Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Bezci – Kamu Yönetimi Bölümü

15 Şubat 2013

Temsil Yeteneği ve Siyasi Sorumluluk Açısından Başkanlık Sistemi

Başkanlık sistemini parlamenter sistemden ayıran en önemli unsur yürütmenin temsil yeteneğinin artırılması ve siyasi sorumluluğun bürokrasinin dipsiz koridorlarında kaybolmadan bir makamda somutlaşmasıdır. Siyasi sorumluluğun tek elde toplanması karşılığında küfeyi sırtında taşıyana üst düzey yöneticileri doğrudan atama yetkisi de verilmiştir. Başkanın yürütme erki üzerindeki hakimiyeti eksizdir.

Başkana tanınan geniş yetkiler yasama ve yargı alanında geçerli değildir. Yine de Amerikan federal hâkimlerin atanma sürecinde başkanın aday gösterme hakkı vardır. Senato, başkanın gösterdiği adayın atama işlemini tamamlayan bir kuruldur. Başkan hâkimleri süresiz olarak atar. Yani bir yere atanan hâkim, başkan onu bir başka yere aday göstermedikçe, istifa etmedikçe, emekli olmadıkça ya da ölmedikçe görevinden ve görev yerinden ayrılmaz. Hâkim olmak için avukatlık, savcı yardımcılığı, hukuk danışmanlığı ya da öğretim üyeliği gibi farklı mesleklerin uzun süre icra edilmesi gerekmektedir. Hâkimlerin atama süreçleri siyasal bir karar olarak görüldüğünden yargı kurumunun hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Atanan hâkimlerin görevden el çektirilmeleri ancak suçlanması ile mümkündür ve ABD tarihinde nadir gerçekleşen bir siyasi krizdir. Atamanın kendisinin siyasi olması yargı kararlarının siyasileşmesini de beraberinde getirmemektedir. Zira atanan hâkimlere siyasi müdahale oldukça zordur. Eyaletlerdeki hâkimler ise, seçimle gelirler ya da vali tarafından sınırlı bir süre atanarak görev yaparlar.

Amerikan sisteminde parlamento ise başkanlık seçiminden tamamen bağımsızdır. Eyaletlerden eşit sayıda seçilen senatörler ile nispi temsil sistemine uygun bir şekilde nüfusa oranla seçilen milletvekillerinden oluşan ABD Kongresi yasama yetkisini elinde bulundurmanın yanında bütçeyi onaylama hakkına da sahiptir. Kongre gerektiğinde mahkeme de olmaktadır. Başkan dahil olmak üzere herkesi yargılayabilir ve cezalandırır. Başkan yargılandığında mahkeme başkanı Yüksek Mahkeme Başkanı olur ve ancak 2/3 oranıyla başkanın suçluluğuna karar verilebilir.

Amerikan başkanlık sistemi kuvvetler ayrılığı üzerine otursa da erklerin, parlamenter sistemin alıştığı tarzların dışında, birbirlerinin alanlarında faaliyet gösterdiği ortadadır. Aslında geleneklerin oturmadığı bir siyasal toplumsallıkta Amerikan sistemi politik olanı önceleyerek sistemi kurgulamıştır. Bu nedenle siyasi kararların yasama ve yargı alanında da etkili olmasını Amerikan siyasal hayatı garipsememektedir.

Diğer taraftan siyasi kararların öncelenmesi siyasal sistemi esnek kılmaktadır. Guantanamo yargılamaları ve hedef gözeterek öldürme gibi evrensel hukuk dışı olguların sistem içinde var kılınması siyasi olanın öncelenmesinin son dönemlerdeki en önemli örneğidir. Alınan siyasi kararların hukukiliği tartışılsa bile başkanın temsil yeteneğinin yarattığı siyasal meşruiyet Amerikan kamuoyu için yeterli olmaktadır.

Siyasal temsil yeteneğinin en önemli getirisi toplum adına karar alabilme ve bu kararın toplum tarafından meşru kabul edilmesidir. Seçim modern siyasal temsilin en ikna edici aracıdır. Eğer iktidarda olanların demokratik otoritesi ikna ve rıza üzerine oturmaktaysa seçim siyasal temsili meşru kılmaktadır. Siyasal temsilin yarattığı politik güç, temsil yeteneği olanların sorumluluklarını da artırmaktadır. Başkanlık sistemi siyasal temsil ile sorumluluk ilişkisinin aracısız ve meşru kurulduğu bir politik sistem olarak öne çıkmaktadır.

Başbakanın başkanlık sisteminden beklediği temsil yeteneği ile orantılı bir yetki ve sorumluluk dengesinin oluşturulmasıdır. Bir anlamda sırtındaki küfenin sorumluluğunu taşıyabilmek için yetki istemektedir. Siyasal eylemlerin hesabını da temsil ettiğini düşündüğü halka vermek istemektedir.

Temsil bağının sahici kurulduğu politik sistemlerde başkanlık sistemi meşruiyet açığı yaşamadan yetkilerini sorumluluk içinde taşımaktadır. Fakat temsil edenlerin halkla sahici bağlarını kaybetmesi aynı politik sistemleri otoriter yönetimlere döndürebilmektedir. Halk, kendine benzer olmakla birlikte kendinden de üstün gördüğü seçtikleri ile sahici bir temsil bağı kurabilmektedir. Türk siyasi hayatında Atatürk, Menderes, Karaoğlan, Özal ve Erdoğan bu tür sahici ve geniş bir temsil yeteneğine sahip olmuşlardır. Bu dönemlerin fiili olarak başkanlık sistemi gibi işlemesi sahici temsilin yarattığı meşruiyete dayanmaktadır.

Temsilcinin gücünün meşruiyeti adına eylemde bulunduğu kişilere karşı sorumlu davranmasından gelmektedir. Temsilciler sadece yetkilendirilmiş kişiler gibi davranırsalar siyasal meşruiyetlerini yitirmektedir. Başkanlık sistemi sıradan insanların yönetime doğrudan katılımına benzer etkiler yapmaktadır. Kendiyle özdeşleştirdiği politik liderin başkanlığının kendinin dolaysız iktidarı olarak algılanması mümkündür. Eğer demokrasi sıradan insanların yöneten olabildiği bir eşitlikçi sistemse başkanlık sistemi sıradanlığa parlamentarizmden daha yakındır. Parlamentoda her çıkarı ayrı ayrı temsil etmeye alışmış parlamenter sistemlere karşı başkanlık sistemi bütün toplumsal ve siyasal farklılıkların tek bir kişi üzerinden temsil edilmesini mümkün kılmaktadır. Yani başkanlık sistemi farklılıkları siyasallaştıran değil, siyasal ittifaklar içinde görelileştiren bir sistemdir.

Başkanlık sistemi halk egemenliğini daha doğrudan ve güçlü olarak temsil edebilir. Ulusüstü siyasal oluşumların halk egemenliğini etkisizleştirdiği bir ortamda halk adına meşru karar alma yeteneğine sahip olan bir başkan etkin bir siyaset yürütebilir. Parlamenter sistemler halkın ortak aklının kamuoyuna açık tartışmalar yoluyla ortaya çıkacağına inanmaktadır. Başkanlık sistemi ise, halen hikmet-i hükümetinden sual edilemeyecek bir politik hayatı çağırmakta ve politik etkinlik adına katlanmamız gereken faturaya razı olmamızı istemektedir.

Halkın rızasının doğrudanlığı başkanı daha da güçlü kılmaktadır. Güce duyulan arzu başkanlık sistemini meşrulaştırmaktadır. Parlamenter sistemlerin uzlaşmaz çıkarlarla parçalanmasına karşı başkanlık sistemleri çıkarların uzlaşmasını zorunlu kılmaktadır. Zira başkan seçilmek için gerekli olan toplumsal destek açısından parlamenter sistemlerden oransal olarak daha fazlası istenmektedir. Başkan adaylarının toplumsal destek arayışları uğruna ılımlı mesajlar vermesi politik sistemi de uçlara savrulmaktan kurtarmaktadır. Politik partiler arasındaki farkların erimesi de verilmek istenen ortak mesajlarla alakalıdır. Türkiye’de bir başkan adayı milliyetçi olduğu kadar Kürt olmalı, İslamcı olduğu kadar laik olmalı, sünni olduğu kadar alevi olmalı, köylü olduğu kadar kentli olmalı, işçi olduğu kadar burjuva olmalı, bazen engelli, bazen yaşlı, bazen genç, bazen kadın olabilmelidir.

Parlamenter sistemler siyasi kararı yasa olarak tanımlamaktadır. Yürütme, idari fonksiyonu icra etmektedir. Tarihsel süreç içinde yürütmenin yarattığı gücü kullanan hükümetler yasanın yapım sürecini şeklen parlamentolara bırakmaya başladı. Yasa tasarısını bakanlar kurulundan bile gizleyerek hazırlayan başbakanlar asıl yasa yapıcıları haline geldi. Yasaların karmaşıklığı fiili politik hayatta başbakanlık bürokrasisini parlamentonun yerine geçirmektedir. Alınan siyasi karar olarak yasalarda oluşan aksaklık ve yanlışların ise sorumluları bulunmamaktadır.

Başkanlık sisteminin siyasi kararları, başkanın aldığı kararlardır. Yasalar sadece alınan kararlara geniş çerçeveler çizmektedir. Anayasa bile kısa ve yorumlarla gelişmeye açıktır. Bu nedenle parlamenter sistemlerde varolan fiili politik durumun açıktan hali başkanlık sistemidir. Başkanlık sistemini savunmak yeni bir sistemi savunmaktan ziyade parlamenter sistemlerin fiili işleyişini meşrulaştırmaktan ibaret görünmektedir. Hele Cumhurbaşkanının seçimle temsil yeteneğini kazandığı politik sistemler artık başkanlık sistemleridir. Bu aşamada yapılması gereken başkanlık sistemine karşı çıkmak yerine parçalanmış politik farklılıkları ayakta tutmak için tasarlanmış disiplinli politik partileri demokratikleştirmektir.

Başkanlık sisteminin politik partileri toplumun birçok rengini bir arada bulunduran ideolojileri seyreltilmiş partiler olmalıdır. Türk siyasi hayatında Ak Parti ile yaşanan dönüşümün ideolojinin yavaş yavaş hakimiyeti mi yoksa farklı ideolojik aktörlerin uzlaşısı mı olduğunu zaman ortaya çıkaracaktır. Bu dönüşümün gözlemlenebileceği yer Ak Parti değil, CHP’dir. Zira ancak iktidar partisinin karşısındakiler iktidara oy verenlerden farklı olanları birleştirebilirseler başkanlık sisteminin siyasal ortamı oluşabilir. CHP liderliğinin içindeki farklılıkları dışlamadan yürüttüğü yeni politikası, yeni siyasetin emarelerini taşımaktadır. Yeni siyasette katı olanlar buharlaşacak…

Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Bezci

Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü

34 kez görüntülendi.
15 Şubat 2013 - 12:23