Rektör Elmas’tan Akademik Sıralama Eleştirisi

28 Temmuz 2016

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, her yıl yapılan akademik sıralamaya yönelik çalışmalarda kalite, akreditasyon ve kurumsal değerlendirme gibi konuların da ele alınması gerektiğini belirterek, “Şu an ki sistemde bu görüntü yok. Başlardaki ilk 20 sıra değişmiyor, bir de bunlar ‘işte en iyi üniversiteler’ diye ilan ediliyor. Bu kesinlikle yanlış bir tabir. Bu konuları dikkate alan bir çalışmayı üniversite olarak yapmayı planlıyoruz.” dedi.

Prof. Dr. Elmas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, SAÜ’nün özellikle son 5 yılda hem eğitim ve öğretim hem araştırma hem de diğer alanlarda başarı göstererek, Türkiye ve dışarıda yapılan tüm değerlendirmelerde önemli basamak atladığını söyledi.

Eğitim ve öğretimde en önemli parametrenin bölümlerin akredite olması ve kalite süreçleri olduğunu vurgulayan Elmas, bunun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca (YÖK) önemli bir parametre olarak kılavuzlara konulmasının güzel bir gelişme olduğunu kaydetti.

Haksızlık ve yanlışlık olduğunu düşünüyorum

Elmas, şu anda Türkiye’de en çok programı akredite edilen üniversite olduklarını ifade ederek, “Yayın ve projeler konusunda da üniversitemiz önemli bir aşama kaydetti ve 4-5 sene önceki sıralamalarda üniversitemiz Türkiye’de 70’li, 80’li sıralardayken, şu anda 30’uncu sıralardayız. Tabi bu sıralamaların bizler için şöyle bir anlamı var. Bunu yapan kuruluşlar belli bir bölgeyi, parametreyi dikkate alarak bu açıklamaları yapıyorlar fakat basında bu, ‘işte en iyi üniversiteler sıralandı’ diye geçiyor. Burada önemli bir haksızlık ve yanlışlık olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Anadolu’daki pek çok üniversitenin bu parametreye göre yukarı basamaklara çıkma şansının olmadığını savunan Elmas, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun sebeplerinden biri de yayın sayısı, uluslararası atıf sayısı ve uluslararası bilimsel makale toplamını yapan kişiler öğretim üyesi olduğuna göre, öğretim üyesi ve öğrenci oranı yüksek olan üniversitelerde ki bizde 50 civarında, 30-40 puan daha düşük verilmekte. Öğretim üyesi çok olan hoca-öğrenci oranları 20-30 olan üniversitelere 30-40 puan daha fazla verilmekte. Aslında bunun tam tersi olması gerektiğini düşünüyoruz. Hocalarımız daha çok öğrenciyle ilgileniyor, derse giriyor ve başka aktiviteleri var, bunun yanında bu kadar da makale ve bilimsel yayın üretiyor. Dolayısıyla bu katkının ters olması lazım. Bu yanlışın düzeltilmesi gerekir.”

Üniversitelerde bu göstergeleri üreten birimlerin genellikle fen, sağlık ve mühendislik bilimleri olduğunu, o nedenle ağırlığı bu bilimler olan üniversitelerin çok avantajlı duruma geçtiğini dile getiren Elmas, sosyal alanları ağırlıklı olan SAÜ gibi üniversitelerin ilk sıralardaki üniversiteler kadar yayın ve makale üretmesi durumunda 15-20’den yukarıya çıkamadığını, bunun da dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Normalizasyon bu işte gerekli

Elmas, “Bir üniversitede örnek veriyorum fen, sağlık ve mühendislikteki parametreyi bir alıyorsanız, sosyaldeki parametreyi de 10’da 2 alabilirsiniz. Ki en yüksek rakam, biz ona razıyız. O zaman ne olacak? Üniversitelerde fen ağırlıklı olanların kat sayılarıyla sosyal ağırlıklı olanların kat sayıları farklı olacak. Hesaplarımıza göre puanlarımızı şu anda yüzde 50 daha artırmaları gerekir. Böyle bir normalizasyon, bu işte gerekli.” şeklinde konuştu.

YÖK ve diğer kuruluşların kurumsal değerlendirme, kalite ve akreditasyonun değerlendirme sürecinde çok önemli olduğunu aktaran Rektör Elmas, şöyle konuştu:

“YÖK, bu alanda da yenilik yaparak bu sonuçları kılavuzlara yazarak, burada önemli bir destek sağladı, bizler için önemli motivasyon unsuru oldu. Avrupa Kalite Ödülü aldık. Bu tür parametrelerin hiç mi etkisi yok? Ayrıca Avrupa’da çok başarılı değerlendirme süreci geçirdik, bunun etkisi yok. Bir de bölümlerimizin akreditasyonlarının da etkisi yok. Bu parametreleri de dikkate alınca daha sahici bir sıralama yapılması gerekir diye düşünüyorum. Sayıları 200’e yaklaşan üniversitemiz oldu. Bu üniversitelerin hepsi bir çaba içerisinde. Yapılan her çabanın gözükeceği bir değerlendirmenin ortaya çıkması lazım. Şu andaki sistemde bu görüntü yok. Başlardaki ilk 20 sıra değişmiyor, bir de bunlar ‘işte en iyi üniversiteler’ diye ilan ediliyor. Bu kesinlikle yanlış bir tabir. ‘En iyi yayın yapan üniversiteler’ veya ‘yayınları yüksek olan üniversiteler’ denilebilir. O bakımdan bu parametrelerle yapılan ‘işte en iyi üniversite’ tanımı pek örtüşmemekte.”

Elmas, bu konuları dikkate alan bir çalışmayı üniversite olarak yapmayı planladıklarını belirterek, bu çalışmanın Türkiye için önemli olduğunu düşündüğünü, altyapı ve donanımlarının da buna uygun olduğunu dile getirdi.

Yapılan çalışmaları daha da anlamlandırmak istediklerini anlatan Elmas, “Bunları da dikkate alan bir şey olsun istiyoruz. Böylece tüm çaba gösteren, özellikle yeni kurulan üniversiteler ile Anadolu’daki üniversiteler gerçek yerini görebilsin. Sonuçta öğrencinin daha iyi ve nitelikli yetişmesini sağlayan parametreler bunlar.” ifadesini kullandı.

28/07/2016 //

10 kez görüntülendi.
28 Temmuz 2016 - 17:02