Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 31°C
Parçalı Bulutlu

Prof. Kiel Sakarya Üniversitesi’nde Konferans Verdi

Prof. Kiel Sakarya Üniversitesi’nde Konferans Verdi
22.11.2011
121
A+
A-

Hollandalı ünlü sanat tarihçisi Prof. Dr. Machiel Kiel “İslam Mimarisinde Türbenin Menşei ve Yayılışı” konulu bir konferans verdi.

Osmanlı mimarisi hakkında önemli araştırma ve yayınları bulunan Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Machiel Kiel, SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde “İslam Mimarisinde Türbenin Menşei ve Yayılışı” konulu bir konferans verdi. Sakarya Üniversitesi Balkan Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (SABAMER)  düzenlediği konferansa yoğun ilgi gösterildi.

Balkanlarla Önemli Bağlarımız Var

Konferansın açılış konuşmasını yapan SABAMER Başkanı Yrd.Doç.Dr. Zeynep İskefiyeli, Balkanların önemine vurgu yaptı. Balkanların sadece bizim için değil aslında bütün dünya için çok önemli olduğunu söyleyen İskefiyeli şöyle konuştu: “Balkanları Türkiye için önemli kılan pek çok faktör var. Tarihi, Sosyal, ekonomik, politik pek çok neden sıralanabilir. Fakat kısaca söylemek gerekirse Balkanlar bizim için dört temel faktörden dolayı çok önemlidir. Birincisi, tarihi bağlarımız var. Türkiye, sadece coğrafi açıdan değil, aynı zamanda tarihi ve sosyo-kültürel anlamda da bir Balkan ülkesi. İkincisi, Türkiye’de yaşayan Balkan kökenli önemli bir nüfusa sahibiz. Bunu Sakarya ili ve çevresinde de yoğun olarak görüyoruz. Üçüncü olarak Balkan Ülkelerinde yaşayan Türk ve Müslüman halkları. Günümüz Balkan ülkelerinde, Türklerinde dahil olduğu yaklaşık 9.5 Milyon Müslüman nüfus bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ile Balkan ülkeleri akraba topluluklar sayılmakta, aralarında sıkı ve canlı bağlar mevcuttur. Son olarak Türkiye’nin jeopolitik konumu. Balkanların, bu belgenin jeopolitik konumu Türkiye için son derece önemlidir.”

SAUMER’in kuruluş gerekçesi, kapsamı ve faaliyetlerinden de bahseden İskefiyeli, “Merkezimiz, Türk Tarihinde Balkanlar isimli projeyi başlattı. Halen devam eden bu projeye Türkiye, Balkan ülkeleri ve diğer ülkelerden birçok akademisyen katılacak.” dedi.

Avrupa’dan Hindistan’a Uzanan Sanatsal Bağ

İslam mimarisi üzerine pek çok araştırma ve yayını bulunan, hayatını Balkanlar’daki Osmanlı eserleri ve belgelerini araştırmaya adayan Prof. Dr. Machiel Kiel, Balkan ülkelerinde yaygın biçimde göze çarpan türbelerin Hindistan, Pakistan, İran ve Anadolu üzerinden Balkanlara kadar uzandığını söyledi. Bu durumun bir anlamda Güneydoğu Avrupa’dan Hindistan’a uzanan sanatsal bir bağ olduğunu dile getirdi.

13’üncü yüzyıl Hindistan İslam mimarisi dahil, türbelerdeki mimarinin temsilcilerinin Türk sultanları olduğunu söyleyen Kiel, “Balkanlar’da ise, türbe mimarisinin 14’üncü yüzyılda Osmanlı tarafından temsil edildiği açıktır. Zira milattan sonra 600’de Roma veya erken dönem Bizans yapıtlarında bu tip eserlere rastlanılmamaktadır” diyen Kiel, bu yapıların da Selçuklu mimarisi izleri taşıdığını vurguladı.

Osmanlı’nın fethettikleri yerlere bu mimari yapıları götürdüğünü anlatan Kiel, buna örnek olarak 1356 yılında yapılan ve daha Osmanlı’nın Rumeli’ye ilk seferlerine denk gelen Süleyman Şah türbesi olduğunu söyledi.  Diğer yanda en çarpıcı örneklerden birinin de Osmanlı Padişahı Birinci Murat’ın önemli komutanlarından, Balkanların fethinde önemli başarıları olan Lala Şahin Paşa türbesi olduğunu söyledi.

Balkanlar, Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa’dan türbe örnekleri veren ve bu yapıların kroki ile resimlerini gösteren Kiel, bu yapıların benzerliklerini anlattı. Küdüs’teki Kubbet-üs Sahra’dan, Ahmet Yesevi Türbesine, Taç Mahal’dan Budapeşte’deki Gül türbesine kadar bu yapıların birbirlerine benzediğini veya en azından bir sentezin sonucu olduğuna vurgu yaptı.

Türbe gibi mimari yapıların kaynağı hakkında bir çok teori olduğunu söyleyen Kiel, bu yapıların doğrudan İslam mimarisine bağlanamayacağını ifade etti. Bu tip yapıların Hristiyan, Budist veya Roma gibi antik medeniyetlerde bulunduğunu söyleyen Kiel, ancak bu konuda belirleyici bir farkın Türklerin gittikleri her yerde bu yapılara rastlanıyor olmasıdır, diye konuştu.

21/11/2011 – Adil Bical

 
121 kez görüntülendi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.