Türkiye’de Siyaset Bir Kan Davası

25 Şubat 2012

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Köksal Şahin Türkiye’de siyasetin dününü bugünün ve yarınını değerlendirdi.

SAÜ Sosyal Düşünce Topluluğu tarafından 24 Şubat Cuma günü Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Konferansa konuşmacı olarak katılan SAÜ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Köksal Şahin Türkiye’de siyasetin dünü bugünü ve yarınını değerlendirdi.

Türkiye’de gençlerin siyasetin geleceğine, demokrasiye umutsuz bakmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Şahin ““Biz dünyada anayasa yapan onuncu ülkeyiz. Biz dünyada doğulu ve Müslüman ülkeler arasında demokrasiyi çeviren tek ülkeyiz. Biz kadınlara genel oy hakkını 1934’te vermişiz.  Bizim 1924 anayasamız gayet güzel. Biz demokrasi noktasında aslında özellikleri olan bir toplumuz. Biz bu konularda hiçbir şey yapmamış berbat barbar bir toplumun üyeleri değiliz, sakın böyle düşünmeyin. Zaten Türkiye’nin en büyük sorunu bu kendini tanıyıp güvenememesi.” dedi.

Darbeler Demokrasi için çok önemli bir sorun

Darbelerin demokrasiyi baltaladığını ifade eden Şahin darbelerin demokratik yönetimlerde hiçbir şekilde yerinin olmadığını vurguladı. Şahin şöyle konuştu: “Darbeler çok önemli bir sorun. Çünkü demokratik birikiminizi sıfırlıyor ve tekrar başlatmak zorunda kalıyorsunuz. Mesela biz 1959 yılında Avrupa birliğine ilk başvurumuzda bize evet dediler ama bizde 1960 darbesi olduğu için ertelendi.”

Siyaset bir kan davası

Türkiye siyasi kültürünün dünden bugüne kadar gelen geleneğini değerlendirirken Şahin, uzlaşmacı olmayan siyasi kültürün, muhalefete tahammülsüzlüğün Türk siyasetine zarar verdiğini belirtti. Şahin şunları kaydetti: “Siyaset bir kan davası, yani siyaset madalyonunun rekabet, çatışma ve mücadele kısmı kamplaşarak ve çok sert yapılıyor. Bu da otomatik olarak demokratik siyasal kültürün gelişmesine engel oluyor. Peki bu nereden kaynaklanıyor? Muhalefete tahammülsüzlük var bunu tarihte çok görüyoruz. Tabi muhalefete tahammülsüzlük şeklinde bir siyasal kültür olunca da siyaset çatışmacı bir alandan çıkamıyor. Uzlaşmacı siyasal kültür noktasında adım atılmıyor. Şuan ki Türkiye’nin siyasal sürecinde bunu görüyoruz. Bence Türkiye’ye bu çok kan kaybettiriyor. Bugünkü uzlaşmacı olmayan siyasal hayatın, uzlaşmacı siyasal kültür noktasında adım atmayan siyasetçilerin yarın Türkiye’ye ne kadar büyük zarar verdiğinizi anlayacaksınız, bana öyle geliyor”

Şahin sözlerine söyle devam etti: “Bir kere demokratik siyasal kültür her şeyden önce muhalefete tahammül gerektirir. Bu parti içinde ya da partiler arasında fark etmez. Ama bizde maalesef böyle olmuyor kim iktidara gelirse muhalefeti küçük gördü. Bizim siyasi kültürümüzde bu dün de vardı bugün de var.”

Küreselleşme popüler bir kitle kültürü yaratıyor

Küreselleşme konusuna da değinen Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin küreselleşmenin faydalı yönlerinin olduğunu ama küreselleşmenin popüler bir kitle kültürü yarattığını ifade etti. Şahin konuşmasını “Küreselleşmenin yarattığı popüler kitle kültürü de Anglo-Amerikan kökenli. Yani genellikle Amerikan tarzı bir hayat kendisini küreselleşme ile dünyanın her yanına götürmeye çalışıyor.” diyerek tamamladı.

Yrd. Doç. Dr. Köksal Şahin konuşmasından sonra öğrencilerin sorularını yanıtladı.

24/02/2012 – M. Çiğdem Zincirli

 

2 kez görüntülendi.
25 Şubat 2012 - 7:11