Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu Gerçekleşti

26 Ekim 2016

Sakarya Üniversitesi’nin (SAÜ) de düzenleyicileri arasında bulunduğu “4. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu”  26 Ekim Çarşamba günü gerçekleştirildi. Sempozyumda bu yıl Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası antlaşmalarda yer alan taahhütlerin şehirlerimizde nasıl uygulanacağı masaya yatırıldı. Etkinliğe yerli ve yabancı uzmanlar, akademisyenler ve belediye başkanlarının yanı sıra bakanlıklardan da birçok yetkili katıldı.

Sapanca’da düzenlenen “4. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu”, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ve WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Yönetim Kurulu Başkanı Canan Ediboğlu’nun açılış konuşmaları ile başladı.

4 farklı oturumda düzenlenen sempozyumda, “Küresel Taahhütlerden Yerel Uygulamalara”, “Küresel İklim Hedeflerine Ulaşmak & İklim Değişikliği Eylem Planları”, “Tasarımla Daha Güvenli ve Erişilebilir Kentler” ile “Verimli Binalar: Kentler için Büyük Fırsat” konuları, alanlarında uzman katılımcılar ve akademisyenlerle tartışıldı.

Sakarya Üniversitesi’nin de bu sürece dahil olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Şehri yönetirken de aynı sistem üzerinden yürünebilir. Şehirlerin yaşanabilirliğini istatistiki olarak gösteren parametreler var. Kendi durumunu tespit edip, ülkeyle ve dünyayla kıyaslayıp, eksik yönlerini tamamlayıp, böylece ilerlemiş oluyorsunuz. Benim burada vurgulamak istediğim, bu kavramların temel, basit bir şeye dayandığı. Yeni bir icatmış gibi algılamamız bizi zora soktu. Bu karmaşıklığı basitleştirmek de biz yöneticilere düşüyor. Bunları kolaylaştırmak için sistem kurmak şart. Sistemi kurunca iş basitleşiyor. Biz Büyükşehir Belediyesi ile de iş birliği içindeyiz. Üniversite olarak bize düşen görev, bloğa uygun insan yetiştirmek ve bunu kurumlarla paylaşıp şehrimize destek olmak” diye konuştu.

Sakarya Üniversitesi’nde uygulanan sistemler konusunda katılımcılara bilgiler veren Rektör Elmas şunları ifade etti: “Üniversiteler artık basit bir atmosferden çıkıp çok karmaşık bir atmosfere doğru gitti. Bunun doğurduğu bürokrasiden, fazla işlerden kurtulup işlerimizi sürdürülebilir bir hale dönüştürmek için üniversitemizde bir sistem geliştirdik. Bu sistemin özü şudur; bir rektörün, bir öğretmenin, bir bölüm başkanının, bir öğrencinin yaptığı işlerde ne var ise sistem olarak otomatik hale getirmek. Dolayısıyla yaptığımız işlerin basit, uygulanabilir ve sonuç odaklı olması gerekiyor. Her şey insanların daha mutlu bir hayat sürmesi için. Bizim görevimiz bu kadar karmaşık bir üniversiteden, basit yönetilebilir bir üniversite çıkarmak, uygun insanlar yetiştirerek yaşanabilir şehirler konusunda karar vericilere destek olmaktır. Dolayısıyla üniversite öğretimin bu yönde evrilmesi şarttır. Üniversiteler görevini yaptığı müddetçe bizler sürdürülebilir, yaşanabilir atmosferler oluşturabiliriz.”

Özellikle son on yılda pek çok yükseköğretim taslağı ve rapor yayımlandığına dikkat çeken Elmas “ Bu yayınların hemen tamamında temel ilkeler olarak çeşitlilik,  kurumsal özerklik ve hesap verebilirlik, uluslararasılaşma, rekabet, mali esneklik ve çok kaynaklı gelir yapısı ve kalite güvencesi kavramları esas alınmaktadır. Ayrıca bu kavramlar stratejik planlama, iç ve dış kalite süreçleri, kurumsal değerlendirme, akreditasyon,  hayat boyu öğrenme ve şeffaflık gibi uygulamalarla desteklenmektedir. Üniversitelerimizde bu kavramlar çerçevesinde birçok çalışma yapılmaktadır. Ancak bu kavramların bir çerçeve bütünlüğüyle sistemleşmesi ve organik bir yapılanmaya yönelme konusunda bir gelişme görülmemektedir” diye konuştu.  

“Türkiye’nin kurumlarının güçlü ve çevik bir yönetim sistemine ihtiyacı vardır” diyen Elmas, “Ancak bu şekilde kararların hızlı ve sağlıklı bir şekilde alınması ve alınan kararların uygulanması kolaylaşır. Mevcut sistemin buna göre yapılandırılması gerekir” şeklinde konuştu.

Sakarya Üniversitesi olarak Yaşanabilir Şehirler konusunda iki unsurun ön plana çıktığını ifade ederek şunları kaydetti: “Bunlardan ilki, şehirlerin geleceği, daha yaşanabilir şehirlerin oluşturulması ve sürekliliğinin sağlanmasıdır. Üzerinde durulması gereken diğer konu ise akıllı işletme, fabrika veya daha net bir ifadeyle Endüstri 4.0’dır. Rekabet içinde olan sanayinin, hızlı üretim, pazarlama, hammadde ve satış süreçlerini robotlar-sensörler ve nesnelerin internet ile ilişkilendirmesi esasına dayalı entegre sistemler kurması kaçınılmaz olacaktır. Gelişen trendler çerçevesinde, şehirlerin de endüstri 4.0 mantığıyla yönetilebileceğini şimdiden görüyoruz. Şimdiden gerekli bilgi alt yapısını oluşturmaya başladık. Buradan yol alarak “Yaşanabilir Şehirler” kapsamında Sakarya Üniversitesi’nin hem şehir hem de şehir sanayisi ile bütünleşmesi ve işbirliklerinin daha somut hale gelmesi için bir çalışma grubu oluşturduk. Bu grup, her biri Üniversitemizin farklı bölümlerinden olmak üzere 11 öğretim üyesinden oluşmaktadır. Yaşanabilir şehirler endeksi açısından, özellikle Sakarya’nın daha iyi konuma gelmesi için özel çalışmalar yürütecek olan bu gruba yönetim olarak her türlü desteği sağlayacağız.”

Sempozyumun açılışında konuşan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, küreselleşmiş bir dünyanın nimetlerinden yararlanıldığı gibi külfetlerine de katlanmak durumunda kalınıldığını ifade etti. İklim değişikliğinin ortaya çıkardığı tehdidin, tüm insanlığın öncelikli sorunlarından birisi olduğunu söyleyen Toçoğlu “Dünyamız, ülkemiz ve kentlerimiz küresel ısınma tehdidi ile yüz yüzedir. Ancak Paris Anlaşması, katılımlı şekilde hazırlanmış olması, süreçlerin daha şeffaf yürütülmesi ve bazı somut hedefler öngörmesi bakımından umut vadetmektedir. Söz konusu anlaşma bütün ülkelere sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk, ortak fakat farklılaşmış sorumluluk anlayışı ile ülkelerin kendi kapasitelerine göre olacaktır” diye konuştu.

Süreci Türkiye açısından da değerlendiren Toçoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’deki nüfusun yüzde 90’ı il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır. Bu anlamda Türkiye toplumu kent toplumudur. Hızlı kentleşme olgusu ve sanayileşme baskısı, bu süreçte yerel yönetimleri zorlasa da ülkemiz, uluslararası taahhütleri karşılayabilecek niteliktedir. Yükümlülüklerimizi yerine getirme konusunda samimi olmak ve süreçleri şeffaf bir şekilde yürütmek zorundayız.”

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Arzu Tekir yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkenin, kentlerin yaşanabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için büyük önem arz eden uluslararası anlaşmalara imza attığını ve bu anlaşmaların Türkiye için de iklim, kentleşme ve yol güvenliği gibi konularda 2030 yılına kadar tutturması gereken net hedefler ortaya koyduğunu belirtti.

26.10.2016 – YC

3 kez görüntülendi.
26 Ekim 2016 - 15:39