Partili Cumhurbaşkanlığı Ne Anlama Geliyor?

12 Aralık 2015

Doç. Dr. Serdar Gülener / Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

Hükümet sistemi tartışmalarında başkanlık sisteminin yanında diğer alternatif olarak partili cumhurbaşkanlığı modeli de zaman zaman gündeme gelmektedir. Cumhurbaşkanı seçilen kişinin içinden geldiği siyasi partinin genel başkanı ve üyesi olmasını ifade eden bu model, Türk anayasa düzeni açısından özellikle M. Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları ile anılmaktadır. Fakat 1961 Anayasası’nın 95. maddesi ile birlikte partili cumhurbaşkanlığı modeline anayasal bir engel getirilmiş, cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişiğinin kesileceği belirtmiştir. 

1982 Anayasası da 101. maddesinin son fıkrası ile “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” şeklinde bir düzenleme getirmiştir. 1982 Anayasası’nın cumhurbaşkanı seçilmekle ile ilgili bir “bağdaşmazlık”kuralı olarak gördüğü “partililik”; cumhurbaşkanının hem parlamento hem de halk tarafından seçildiği karşılaştırmalı örneklerin önemli bir kısmından farklılık arz etmektedir. Fransa gibi yarı-başkanlık modellerinde Cumhurbaşkanının partili olması olağan bir durumken, İtalya, Avusturya, Almanya, Polonya ve İzlanda gibi nispeten daha az yetkilerle donatılmış devlet başkanlarına sahip parlamenter sistemlerde dahi cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisinin kesilmesine dair özel düzenlemelere yer verilmediği görülmektedir. Kaldı ki özellikle geniş yetkilerle donatılmış bir Cumhurbaşkanlığı makamının parlamenter sistemle uyumsuzluğu dikkate alındığında, partili bir cumhurbaşkanının varlığı, hükümet sistemini yarı başkanlık modeline yaklaştıran ve ona kimlik kazandıran tamamlayıcı bir adım olarak düşünülebilir

Aslında 1961 ve 1982 Anayasaları açısından değerlendirdiğimizde cumhurbaşkanını meclisin seçtiği dönemlerde dahi partisi ile ilişiğinin kesilmesi hükmünün kağıt üzerinde kaldığı fazlaca örneğe rastlanabilir. Bu nedenle partili cumhurbaşkanlığı modeli tartışılırken özellikle halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanının seçilmek için ileri sürdüğü projelerin hayata geçirilmesi için gerekli olan organizasyonel ve finansal kapasitenin oluşturulması ihtiyacının dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca tarafsızlığın anayasal hükümler kadar, hatta belki de daha fazla biçimde, seçmen iradesine yansıyabilecek bir değer olabileceğinin de hesaba katılması faydalı olabilir.

(Sabah Gazetesi – 12 Aralık 2015)

31 kez görüntülendi.
12 Aralık 2015 - 14:51