Bir İlim Olarak Tasavvuf

28 Şubat 2019

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Çarşamba Konferanslarının bu haftaki konuğu Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara oldu.

İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda yapılan “Bir İlim Olarak Tasavvuf” konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Mustafa Kara, öğrencileri insan, medeniyet ve ilim çerçevesinde gerçekleşen tasavvuf hakkında bilgilendirdi.

İnsanoğlunun unutkan bir varlık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kara, peygamberlerin dünyaya insanların unuttuklarını hatırlatmak için geldiğini, insanın aynı zamanda dost olabilen bir varlık olduğunu, hayatını dostlukla güzelleştirebildiğini anlattı. Prof. Dr. Kara, “İnsanın iki temel özelliği, unutmak ve dost olabilmektir. Bu iki özellikten biri problem üretirken, diğeri problem çözüyor. Bizim problem çözen tarafa yaklaşmamız, dost olabilmenin yollarını aramamız gerekiyor” dedi.

Medeniyet birinci sınıf eserlerle oluşur

İnsanoğlunun yeryüzünde gerçekleştirdiği en büyük organizasyonun medeniyet olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kara, medeniyetin de ilim, felsefe ve güzel sanatlar gibi olmazsa olmaz üç ana unsurdan oluştuğunu söyledi. Prof. Dr. Kara sözlerine şöyle devam etti:

“Hangi medeniyete ait olursanız olun, bu üç dalda ürettikleriniz birinci sınıf olmalı. Ancak o zaman medeniyet oluşmaya başlıyor. Bu üç dalda ürettiklerinizi diğer medeniyetler okuma, anlama ve kendi dillerine tercüme etme ihtiyacı duyuyorlarsa, o zaman birinci sınıf eserler ortaya koydum diyebilirsiniz. Eğer bir medeniyet kurulmuşsa bu böyle olmuştur. Avrupalılar Arapçayı Müslüman olmak için öğrenmek istemedi. Bir dertleri vardı. O medeniyetin kitabını orijinal dilinden okumak, sesini duymak istiyorlardı. Dil meselesi çok mühim.

Allah’ın insana vehbi (doğuştan) bahşettiği şeyler var. Âlimler, o büyük insanlar da sizin gibi doğdu, bu konuda farkınız yok. Fakat onların bu vehbi güce karşılık kalp gözleri güçlüydü. Bu güce talip olun lütfen. İslam medeniyeti yeniden oluşacaksa böyle oluşacaktır. Yoksa dün ile boşuna övünmenin bir anlamı yok.”

Tasavvuf ahlaktır

İlimin hakikati arama sevdası olduğunu ve hakikati aramanın da Allah’ın ayetlerini bulma sevdasından geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Kara, “Aslında tüm bilimler aynı şeyi söyler. İlim hangi dalda olursa olsun tektir. İster fizik ister tarih deyin, hepsi aynı kapıya çıkar. İlime bu gözle bakmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Dinin temel teriminin iman olduğunu anlatan Prof. Dr. Kara, “İmanın yeri kalptir. Dolayısıyla din eğitimi kalp eğitimidir. Kalbi merkeze alan bir düşünce, hayat tarzı gerekiyor” diye konuştu. Asıl konunun ahlak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Peygamber efendimiz bile kâinata bu kelime için gönderildi. Bu, dünya kadar büyük bir kelimedir. Her şeyden önce insan, kalbinin kasvetini nasıl giderecek? Bunun peşine düşmesi gerekiyor. İslam yüz şeritli bir otoyoldur. Kelime-i şahadeti getiren herkes o yoldadır. Bu yüz şeritten bir tanesi de tasavvuftur. İsteyen o yola girer, istemeyen girmez. Ama bizim yobaz kafamız, bu yolları tek bir yola indirgemeye çalışıyor. Bu din adına bir cinayettir. Din yolunda ihlaslı olanlar ipi göğüsleyecek. İhlasın tersi riya kelimesidir. Riyanın Türkçe karşılığı gösteriştir. Bu kelime bütün hayatınızı mahvedebilir. İhlaslı olun. Allah, bize yapamayacağımız şeyi yüklemez. Bu güç bize verilmiş olay onu ortaya çıkarabilmektedir.”

Konferansın devamında Prof. Dr. Kara öğrencilerin sorularını cevapladı.

28-02-2019 / Melek Tepeli

466 kez görüntülendi.
28 Şubat 2019 - 17:08