Sakarya Üniversitesi’nden Darbeye Karşı Uluslararası Atak

27 Temmuz 2016

Batı medyasında darbeyi destekleyen ve  Türkiye’yi karalamaya yönelik yayınlara karşın Sakarya Üniversitesi’nden bir grup akademisyen tarafından “Akademi Darbeye Karşı” girişimi başlatıldı. Sakarya Üniversiteli darbeye, darbe destekçilerine ve Türkiye’ye yönelik karalama kampanyalarına karşı çıkan akademisyenler bütün Türkiye’deki akademisyen ve eğitimcileri sorumluluk üstlenmeye ve uluslararası medyada Türkiye karşıtı yayınlara karşı çıkmaya çağırıyor.

Batı medyasının önemli bir kısmının darbe girişimi sırasında ve sonrasında yaptığı yayınlarla açık bir şekilde Türkiye’deki seçilmiş iktidara karşı ve bazen açık bazen de üstü örtülü bir şekilde darbe taraftarı yayınlar yaptığı görülüyor. Aslında Türkiye’ye karşı bu karalama kampanyalarına daha darbe öncesinde başlandığı ve bu şekilde darbenin başarılı olması durumunda kendi kamuoylarına daha kolay kabul ettirilebileceğinin planlandığı anlaşılıyor.

Yürütülen bu karalama kampanyaları ile açık ve örtülü darbe destekçiliğine dikkat çekmek isteyen Sakarya Üniversiteli akademisyenler yaklaşık 40 kişiden oluşturan bir grup kurarak İngilizce, Arapça, Almanca, İbranice, Farsça, Fransızca ve Kürtçe dillerinde darbe konusunda yapılan yayınları mercek altına aldılar. Bu çerçevede, söz konusu dillerdeki yaklaşık 100 kadar gazete, dergi, haber siteleri ve düşünce kuruluşlarının yayınları günlük olarak taranıyor. Bu taramalar sonucunda açık darbe destekçiliği yaptığı tespit edilen haber ve analizler bir yandan sosyal medyada ifşa edilip onlara gerekli cevaplar yazılırken, bir yandan da ilgili çarpıtma haberlerin yayınlandığı internet sitelerinde yorumlar yazılarak okuyucuların doğru bilgilendirilmesi sağlanmaya çalışılıyor.

Sakarya Üniversitesi’nde Ortadoğu Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi başta olmak üzere değişik birimlerde çalışan Ortadoğu, Uluslararası İlişkiler, Siyaset Bilimi, İlahiyat, Sosyoloji, Alman Dili ve Tarih gibi alanlarından akademisyenlerin yanında yurt içinden ve dışından başka akademisyenlerin de destek verdiği bu çalışma tamamen gönüllülük esası üzerinden yürütülüyor.

Çalışmaya katılan akademisyenler, meydanlara çıkıp darbeye karşı gösterilere katılmanın çok önemli olduğunu, ancak akademisyenlerin sadece bununla yetinmemeleri gerektiğini söyleyerek bütün akademisyenleri dış medyanın bazı kesimleri tarafından Türkiye’ye karşı çok organize bir şekilde yürütülen karalama kampanyalarına karşı çıkmaya çağırıyorlar. Bu karalama kampanyaları çerçevesinde, Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin kurgu olduğunu söyleyen, FETÖ örgütünü bu suçtan aklamaya çalışan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetin bu darbeyi hak ettiğini ileri süren, olağanüstü hal ilanını despotizm olarak anlatan yayınlara karşı Türkiye akademisyenlerinin verecek bir tepkisi olması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Akademisyenlerin, Batı medyasının demokrasi başta olmak üzere bütün değerlerine ihanet ederek yaptığı bu çarpıtma haberleri okuduğunda mutlaka öfkelendiklerini ve üzüldüklerini ifade eden “Akademi Darbeye Karşı” kampanyası katılımcıları, ancak kendi başına üzülmenin ve öfkelenmenin bir anlam ifade etmediğini, mutlaka bu yalan haberlere karşı bir şeyler yapılması gerektiğini vurguluyorlar. Söz konusu haberlerin kendi dilinde ilgili yorum sayfalarında ve sosyal medyada çarpıtılan gerçeklerin doğru bir şekilde Batı kamuoyuna aktarılmasının çok önemli olduğunu, ancak bu şekilde Türkiye’ye karşı yürütülen organize karalama kampanyasına karşı çıkılabileceğini dile getiriyorlar.

Kampanya kapsamında şimdiye kadar, yabancı medyada Türkiye hakkında çıkan binlerce gazete vb. medya organının yayınları tarandı. Bunlardaki çarpıtmalara dikkat çeken yüzlerce yorum yazıldı. Twitter başta olmak üzere sosyal medyada dış basındaki yalan haberleri eleştiren ve Türkiye’de yaşanan olayların gerçek yüzünü ortaya koyan binlerce paylaşım yapıldı. Bunların yanında, 15 Temmuz gecesi henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan CNN Türk ekranlarına çıkmamışken, Cumhurbaşkanının Almanya’dan sığınma talep ettiğine dair NBC News kaynaklı bir yalan habere karşı #ConfrontNBC etiketiyle başlatılan uluslararası kampanyaya ve darbe konusunda ikiyüzlü tavır gösterenlere dikkat çekmek için açılan @CoupHypocrisy isimli twitter hesabına aktif bir şekilde destek verildi.

Sakarya Üniversiteli darbeye, darbe destekçilerine ve Türkiye’ye yönelik karalama kampanyalarına karşı çıkan akademisyenler bütün Türkiye’deki akademisyen ve eğitimcileri sorumluluk üstlenmeye ve uluslararası medyada Türkiye karşıtı yayınlara karşı çıkmaya çağırıyor.

Darbe Girişiminin Kriz ve Kritiği Konuşuldu

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nce düzenlenen “Kriz ve Kritik Konferansı”, Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.

“Darbe Girişiminin Kriz ve Kritiği” temasıyla bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen konferansa SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atilla Arkan, Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat, SAÜ’den ve çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ile öğrenciler katıldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından üniversite olarak bu konuda üzerlerine düşeni yapmayı kararlaştırdıklarını anlattı.

Hem İslam ülkelerindeki hem de diğer ülkelerdeki darbe algısına ilişkin SAÜ olarak bir takım çalışmalar yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Elmas, “Üniversitemizde bölümler arası kurulan ekiplerle dünyada ülkemize yönelik yürütülen algı savaşına karşı çalışmalar yapılmakta. Öğrencilerimizi ve toplumu bilinçlendirme çalışmalarımız var. Bu konferans da bunlardan birisi. Biz yönetim olarak bunların hepsine destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra özellikle üniversitelere önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Elmas, “Analitik düşünebilen, omurgası sağlam, değerlerine sahip çıkan, aklını kiraya vermeyen öğrenciler yetiştirmenin öncelikli görevlerimizden biri olduğunu her zaman söylemiştik. Bu süreçte bunun önemini bir kere daha görmüş olduk. Öğrencilerin ders dışı zamanlarda kendilerini yetiştirmeleri konusunda her türlü desteği sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat da açılış konuşmasında, darbe olgusunun çok farklı dinamikleri olduğuna işaret ederek, Türkiye’de her on yılda bir yaşanan başarılı ve başarısız darbe girişimleri yaşandığını söyledi.

Bu girişimlerin tümünde dış dinamiklerin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. İnat, şunları söyledi: “28 Şubat’ta ekonomik dinamikler ön plandaydı. Darbe, dış aktörlerin bir ülkeye müdahale araçlarından en önemlisi. Darbenin de ötesinde çok rafine, çok ince manipülasyon araçları söz konusu. Medya üzerinden ya da başka araçlarla yapılan manipülasyonlar başarılı olmadığı zaman, işin darbeye kadar götürülmeye başlandığını görürsünüz. Yaşanan darbelerde dış dinamiklerin ve faktörlerin çok belirleyici olduğunu söyleyebiliriz. Bu son darbe girişiminin ötekilerden farkı ise başarısız olmasıydı. Halkın kararlı duruşu da bunda etkili oldu. Darbenin halkın kararlı duruşuyla püskürtülmüş olması, dünyada bu tür girişimler için bir örnek teşkil edecektir. Umarım bundan sonra da kimse darbe yapmaya teşebbüs etmez.”

Açılış konuşmalarının ardından başkanlığını Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Turan’ın yaptığı ve Çankaya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Taner Demirel, Yazar Metin Karabaşoğlu ile Bilkent Üniversitesi’nden Ömer Aslan’ın konuşmacı olarak yer aldığı panele geçildi. Konferans, “Darbe Girişiminin Nedenleri”, “Darbe Girişiminin Nasıl Gerçekleştiği” ve “Darbe Girişiminin Sonuçları” konulu panellerde farklı alt başlıklarla gün boyu devam etti.

Konferans sonrası Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş ve Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın katıldığı toplantıda darbe girişimi değerlendirildi.

Dindar Değil Dinciler

SASGEM tarafından düzenlenen Çarşamba Konferanslarının ilk hafta konuğu Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Çaylak oldu. SAÜ Hukuk Fakültesi Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. Çaylak FETÖ’yü anlattı.

FETÖ dindar değil dinci bir harekettir diyen Prof. Dr. Adem Çaylak, “FETÖ, tüm dinci dil ve dinci görüntüye rağmen dini bir hareket değil, aksine oldukça seküler ve çıkara dayalı dünyevi bir harekettir. Kaynağını ve biçemini dinden aldığı görüntüsü içinde, seküler amaçları haiz Mehdiyetçi bir zihniyet ve tutumla hareket eden FETÖ dini, ulvi amaçlara ulaşmak için kullanılan bir aparattan başka bir şey değildir” diye konuştu.

FETÖ, Seküler Kemalizm’in dinci versiyonudur

Prof. Dr. Çaylak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisi Seküler Kemalizm’in zor, baskı ve darbesi ile Batılı, pozitivist, modern kapitalist değerler çerçevesinde makbul vatandaş yapılamayan toplum kesimlerini, gönüllü kulluk ve rıza üzerinden devşirmenin ve makbul şakird yapmanın bir aparatı olarak devreye sokulan FETÖ, kullandığı din dili ve içerdiği söylem itibariyle Seküler Kemalizm’in dinci versiyonudur. Devamında,  tüm İslami görüntüsüne ve kullandığı din diline rağmen FETÖ’nün bilgi, eğitim, toplum ve devlet anlayışı, Seküler Kemalizm’in üzerine oturduğu modern zemin ve beslendiği zihniyet dünyası ile biçimsel olmasa da mahiyet itibariyle özdeştir” şeklinde konuştu.

Mistik hezeyanlar, rüyalar ve Mehdiyet anlayışı ile toplumda Seküler Kemalizm’in ulaşamadığı kutsallaştırmayı FETÖ’nün mümkün hale getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çaylak, Seküler Kemalizm’den daha tek-tip ve daha itaatkar bedenler yaratmış ve abi, abla ve hoca efendilerin ancak idrak edeceği ulvi dava uğruna himmeti ve kitleleri seferber etmede efsunlaştırılmış din dilini kullandığı için Kemalizm’den daha başarılı olduğunu ifade etti.

FETÖ, ‘Militarist ve Darbeci’ zihin dünyası ve geleneğe yaslanmaktadır

Prof. Dr. Çaylak, “Gülen kurulu düzene ve otoriteye biat noktasındaki yaklaşımı, en çok darbe dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Gülen’in ve FETÖ’cüler, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri vesayet döneminde, darbeci orduya ilişkin vaaz, yazı veya değerlendirmeleri, militarist ve darbeci bir zihin ve psikolojik dünyanın olduğunu ortaya koydu” dedi.

Katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Çaylak’a, Doç. Dr. Bünyamin Bezci tarafından hediye takdim edildi.

23 kez görüntülendi.
27 Temmuz 2016 - 14:24