Organ nakli bekleyen hastaların birçoğu bağış beklerken ölüyor

29 Ocak 2018

SAÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Cerrahisi Prof. Dr. Metin Ercan, organ bağışının Türkiye’de 10 kat daha artırılması gerektiğini belirterek, “Organ nakli bekleyen hastaların çoğu beklerken ölüyor” dedi.

Türkiye’de organ nakli bekleyen hastaların sayısı gün geçtikçe artıyor. Son 10 yılda Türkiye’de organ nakli bekleyenlerin sayısı ve yapılan organ nakli operasyonlarının kalitesi giderek artmakta. Ancak kadavra organ bağışı Batılı ülkelerle karşılaştırıldığında çok gerilerde kalıyor. Şu ana kadar Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesinde 6 hastaya karaciğer naklini başarı ile gerçekleştirdiklerini belirten Gastroenteroloji Cerrahisi Prof. Dr. Metin Ercan, Türkiye’de organ bağışının 10 kat daha fazla olması gerektiğini söyledi. Organ nakli bekleyen birçok hastanın bağış beklerken öldüğüne değinen Ercan, organ bağışının arttırılabilmesi için toplumun aydınlatılması, varsa dini çekincelerin giderilmesi gerektiğini anlattı.

“6 hastamızda karaciğer naklini başarı ile gerçekleştirdik”

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesinde başarılı organ nakli ameliyatlarına imza attıklarını aktaran Gastroenteroloji Cerrahisi Prof. Dr. Metin Ercan, “Organ bağışı, bir organın artık görevini görmeyecek duruma gelmesi, vücuda zarar vermeye başlaması durumunda bunun başka sağlam bir organ ile değiştirilmesi işlemidir. Kişi sosyal hayatında ki normal işlerini yapamaz, aile bireylerine yük olmaya başlamıştır, sürekli bir cihaza bağlıdır, dolayısıyla bağımlı bir şekilde yaşamaya başlamış olan kişilerdir. Bu durumda organ nakli artık kişi için gerekli hale gelmiş demektir. Böbrek, karaciğer, kalp, pankreas, akciğer ve ince bağırsak organ nakli yapılabilmektedir. Canlıdan canlıya ve beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ nakli yapılmaktadır. Biz burada her türlü ameliyatı yapıyoruz. Organ alımı da yapıyoruz, karaciğer açısından söylüyorum, biz şuanda karaciğer ile başladık yakın bir zamanda böbrek nakillerini de düşünüyoruz. 2016 yılı Şubat ayında başladık bugüne kadar 6 hastamızda karaciğer naklini başarı ile gerçekleştirdik. Çok şükür hepsi sağ salim, sosyal hayatlarında aktif bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar. İşbaşı yapanlar, çalışanlar bile var aralarında” dedi.

“Organ bağışını kişinin sadakası olarak düşünüyoruz”

Organ bağışı bekleyen bir insana yapılabilecek en büyük yardımın, o kişiyi hayata döndürmek için bir organın bağışlanması olduğunu belirten Ercan, “Organ bağışını biz kişinin bir sadakası olarak düşünüyoruz. Kişiden kişiye bir sadaka olarak düşünüyoruz. Dini açıdan da bizde sadaka çok önemli. Biz organ bağış kampanyaları sırasında, düzenlediğimiz toplantılarda hep Diyanet İşleri Başkanlığının da yardımlarını arkamızda görmüşüzdür. Müftülükte çalışan arkadaşlarımız da bize hep yardımcı oldular ve organ bağışının dinimiz açısından da bir sakıncası olmadığını söylediler. Bizde şunu söylüyoruz; bir insana yapacağınız en büyük yardım, hayata döndürmek için bir organınızı bağışlamaktır diyoruz” diye konuştu.

“Kadavradan organ nakli sayısını artırmamız gerek”

Organ bağışının arttırılabilmesi için toplumun aydınlatılması varsa dini çekinceleri giderilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Ercan, “Ülkemizde organ nakil ameliyatları çok ileri düzeyde yapılmaktadır. Teknolojik açıdan altyapımız son derece iyi. Yetişmiş elemanlarımız var. Türkiye’de bir çok yerde de organ nakil merkezi var. Ama bizim organ nakillerimiz çoğunlukla canlı vericiden olmaktadır, yani kadavra dediğimiz beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan nakil oranlarımız Batılı ülkelere göre çok düşüktür. Halbuki doğrusu kadavradan nakil sayımızın fazla olması, yani bir başarıdan söz etmek istiyorsak. Gelişmiş ülkelerde organ nakillerinin yüzde 80’ni kadavradan yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılır. Ama bizde yüzde 80’i canlı vericilerden yapılıyor. Çünkü dini sebeplerden dolayı vatandaşlarımız kadavradan organ nakline sıcak bakmıyorlar. Fakat Diyanet İşleri Başkanlığı organ naklinin caiz olduğunu açıklamıştır. Bizim bu kadavra sayısını artırmamız gerekiyor. Çünkü canlı nakilin şöyle bir sıkıntısı var; normal hayatını devam ettiren bir insanın hayatı azda olsa tehlikeye giriyor, oda bir ameliyat, operasyona tabi kalıyor. Ama öbür türlü çürüyüp gidecek bir organı bir insana veriyorsunuz ve onu hayata döndürüyorsunuz. Makul olanı tabi ki kadavradan nakil sayımızın artması” şeklinde konuştu.

“Organ nakli bekleyen hastaların çoğu beklerken ölüyor”

Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısıyla birlikte yapılan nakil sayılarının da artığını ancak yeterli olmadığını dile getiren Dr. Metin Ercan, “Türkiye’de bekleme sırası ile yapılan organ nakli arasında bir korelasyon bozukluğu var. Yani bekleyen hasta sayısı artıyor, yaptığımız nakil sayısı da artıyor ama yetişemiyoruz. Örneğin 20 bin civarında böbrek hastasının beklediğini biliyoruz. Senede 2 bin tane organ nakli yapıyoruz. Bu işin acı tarafı şu; bir çok kişi bu bekleme sırasında kaybedilebiliyor. Organ için iki tane kaynak var; birisi kadavra yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişiler diğeri de canlı. Canlı her zaman uyumlu olmayabiliyor, mesela yakını organ bağışında bulunmak istiyor ama anatomik özelliklerden dolayı veya başka problemlerden dolayı kişinin karaciğeri alıcının karaciğerine uymayabiliyor. Yani her zaman canlı verici de işe yaramayabiliyor. Bir kısım hastalarımız içinde kadavradan nakil edilemediği için bekleme sırasında maalesef kaybediyoruz. Bizim kadavra sayımızı artırmamız, bağışçı sayımızı artırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“10 kat daha fazla bağışçıya ihtiyaç var”

Türkiye’de yaklaşık 10 kat daha fazla organ bağışçısına ihtiyaç olduğunu belirten Ercan, bağışları artırmak için empati kurulmasını ve yanlış inanışların kırılması gerektiğini söyledi. Ercan, “Türkiye’de milyon başına 4-5 tane kadavra çıkıyor yılda. Halbuki bunun 20-30 olması lazım. Batılı ülkeler özellikle İspanya’da milyon nüfus başına senede 40 kadavra çıkıyor. Bu sebeple orada kadavradan nakiller daha fazla. O yüzden bizim bu kadavra bağışını artırmamız gerekiyor. Yani günümüz şartlarında yaklaşık 10 kat daha fazla bağışçıya ihtiyaç var. Bağışı artırmamız için de empati kurmamız lazım, kişi bu empatiyi kurduğu zaman organ bağışının hayata tutunmak için ne kadar önemli bir şey olduğunu, kavrayacaktır. Bazı yanlış inanışlar var toplum içerisinde organ bağışı konusunda, bunları kırmamız gerekiyor. Biz eğitim toplantılarımızda söylüyoruz, mesela organ nakli, organ alımı sırasında vücut bütünlüğünün bozulduğuna dair bir takım kuşkular oluyor. Biz şunu açık olarak söylüyoruz; hastaya, kişiye herhangi bir zarar vermiyoruz, kadavradan organı aldığımız zaman. Aynı nasıl bir ameliyatı titizlikle yapıyorsak, onların ameliyatlarını da titizlikle yapıyoruz. Vücut bütünlüklerinde bir bozulma meydana gelmiyor” dedi.

29.01.2018 – İHA

338 kez görüntülendi.
29 Ocak 2018 - 12:03