan Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SABAMER) Müdürü Dr. Samet Çakmaker, Balkan coğrafyasının tarih boyunca bir cazibe merkezi olmasının aynı zamanda büyük çatışmaları, yıkımları ve göçleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. Tarihin kimi zaman anlatmadığı ya da karanlıkta bıraktığı olayların, edebi eserler aracılığıyla görünür hale geldiğini dile getiren Dr. Çakmaker, mübadele gibi büyük toplumsal hadiselerin edebiyata yansımasının zaman aldığını söyledi.

Büyük göç, derin toplumsal kırılma

Mübadeleyle yaklaşık 2 milyon insanın yer değiştirmesinin son derece büyük bir sosyal kırılma olduğuna dikkat çeken Çakmaker, bu sürecin edebi eserlerde uzun yıllar sınırlı biçimde ele alındığını, özellikle 2000’li yıllardan sonra bu temaya odaklanan romanların sayısında artış görüldüğünü aktardı. Toplumların büyük yıkımların ardından bir süre sessizliğe büründüğünü ifade eden Dr. Çakmaker, bu sessizliğin tarihsel süreç açısından kısa, insan ömrü açısından ise oldukça uzun bir dönem anlamına geldiğini belirtti.

Sakarya, mübadele sürecinin son duraklarından biri

SAU İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burak Çıtır ise mübadillerin genç Cumhuriyet’in ekonomik ve toplumsal yapılanmasında önemli rol üstlendiğini vurguladı. Demir yolu ağı üzerinden bakıldığında mübadelenin özellikle Anadolu’nun batısı ve Ege kıyılarında yoğunlaştığını, İzmit Mıntıkasının sürecin başlangıç noktalarından biri olduğunu aktaran Çıtır, Sakarya’ya gelindikçe mübadele sürecinin son duraklarına yaklaşıldığını söyledi. Dr. Çıtır, deniz yoluyla İzmit’e getirilen mübadillerin işlemlerinin kısa sürede tamamlandığını, ardından Adapazarı, Akyazı, Hendek, Söğütlü, Geyve ve bugünkü Serdivan bölgesine demir yoluyla sevk edildiklerini kaydetti.

Tarımsal üretimde yeni bir dönem

Serdivan’a yerleşen mübadillerin yanlarında getirdikleri ravika inciri, doktor üzümü ve Avdira dutu gibi ürünleri bölgede yetiştirerek zamanla ticari hayata kazandırdıklarını belirten Çıtır, mübadillerin tarımsal üretimde modern yöntemleri kullandıklarını ve bu birikimlerini Anadolu’ya taşıdıklarını ifade etti. Balkan coğrafyasının Osmanlı döneminde en önemli tarım gelirlerinin elde edildiği bölgelerden biri olduğunu hatırlatan Dr. Çıtır, buradan gelen mübadillerin uluslararası ticaret kültürünü de beraberlerinde getirdiklerini söyledi.

Sakarya’nın ekonomik ve kentsel dönüşümünde mübadillerin rolü

Mübadillerin sahip oldukları ticari bağlantılar ve üretim deneyimleri sayesinde, Cumhuriyet’in uluslararası ticaretine entegre olduklarını ve bu alanın canlanmasına katkı sunduklarını vurgulayan Çıtır, mübadelenin yalnızca bir nüfus hareketi değil, aynı zamanda ekonomik bir yeniden yapılanma süreci olduğunu dile getirdi.

Sakarya’nın bugünkü kent kimliğinin oluşumunda mübadillerin önemli payı olduğunu vurgulayan Çıtır, mübadillerle birlikte Sakarya’nın tarım, ticaret ve sosyal yaşam açısından daha dinamik bir yapıya kavuştuğunu belirtti.

Sakarya Üniversitesi akademisyenlerinin değerlendirmeleri, mübadeleyi yalnızca geçmişte yaşanmış bir göç hareketi olarak değil, Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümünde belirleyici bir eşik olarak ele alırken, mübadillerin Sakarya ve çevresinde bıraktığı kalıcı mirası da ortaya koydu.

 

Kategori: