Yeni Türkiye’nin Yol Haritası

29 Kasım 2014

Sakarya Üniversitesi Ab-ı Hayat Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Yeni Türkiye’nin Yol Haritası’ konulu söyleşide Yeni Şafak Gazetesi yazarı Cem Küçük, öğrencilerle bir araya geldi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen söyleşide Türkiye’de geçmişten günümüze yaşananları ve önümüzde ki dönemler hakkında öğrencilere bilgi verdi.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te kurulduktan sonra 1950’li yıllara kadar pasif bir politika izlediğini bu sürecin Adnan Menderes’in iktidara gelmesiyle son bulduğunu söyleyen Küçük, “Adnan Menderes iktidara geldikten sonra Türkiye çok hızlı bir gelişme gösterdi. 1950 ve 1958 yılları arasında yüzde sekizlik bir büyüme ve yüzde beş enflasyon ile,  1923-1950 arasındaki dönemin beş katı bir büyüme gerçekleştirdi.  1960 darbesiyle ne yazık ki bu dönemin önü kesildi. Çünkü mevcut düzen, izin vermeyeceği hiçbir yapının güçlenmesini istemiyordu. Burada göz ardı edilen, halkın, seçimlerde son sözü söylediği idi ve 1965’te Süleyman Demirel liderliğinde Adalet Partisi iktidar oldu. 1965 ve 1971 tarihleri arasında Süleyman Demirel dönemi ile Türkiye tekrar yüzde yedi büyüme ve yüzde beş enflasyonla çok iyi bir dönem yakaladı. Bu dönemin de 1971 askeri darbesiyle önü kesildi” dedi. 

1970 ve 1980’li yıllarını Türkiye için kayıp dönem olduğunu dile getiren Küçük, “Sağ-sol, alevi-suni kavgası,  kontrgerillanın Türkiye’de ki tüm faaliyetleri ve biraz da Amerika’nın bastırmasıyla 70’li yıllar ile ve 80’li yılların başını kapsayan dönem, kayıp yıllar oldu. 80 darbesi oldu. 83’te Turgut Özal’ın Başbakan olması ile 1989 yılına kadar, yani Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu döneme kadar Türkiye en parlak dönemlerinden birini yaşadı. 1989’dan 2002 ye kadar olan süre de Necmettin Erbakan dönemi hariç Türkiye yeniden kayıp dönemlerinden birini yaşadı. Ve 2002’ye geldiğimizde Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar oldu” şeklinde konuştu.

Her söylenene evet denmiyor

Yeni hükümetin kurulması ile birlikte askeri vesayetin belinin kırıldığının altını çizen Küçük, “Benim için bu dönemde yapılan en önemli şeylerden birincisi askeri vesayetin belinin kırılmasıdır. Türkiye’de komutan dediğiniz zaman, asker dediğiniz zaman akan sular dururdu. Şu andaki yönetim öncesi ekonomi, sağlık gibi işleri hükümetler idare eder, ama dış politika Ege, Kıbrıs, Kürt meselesi gibi Türkiye’nin hayati meseleleri üzerinde son sözü asker söylerdi. Örneğin Milli Güvenlik Kurulu’nda asker bir şey der hükümetler de bunu onaylardı. AK Parti’nin iktidara gelmesi ile birlikte bu askeri vesayete karşı ciddi bir mücadele içine girildi” diye konuştu.

Son dönemde yaşanan bir diğer önemli gelişmenin de Amerika’nın her dediğine evet demeyen bir Türkiye’nin olduğunu dile getiren Küçük, “Özellikle son 3-4 yıldır dış politikada Türkiye NATO konseptinin dışına çıktı. Artık Türkiye Amerika’nın her dediğine evet demiyor.  Türkiye’nin, Amerika’nın her dediğine evet demeyince ve kendi politikalarını diretince Amerika gene bir yerlerden düğmeye basıp Türkiye’nin içini boşaltmak için, karıştırmak için çok ciddi şeyler yaptı. Örneğin, Türkiye’nin İMF ile anlaşmaması, Çinli CPMIEC firmayla füze savunma sistemleri konusunda anlaşma yapması, Mısır’da darbeye karşı gelmesi, Esad’ın devrilmesinin istemesi gibi konularda görüş ayrılığına düşülmesi, Amerika’nın ve Batı’nın muhtemelen canını sıktı. İtibar kaybettirmek için türlü hesaplar yapılsa da en son sözü yine millet, sandıkta söyledi” diye konuştu.

Yeni MİT Yasası

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, 2010 yılında Hakan Fidan göreve gelmeden önceki döneminin, dünya tarafından sayılmayan, itibarı olmayan, zayıf bir kurum olduğunu söyleyen Küçük  “Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olmasıyla birlikte dünya da söz sahibi olan bir İstihbarat Teşkilatımız var artık’ dedi. Eski MİT’in kendi ülke vatandaşını izleyen ve vatandaşını tehdit olarak gören bir yapısının olduğunun altını çizen Küçük, “Yeni MİT yasası sayesinde artık ülke dışında da operasyon yapabilir hale geldik ve IŞİD’in elindeki 46 vatandaşımızı böyle kurtardık” şeklinde konuştu.

Yeni Türkiye

Yeni Türkiye’de, artık yetkinin sadece milletten alınacağını vurgulayan Küçük, “ Ülkelerde millet adına hizmet edilir. AK Parti her şeyi yanlış da yapıyor olabilir. Millete gidilir millet sandıkta yanlışlara cevabını verir.  Bürokrasi içerisinde polis kılığında, savcı kılığında hareket edip insanların hakkında rapor tutup kurgu davalarla insanların hayatını çalmak, hükümetleri devirmek, artık mümkün olmayacak. Eskiden bu tip uygulamalar çok yapılırdı. Başka bir deyişle, önceden olduğu gibi iki savcı ve üç polisle ya da bir komutanın istemesiyle veya gazete patronlarının baskısıyla hükümetler yıkılmayacak. Hükümetler seçimle gelecek, seçimle gidecek. Kurumlar da buna göre çalışacak. Kimse seçilmiş meşru hükümetten daha üstün olamayacak” dedi.

29.11.2014 – MA

3 kez görüntülendi.
29 Kasım 2014 - 20:27