Ortadoğu Konuşuldu

14 Ekim 2016

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen “Ortadoğu’da Siyaset ve Toplum Kongresi” sona erdi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde üç gün süren kongrenin açılışına Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Kudret Bülbül, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Irak İnsani Gelişim Üniversitesi Rektörü Mervan Ahmed Raşid, Tunus Eski Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam, Ortadoğu Enstitüsü (ORMER) Müdürü Prof. Dr.Kemal İnat, yerli ve yabancı birçok akademisyen ile kurumların temsilcileri, araştırmacılar, SAÜ’den öğretim üyeleri ile öğrenciler katıldı.

Ortadoğu bugün emperyalizmin at koşturduğu bir coğrafyaya dönüştü

15 Temmuz’da yaşanan olayları anlatan bir sinevizyon gösterisi ile başlayan kongrenin ilk açılış konuşmasını YTB Başkanı Kudret Bülbül yaptı. Bülbül, barış, huzur ve kardeşlik adası olarak nitelediği Ortadoğu’nun bugün emperyalizmin at koşturduğu bir coğrafyaya dönüştüğünü ifade ederek, “100 yıl öncesine kadar ortak bir medeniyetin, ortak bir coğrafyanın çocuklarıydık. 140 yıl önce Tunuslu Hayrettin Paşa, Türkiye’nin sadrazamı, başbakanıydı. Bu ilişki sadece yöneticiler arasında değildi. İstanbul’da çıkan bir dergi, bütün bir Ortadoğu coğrafyasında yakından izlenirdi. Fakat daha sonra öyle bir koptuk ki, ne kopuş. Artık birbirimizi yabancılar olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

DEAŞ, PKK, FETÖ gibi maşa ve araziye uyarlanmış örgütlerle Ortadoğu coğrafyasının adeta kan gölüne dönüştürüldüğünü belirten Bülbül, “Ancak bunların ne yaptığını herkes bilir. Fakat FETÖ’nün kim olduğunu son ana kadar kimsenin bilmesi mümkün değil. FETÖ İslam tarihinin karşılaştığı ve karşılaşabileceği en sinsi terör örgütüdür. Kendilerini çok farklı gösterebilirler, ta ki o topluluğa son darbeyi indirinceye kadar” dedi.

Ortadoğu toplumlarının parçalandıkları oranda tarihin nesnesi olduklarını dile getiren Bülbül, şöyle devam etti: “Bu toplumlar, bir araya gelip birilerine güç verdikleri oranda, birbirlerini daha iyi tanıdıkları oranda da tarihin öznesi oluyorlar. Bugün bizim nesle düşen daha fazla tanışmaya, kaynaşmaya, daha fazla iletişime yönelik mekanizmalar kurmak. Çünkü birbirimizi tanımıyor, bilmiyorsak, birbirimizle iletişim halinde değilsek, neyi başarmak mümkün olabilir?”

Ortadoğu kritik eşikte

Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas da konuşmasında Ortadoğu’da yaşananların dünyadaki diğer gelişmeler ile yakından ilişkili olduğunu belirterek, “Ortadoğu’yu konuşunca dünyayı da konuşmuş oluyorsunuz” dedi. Kongrenin bu alanda yapılan çalışmalara çok önemli katkılar sağlayacağını belirten Elmas, Ortadoğu’nun tam kritik bir eşikte olduğunu, bugün anlatılan konuşmaların da bu anlamda kendilerine ışık tutacağını düşündüğünü ifade etti.

Kongreyi düzenleyen ve destekleyen herkese teşekkür eden Rektör Elmas, sözlerini şöyle sürdürdü: “15 Temmuz darbe girişimi sonrası özellikle dış dünyada oluşan Türkiye algısı konusunda özellikle batılı ülkelerde çok yoğun bir aleyhte propaganda ve çalışmalar var. Maalesef bazı İslam ülkelerinin de bu algının etkisinde kaldığını görüyoruz. Bu çalışmalara yoğun bir şekilde sizlerden, yurtdışındakilerden ve burada bulunanlardan destek bekliyoruz. Ortadoğu Enstitüsü de bu konuda yaptığı iki araştırmada ‘Ortadoğu İslam ülkelerinde FETÖ algısı’ ve ‘Dünyadaki darbe ve Türkiye algısı’ konularını araştırıyor. Türkiye’nin bu kritik eşiği inşallah bu çalışmalarla aşacağını düşünüyorum.

Sakarya Üniversitesi’nde 95 bine yakın öğrenciden 4 bininin uluslararası öğrenci olduğunu aktaran Prof. Dr. Elmas, “Bu konuda hem YTB’nin hem de direkt öğrencilerin katkı ve destekleriyle, üniversitemiz 1-2 sene içerisinde 5 bine yaklaşan bir sayıya ulaşacaktır. Çünkü 4-5 sene önce 110 yabancı öğrenci vardı. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunlar gelecekte ve günümüzde ülkemizi dışarıda anlatacak ‘gönüllü elçilerimiz’ olacaktır. O bakımdan bu öğrencilerin burada bulundukları sürede çok iyi yetişmesi, ülkemiz hakkında iyi bilgiler sahibi olması gerekir” ifadelerini kullandı.

Türkiye Ortadoğu halklarına umut veriyor

ORMER Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat ise, Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimini milletin kararlı duruşuyla bastırdığını ve yeniden istikrara geri döndüğünü belirterek, bunun Ortadoğu’nun ezilen halklarına umut verdiğini söyledi. Türkiye’nin milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaptığını, gördükleri baskı yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalan binlerce siyasetçi ve akademisyene de kucak açtığını ifade eden Prof. Dr. İnat, “İnşallah ülkeleri de yakın zamanda istikrar ve demokrasiye kavuşurlar, hepsi birer Türkiye dostu olarak gruplarına geri dönerler. Ortadoğu halklarının birbirlerini yakından tanıması, düşmanlıkların ortadan kaldırılması açısından çok önemlidir. Biz enstitü olarak çalışmalarımızda buna önem verdik” diye konuştu.

Kongre, açılış konuşmalarının ardından Tunus Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam, eski Irak Başbakan Yardımcısı Tarık Haşimi, eski Libya Başbakan Yardımcısı Avad el-Barasi ve Suriye Geçici Hükümeti Eski Başbakanı Ahmed Tumah’ın yer aldığı panel ile devam etti.

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen “Ortadoğu’da Siyaset ve Toplum Kongresi” devam ediyor.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan açılış oturumu ve birinci gün oturumlarında Ortadoğu’daki siyasi gelişmeler ile din ve toplum ilişkisi, araştırmacılar, akademisyenler ile uzman katılımcılarla detaylı bir şekilde tartışıldı.

Tunus eski Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam’ın başkanlığını yaptığı açılış paneline, Irak eski Başbakan Yardımcısı Tarık Haşimi, Mısır eski Enformasyon Bakanı Salah Abdül Maksut, Libya eski Başbakan Yardımcısı Avad el-Barasi ve Suriye Geçici Hükümeti eski Başbakanı Ahmed Tumah katıldı.

Açılış oturumu Irak eski Başbakan Yardımcısı Tarık Haşimi:

“Ortadoğu’da Siyasi Dönüşümler” başlıklı panelde konuşan Irak eski Başbakan Yardımcısı Tarık Haşimi, Irak’taki depremin asıl sorumlusunun İran olduğunu belirterek, “Samarra katliamı Irak’ın kara günüdür. İran’ın burada provokasyonlarla iç çatışmayı alevlendirdiği gündür” dedi. Iraklı siyasilerin Irak’ın Başika’daki egemenliğinin zedelendiğini söylediklerini aktaran Haşimi, “Hangi egemenlikten bahsediyorsunuz? ABD’nin ve diğer güçlerin buradaki varlığına ses çıkarmadılar. Şimdi Türkiye için bunları söyleyebiliyorlar. Türkiye’nin Irak’ta milli güvenliği açısından haklı gerekçeleri var. Türkiye baskılara boyun eğmemeli ve Musul’un kurtarılmasında ciddi rol oynamalı. Türkiye’nin gizli bir ajandası yoktur” ifadelerini kullandı.

Açılış oturumu Suriye Geçici Hükümeti eski Başbakanı Ahmed Tumah:

Tumah konuşmasında, “İki farklı halk değiliz, tek ümmetiz. Ortak ve derin bir tarihimiz var. Türk ordusu tarihte bizi kurtardı. Suriye’de birçok Osmanlı ve Türk eserleri görmek mümkün. Bunlar iyi ilişkilerin bir göstergesidir. suriye sizin de ülkeniz. Suriye sorunu aynı zamanda sizin de sorununuzdur. suriye krizi ileride bir dünya savaşına neden olabilir. Bu nedenle adil bir çözüm bulunmalıdır” ifadelerini kullandı.

Açılış oturumu Mısır eski Enformasyon Bakanı Salah Abdül Maksut:

Salah Abdül Maksut, Mısır’da 25 Ocak 2011’de eski rejimin yıkıldığını, yerine meşruiyetini halktan alan bir yönetimin geçtiğini söyledi. Abdül Maksut, “Bazıları Mübarek’i indirmemizi devrim değil dalga olarak tanımlıyor. Ancak bu bizim için diktatörlüğü bitiren devrimdir. 2012’de İsrail’in Gazze’ye saldırıları Mursi ve Erdoğan’ın güçlü mesajları sayesinde durdurulmuştur” diye konuştu.

Açılış oturumu Libya eski Başbakan Yardımcısı Avad el-Barasi:

Avad el-Barasi, konuşmasında Libya’da devrik lider Muammer Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarına son veren 17 Şubat Devrimi sürecinde yaşananları anlattı. Libya’da kutuplaşmanın halen devam ettiğine işaret eden el-Barasi, petrol ihracatının kısıtlanmasından dolayı bu yıl 100 milyon dolar zarar ettiklerini, uzlaşı olması gerektiğini söyledi.

Birinci oturum SETA’dan Prof. Dr. Burhaneddin Duran: “ABD’ye kimse hesap soramıyor”

Birinci oturumda konuşan SETA’dan Prof. Dr. Burhaneddin Duran, “15 Temmuz Darbesi ve Türkiye’nin Geleceği” konulu bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Duran, özetle şunları söyledi: “Söz konusu ABD olunca kimse hesap soramıyor. Hata yaptık deyip geçiyorlar ki yeni hatalar yapabilsinler. Bush dönemindeki saldırgan ABD müdahaleciliği, Obama döneminde seçmece müdahaleciliğe dönüştü. Müttefiklerinizin sizin terör örgütü olarak gördüğünüz yapıları başka kılıflarla desteklediği bir dönemde Türk demokrasisinin dikensiz gül bahçesi olması beklenemez. Türkiye’nin müttefiklerinin PKK’ya umarsızca destek olduğu bir ortamda çözüm süreci rasyonel değildir.”

Oturumun devamında Tennessee Üniversitesi’nden Prof. Dr. Michael M. Gunter, “Turgut Özal’ın Kürt Sorunu Girişimlerini Anımsama”, Soltan Qaboos Üniversitesi’nden Mahmut Cüneyt Yenigün, “Ortadoğu’da Çatışma Çözümü: Mezhep Komşuluğu”, Doha Institute&University of Manchester’dan Yousef Choueiri “Arap Kimliğinin Gaipliği”, Tripoli Üniversitesi’nden Raafat Al-Mikati “Çok  Kültürlü Toplumlarda Din”, Georgetown Üniversitesi’nden Abdullah Al-Arian “Tarihin Yükü ve Siyasal İslam’ın Geleceği”, The London School of Economics and  Political  Science’dan Katerina Dalacoura “2011 Sonrası Ortadoğu’nun Gidişatı ve Uluslararası İlişkileri” başlıklı konuşmalar yaptılar.

Diğer oturumda ise Qatar Üniversitesi’nden Nayef Nahar Al-Shamari “Rusya ABD’nin Ortadoğu’daki Gücünü Kırmayı Başarabilir mi?”, International Imam Khomeini Üniversitesi’nden Abbas Hashemi “Yeni Nükleer Anlaşma ve İran’ın Ortadoğu Stratejisine Etkisi”, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Nurşin Ateşoğlu Güney, “Değişen Ortadoğu’da Türkiye-İsrail İlişkileri” başlıklı konuşmalar yaptılar.

Kongrenin anlamı büyük

Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat, Ortadoğu’da bu kadar çatışmanın yaşandığı, silahların hâkim olduğu bir dönemde diyaloğu geliştirmeye yönelik böyle bir çalışmanın çok anlamlı olduğunu söyledi. Kongreye değişik Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda katılımcının geldiğini vurgulayan İnat, “Çatışmaların engellenmesi, iş birliğinin artırılması açısından bu tür diyalog mekanizmalarının çalıştırılması çok önemli. Biz de bu kongreyle birlikte 3’üncüsünü gerçekleştirmiş olduk. Daha öncekilere oranla daha az sorunlu, katılımın daha iyi olduğu bir kongre oldu” diye konuştu.

Kemal İnat, kongrede değişik konuların ele alındığını, farklı seslere de yer vermeye çalıştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti: “Batı’dan da katılımcılar geldi. Onlar da Ortadoğu’ya ve Türkiye politikalarına ilişkin kendi fikirlerini söylediler. İran, Irak ve Mısır’dan katılımcılarımız vardı. Herkes kendi bakış açılarını yansıtmaya çalıştı. Bu da önemlidir. Herkesin karşı tarafın ne düşündüğünü onun ağzından dinlemesi oldukça önemli. Keşke bu tür toplantılar daha fazla yapılmış olsa, diyalog mekanizmaları geliştirilmiş olsa. O zaman işte o ortak değerlerimizin keşfi konusunda adım atmış oluruz diye düşünüyorum.”

Avrupa ülkelerinin geçmişinin Müslümanlarınkinden çok daha çatışmacı olmasına rağmen her düzeyde güçlü bir diyalog mekanizması kurdukları için çatışmasız bir ilişki geliştirebildiklerine işaret eden Prof. Dr. İnat, “Bugün Avrupa ülkeleri arasında bir çatışma riski söz konusu değil. O yüzden keşke Ortadoğu ülkeleri arasında böyle diyalog mekanizmaları geliştirilebilse. Bizim kongremiz ona hizmet etmeye yönelik bir adımdı. 2 yıl sonra inşallah yenisini yapmayı düşünüyoruz” dedi.

14-10-2016 / ST

11 kez görüntülendi.
14 Ekim 2016 - 10:10