Sosyal Sorumluluk Projesi Yapmıyoruz

16 Şubat 2012

Türkiye’nin ilk üniversitelerarası film festivali Play UniFilmFest devam ediyor.

14 Şubat günü gösterilen gösterilen ‘Atlıkarınca’ filmi sonrası Sakarya Üniversitesi (SAÜ) öğrencileriler ile bir araya gelen filmin senaristleri; yönetmen İlksen Başarır ve başrol oyuncusu Mert Fırat, öğrencilerden gelen samimi sorulara cesur cevaplar verdiler. İzleyicilerden sadece film yaptıklarını ve yaptıkları filmlerin bir kurmaca olduğunun unutmamalarını rica eden ikili, Sosyal sorumluluk projesi yapmadıklarını, film yaptıklarına vurgu yaptılar.

Bu Konuda Hiçbir Tehdit Almadık

Toplumun duyarsız kaldığı konularda yaptıkları filmlerle tanınan ikiliye son filmleri sonrası bir tehdit ya da tepki alıp almadıkları sorusuna Fırat, “Bu konuda hiçbir tehdit almadık.  Ne bununla ilgili bir tehdit aldık. Ne de bu konuda bir tepki aldık. Galiba anlatacağınız şeyi doğru bir şekilde ifade ederseniz, Türkiye veya dünyada konuşulmayacak hiçbir şey yok. Bir şekilde her şeyi anlatmanın bir yolu vardır” dedi.

Açık Sahneleri Bilerek Çekmedik

Konuşulması ve anlatılması bile zor olan bir konuyu (Ensest) çok boyutlu ama seviyeli bir şekilde anlatan ‘Atlıkarınca’ filminde  “cinsel istismarı” konu edinmesine rağmen açık sahneleri bilerek kullanmadıklarını anlatan Fırat, eğer Açık sahneler olsaydı, toplum tarafından sadece o sahnelerin konuşulacağını kaydetti.

Daha çok meseleye odaklanmak istediklerine vurgu yapan Fırat,  “Öyle sahneler olunca o sahneler konuşulmaya başlanıyor ve mesele ıskalanıyor. O sahnelerin şiddeti konuşuluyor. Halbuki biz bu filmde onun oluşturduğu psikolojik şiddeti tartışmak istiyoruz” dedi.

Pedofillere Malzeme Çıkarmamak Lazım

Özellikle ‘cinsel şiddeti’ anlatan filmlerde dikkat edilmesi gereken konulardan birinin de bu filmlerin mücadele ettikleri konulara malzeme olma gibi bir risk taşıdıklarını söyleyen Fırat, şöyle konuştu: “Ayrıca o sahnelerle Youtube’a malzeme çekiyoruz. Pedofillere malzeme çekiyoruz. Bu görüntüler bir şekilde çoğaltılıyor, tam tersini amaçlarken bir anda onun malzemesi olmuş bir film oluşuyor.”

Bu tip filmi çekme konusunda herhangi bir çekincelerinin olup olmadığı sorusuna Fırat, “Cesaret konusunda Türkiye de değil, İngiltere’de bile bu tip filmleri çekmek; risk almak demektir. Ticari anlamada riski büyük.  Seyircisi olmayacak bir film. Dünyanın neresinde olursa olsun bu tip filmlerin (Ensest üzerine) seyircisi 100 bini geçmiş olmaz” dedi.

‘Toplumdaki bir soruna parmak basmak toplumdaki cinsel veya farklı sorunları dile getirmekte bir zorunluk mu hissediyor senaristler?’ şeklindeki bir soruya cevap veren oyuncu ve aynı zamanda senarist Mert Fırat, şöyle konuştu: “Kişiye ne yazdırır? Oyuncuyu ne oynatır? Onu rolüyle özdeşleştirip, sahneye çıkaran ve oynatan şey nedir? Bunların hepsi motivasyondur aslında.  Bizi yazmak için motive eden şey ve içimizde anlatmadan, tartışmadan bulamayacağımız şeylerden biridir; Atlıkarınca’da konuşulan ensest ya da başkada dilde aşkta ki o iki dil derdi”

Ensest Konusunda Türkiye’de İlk film

Bir çok konuda olduğu gibi ensest konusunda da Türkiye’de yapılan çok az film olduğuna dikkat çeken Fırat, “Böyle olunca bu ilk ve tek film oluyor. Biz yapınca ilk oluyor. Biz yapmaya başlayınca Türkiye’de ensest meselesi üzerine konuşulmaya başlanıyor” dedi.

İlk filmi yapmanın getirdiği zorluklara değinen Fırat, “Biz daha çok Türkiye’deki ensest meselesini anlatmak zorundaymış gibi bir hisse kapıldık.  Bu konun sözcüsüymüşüz gibi televizyon programlarında, gazete röportajlarında ya da bu tip söyleşilerde onu (Ensest meselesini) anlatır, o derde çare bulmaya çalışır yerde buluyoruz kendimizi. Halbuki hiç öyle bir derdimiz yok. Biz aslında sinema yapıyoruz.  Film yapıyoruz.  Daha çok o meselenin psikolojik yönünü anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

Biz Sonuçta Rol Yapıyoruz

“Bu karakterin altından kalkabilir miyim ya da bu rol nedeniyle gelecek tepkileri göğüsleyebilir miyim? diye düşünüz mü?” şeklindeki bir soruya “Bu rolü benden daha yaşlı birinin oynamasını beklerdim. Tepki alınma konusunda; evet, bekliyordum” diyen Fırat, başka oyunculara da gittiklerini ama bu rolü kabul etmediklerini belirtti. Sonuçta yaptıkları işin rol yapmak olduğuna dikkat çeken Fırat, toplumun da bunun bir gerçek değil film olduğunu kavraması gerektiğine vurgu yaptı.

“Oyuncu yaptığı şey olmaz” diyen Fırat,  “Dolayısıyla bizler roller oynuyoruz, eğer o rollere tepkiler oluyorsa da ona hazır olmak lazım. Ama öyle büyük bir tepki de alamdım” dedi.

Topluma bunu biraz öğretmek lazım diyen Fırat,  “Kurtlar Vadisi’ndeki ‘Çakır’ karakteri öldüğü zaman, helva dağıtmak, gazeteye ilan vermek ya da amatör ligde saygı duruşunda bulunmak; bunlar gerçekten insanı hastalık sahibi yapar. Hemen acil, en yakın sağlık ocağına ya da doktora başvurmak gerekir” şeklinde konuştu.

Sosyal Sorumluk Projesi Yapmıyoruz

Atlıkarınca’nın hazırlık sürecini anlatan filmin yönetmeni ve senaristlerinden İlksen Başarır, etkilenmemek için bu konuda çıkmış eserlere bakmadıklarını, daha çok okumalara yöneldiklerini söyledi. Başarır, “bu konu üzerine yazılmış makaleler, adli tıp raporları ve ifadelerden destek aldık; psikolog ve psikiyatri arkadaşlardan yardım aldık” dedi.

“Toplumsal konularda filmler yaptığımız zaman, biz sanki sosyal sorumluk projesi yapacakmış gibi oluyoruz” diyen Başarır, böyle bir amaçlarının olmadığına dikkat çekti. Başarır, şöyle konuştu: “Biz iki filmde de daha önce olduğu gibi engellilerin sorunlarını anlatmaya çalışmadık, öyle olsaydı belgesel film yapardım”

Samimi bir ortamda geçen söyleşinin sonunda Fırat, çok yakında yeni bir film projelerinin olduğunun da müjdesini verdi. Ancak bu filmin dram değil komik bir film olacağını belirtti.

15/02/2012 – AB

4 kez görüntülendi.
16 Şubat 2012 - 7:10