Şems ve Mevlana Konuşuldu

30 Mart 2015

Sakarya Üniversitesi Tasavvuf Topluluğu tarafından ‘Şems ve Mevlana’ isimli bir etkinlik düzenlendi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Mevlevi Üstadı Mustafa Özbağ konuşmacı olarak katıldı. Özbağ, Mevlana ve Şemsi Tebrizi’nin hayatları, tanışmaları ve etkileri hakkında bilgi verdi.

Şemsi Tebrizi’nin Yesevi mürşidi olduğunu söyleyen Özbağ, “Şemsi Tebrizi Türk’tür. Türklerin tasavvuf anlayışının temelinde Ahmet Yesevi vardır. Ahmet Yesevi, elinde kopuzu ile Türk yörelerini gezerek, onlara Sufi mantalitesinde İslam aşılar. Zaten Türklerde çok tanrılı bir din inancı yoktu. İnançları İslamiyet’e yakındı”  şeklinde konuştu.

Mevlana ve babası ile Belh şehrinden yola çıkarak Mekke ve Medine, Şam ve Bağdat’ı dolaşarak Konya’ya yerleştiğini söyleyen Özbağ , “Mevlana’nın babası vefat ettikten sonra yerine halifesi geçer. Babasının da halifesi vefat edince yerine Mevlana geçer ve tarikatta ders vermeye başlar. Hz. Mevlana tipik bir mürşit ve üstattır.  Şems ile tanışmadan önce babasının klasik çizgisinde gitmektedir yani o zamana kadar mevcut olan skolastik din ve tarikat anlayışıdır” diye konuştu.

Şemsi Tebirizi’nin  klasik tarikat anlayışı olmadığını söyleyen Özbağ, “Şemsi Tebrizi için  bazı kaynaklar Kadiri bazı kaynaklar ise Kalanderi olduğunu söyler. Ama Şems, tipik bir Sufidir. Hz. Şems’te klasik bir tarikat anlayışı yoktur. Rivayetlere bakıldığı zaman Şems Allah’a dua eder ilmimi başka birine aktarayım, diye ve rüyasında Mevlana’yı görür. Sonra da onu aramak için yola koyulur” şeklinde konuştu.

Şemsi Tebirizi’nin Mevlana’ya nefs ile ilgili hiçbir şey öğretmediğini söyleyen Özbağ, “Nefsle mücadele tarikatların işidir. Şems, Mevlana’ya kalbin sülûkunu, Hakkal yakînin tecelliyatını öğretmiştir” dedi.

Programın devamında Özbağ, katılımcıların sorularını yanıtladı.

30/03/2015 – MA

4 kez görüntülendi.
30 Mart 2015 - 14:54