NATO’nun İçinde Olmak, Dışında Olmaktan İyidir

11 Mayıs 2012

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü “21. Yüzyılda Avrasya Güvenliği ve NATO”  isimli bir konferans düzenledi.

Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından düzenlenen “21. Yüzyılda Avrasya Güvenliği ve NATO” isimli konferans SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

NATO’nun varoluş nedenleri, Türkiye’nin NATO’daki varlığı ve konumunun tartışıldığı “21. Yüzyılda Avrasya Güvenliği ve NATO” konulu panelde, NATO’nun soğuk savaş sonrası durumu tartışıldı. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen panele SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Musa Eken’in yanı sıra Serdivan Kaymakamı Fahri Keser ve çok sayıda akademisyen ile öğrenciler katıldı.

Dört başlık altında yapılan panelin oturumun başkanlığını SAÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya yaparken, Sakarya Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tuncay Kardaş ve Dr. Cem Hatunoğlu ile Kadir Has Üniversitesinden Doç. Dr. Mitat Çelikpala ve Doç. Dr. Serhat Güvenç birer sunum yaptılar.

Afganistan Operasyonun

NATO’nun Avrasya Politikaları ve İşbirliği başlığı altında bir sunum yapan Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mitat Çelikpala, “İşbirliği çalışmaları konusunda NATO’nun en önemli, en göze çarpan faaliyeti Afganistan harekatı gösterilebilir.” dedi.

Afganistan operasyonun başarısına kuşkulu yaklaşanların çok olmasının anlaşılır bir şey olduğunu ifade eden Çelikpala, yine de bu operasyonun önemli bir işbirliği göstergesi olduğunu söyledi. Çelikpala, şöyle konuştu: “Yapılan yanlışlar ve yerel gruplarla iyi ilişkiler geliştirilmemesi gibi temel sorunlar bu dönemdeki en büyük rahatsızlıktır. Bunun yanında Örneğin, Rusya ile ortak işbirliği alanı kurulduğu, Rusya ile birlikte hareket edip, işbirliğini geliştirmeye çalıştığı farklı bazı söylemlerle hareket ettiği denemeleri görebiliyoruz.”

Bu işbirliğine rağmen NATO ve Rusya arasındaki düşmanlığın devam ettiğini vurgulayan Çelikpala, “Fakat her hâlükârda Rusya’nın NATO’yu bir tehdit olarak algıladığını söyleyebiliriz. NATO’nun da Rusya’nın bu rahatsızlığını bertaraf ettiğini söyleyemeyiz. Yeni radar istasyonları ve diğer projeleri NATO’nun Avrasya’da etkinlik rolünü daralttığını söyleyebiliriz.” dedi.

NATO Avrasya’ya Doğru Genişlemesini Durdurdu

NATO’nun doğu Avrupa’da genişlemesini tamamladıktan sonra Avrasya’ya yöneldiğini ve bu bölgede genişlemeye çalıştığını aktaran Çelikpala, bu konuda Rusya ile iki ülke konusunda ciddi sorunlar yaşadığını belirtti. Bu iki ülkenin Ukrayna ve Gürcistan olduğunu söyleyen Çelikpala, “Bu iki ülkenin NATO’ya duydukları büyük ilgi Ukrayna’ya Rusya tarafından enerji ile müdahale ve Gürcistan’a ise çok daha acımasız bir karşı saldırı getirdi.” diye konuştu. Gürcistan’nın NATO üyeliğine ABD dışında kimsenin sıcak bakmadığını da dile getiren Çelikpala “Çünkü biliyorlardı. Bu NATO’nun sonu olurdu. Bu yüzden NATO Avrasya’ya doğru genişlemesini durdurdu.” dedi.

Türkiye’nin NATO üyeliğinin sürekli bir tartışma konusu olduğunu ifade eden Çelikpala,
NATO’nun içinde olmanın Türkiye için daha yararlı olduğunu savundu. “NATO’yu meşru bir yapılanma olarak görmek ve NATO’nun dışında kalmak Türkiye’nin istemeyeceği bir şey.” diyen Çelikpala, farklı tercihler olduğunu ancak NATO’nun Türkiye için kötünün iyisi olduğunu söyledi.

NATO İçinde Olmanın Yararları

NATO içinde olmanın yararlarından söz eden Çelikpala, “Tam anlamıyla söz sahibisiniz. Eğer tam anlamıyla çıkarlarınıza karşıysa NATO’yu kilitleme ihtimaliminiz var.” dedi. Türkiye’nin NATO’daki varlığının hem Türkiye hem de Türkiye dışında da tartışıldığını söyleyen Çelikpala,  yaşanan bölgesel krizlerin ve bölgesel güç olmak isteyen Türkiye’nin nota içinde olma ihtiyacı hissettiğini ifade etti.

Panelin başkanlığını yürüten SAÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya da, Türkiye’nin NATO içinde olmasını savunurken, bu yıl yapılacak NATO Chicago toplantısına İsrail’in de katılmak istediği ancak Türkiye’nin veto ettiğini söyledi ve bu anlamda NATO’nun gücünden yararlanılması gerektiğini ifade etti. Yalçınkaya, şöyle konuştu: “Biz bu NATO’dan çok zarar gördük. Acaba içeride olsak mı çok zarar görürüz yoksa dışarıda mı olsak daha çok zarar görürüz? Dışarıda olmak çok daha fazla dezavantajlıdır. Buna örnek olarak Mavi Marmara konusunda Türkiye’nin NATO’ya üyeliği konusunda İsrail’e karşı veto kartını kullanması olarak gösterilebilir. Bu nedenle elimizde böyle önemli bir silah var. Bunun kıymetin bilelim”

NATO Türkiye İçin Neden Önemli

11 Eylül’den Arap Baharına NATO’nun Bölgesel Rolü konulu sunumunu yapan Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serhat Güvenç ise, NATO’nun Türkiye açısından önemini şu sözlerle açıkladı: “İkinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan tehdit ortamında yalnız kalamamak, Sovyetler Birliği gibi büyük bir komşu ile tek başına kalmamak ve kolektif örgütün şemsiye altına girmek istemiştir.  Bu kolektif şemsiye örgütün amacı aynı üç silahşordaki gibi; ‘Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.’ yani bir üyeye saldırı diğer tüm etkin üyelere yapılmış sayılacak.”

NATO’nun temel amacının kolektif savunma olduğunu söyleyen Güvenç, bu savunmanın da Sovyetler Birliği’ne karşı kurulduğunu belirtti. Güvenç, NATO’nun Sovyetler Birliği’ne karşı nasıl savunma yapacağına ilişkin soruyu şöyle cevapladı: “Uluslararası ilişkilerde caydırıcılık, dediğimiz bir kavram var. Yani silahlı gücü kullanmadan onun potansiyel etkisinden yararlanarak, karşı tarafın çıkarlarının aleyhinde olacak bir hareketten caydırmak diyelim buna. O yüzden soğuk savaş boyunca NATO, Sovyet tehdidini karşı askeri gücü hiç kullanma ihtiyacı hissetmedi.”

Güvenç, NATO’nun ilk defa silahı, Soğuk Savaş bittikten ve Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ilk defa Yugoslavya’da kullandığını söyledi.

NATO Genişliyor

Kimliğin Vaat ve Tehlikeleri: NATO ve Kültürel Strateji başlıklı sunumunda NATO’nun Batı medeniyetin kimliğini yaymak gibi bir misyonu olduğunu iddia eden SAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuncay Kardaş, “NATO tahminlerin ötesinde yeniden inşa ve genişleme eğiliminde. Muhtemelen bu genişleme ve bu büyüme dalgası devam edecek. 28 üyesinden 21’i Avrupalı olan bir birlik NATO. Müthiş askeri ittifak ilişkisi olan bir güvenlik örgütü. Ancak böyle bir bakış açısı soruları cevaplamada yetersiz kalıyor. Bence NATO’nun en önemli özelliği kimlik üretme merkezi olmasından kaynaklanıyor.” dedi.

NATO’nun konseptini Batı medeniyeti dışındaki diğer medeniyetleri dışlamak olarak açıklayan Kardaş, şu soruyu sordu: “Neden NATO İsrail’den korkmuyor da İran’dan korkuyor? Eğer mesele sadece nükleer silahlar ise, İsraillin eline daha fazla nükleer silah var. En azından şuan bizim bildiğimiz 200 nükleer başlığı var.” Kardaş, burada yatan sebebin nükleer silahlar değil, bir kimlik sorunu olduğunu iddia etti.

Malatya’daki Savunma Sistemi

Bu anlamda Türkiye’nin NATO üyesi olmakla Batılı kimliğe kavuştuğunu savunan Kardaş, Türkiye’nin NATO’nun dışında bir konumda olmak istemeyeceğini iddia etti.  Kardaş, NATO’nun yeni konseptinin Türkiye ve Avrupa’nın NATO içinde olduğu, Rusya’nın dışarıda tutulduğu ve Çin’in tahakküm altında tutulduğu bir strateji olduğunu ifade etti.

Malatya’da konuşlandıran füze savunma sistemlerine değinen Kardaş, “Türkiye, bir anlamda istemeye istemeye bu sisteme evet demiştir.” dedi. Daha önce Rusya’nın itirazları sonucu Doğu Avrupa’ya kurulamayan sistemin İran’a karşı olduğu savıyla şimdi Türkiye’ye kurulduğunu ve bu konuda Türkiye’nin hazırlıksız yakalandığını söyledi. Kardaş, Türkiye’nin bu sistemi kabul etmeye mecbur kaldığını belirtti.

Panel, katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla sona erdi.

10/05/2012 – AB

 

5 kez görüntülendi.
11 Mayıs 2012 - 8:06