Son Dönem Osmanlı Düşüncesinde Doğu ve Batı Algısı

23 Kasım 2018

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Seminerleri kapsamında “Son Dönem Osmanlı Düşüncesinde Doğu ve Batı Algısı” konulu konferans düzenlendi.

İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonunda gerçekleşen konferansa İbn Haldun Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsünden Dr. Vahdettin Işık konuşmacı olarak katıldı. Batılılaşmanın ve Batılı yöntemlerin benimsenmesinin Türkiye siyasetini geliştiren akımlardan birisi olduğunu belirten Dr. Vahdettin Işık, “Diğer bir akım ise bizi biz yapan değerlerin benimsenmesi ve ancak böyle bir varoluşun anlamlı olabileceği şeklindedir. Bu, İslamcılık denilen, günümüzdeki yaygın kavramsallaştırmayla İslamlaşma siyaseti olarak adlandırılan bir akımdır” dedi.

17’nci yüzyıla kadar birkaç yüzyıl boyunca dünyanın büyük bir çoğunluğunun Müslümanlar tarafından yönetildiğini vurgulayan Işık, şöyle devam etti: “Ben o zamanları İslam’ın iktidar çağı olarak yorumluyorum. İç savaşlar ve siyasi itilaflar var. Ama küresel olarak baktığımızda, Müslümanlar dünyanın küresel iktidar odağıdır. 17’nci yüzyıldan itibaren ise değişen ve toprak kaybetmeye başlayan bir Osmanlı var. Bu dönemde her şey ters orantıda ilerlemeye devam ediyor. 18’inci yüzyılda paramparça olan Avrupa’daki devletlerin haritalarda isimleri bile okunmamaktadır. Ama gittikçe toparlanmışlardır. İlk kopuş Yunanistan tarafından olmuştur. 1830’larda ilk defa gayrimüslim bir topluluk Osmanlı’dan kopuyor. Sonra İslam küresel bir iktidar olmaktan çıkmaya başladı. Osmanlı parçalandıkça Batı bütünleşiyor. Ters orantılı bir süreç yaşanıyor. Biz güçlüyken orası paramparça, biz parçalandıkça onlar toparlanıyorlar. Avrupa’da artık taşlar yerine oturmuş, sınırlarda belli bir düzen var. Sonrasında Batı toparlanınca, dünyada sömürgecilik başlamıştır.”

Müslümanların 19’uncu yüzyıl ile birlikte küresel iktidarlıktan bir hayli uzaklaştığına işaret eden Işık, “Doğru, düzgün, bilinçli Müslümanlar olduğumuz dönemlerde işler yolunda gidiyordu. 19’uncu yüzyıldan sonra ise İslam küresel iktidar olmaktan çıkarıldı. Dolayısıyla bu küresel iktidarlık Avrupa’ya geçmiştir. Avrupa, sömürücü düzeni ile yeni dünyanın yeni aktörüdür. Avrupa’nın iktidar olması, İslam coğrafyası başta olmak üzere bütün dünyanın doğrudan işgal edilerek sömürgeleşmesine neden oldu” şeklinde konuştu.

23-11-2018 / Nurcan Kök

229 kez görüntülendi.
23 Kasım 2018 - 15:26