Mikrobiyota Çalıştayı

09 Mayıs 2017

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ile Biyoteknolojik ve Stratejik Sağlık Araştırmaları Derneği tarafından ‘Mikrobiyota Çalıştayı’ düzenlenecek.

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ile Biyoteknolojik ve Stratejik Sağlık Araştırmaları Derneği tarafından düzenlenecek olan ‘Mikrobiyota Çalıştayı’ 10 Mayıs Çarşamba günü SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Alanında yetkin ulusal katılımcı bilim adamlarının katılacağı çalıştayda Mikrobiyota araştırmalarının nasıl yapılması gerektiği, nasıl ilerlenmesi gerektiği, etik değerler gibi konular masaya yatırılacak.

Mikrobiyota, yeni organımız

Çalıştay Başkanı Prof. Dr. Mustafa Altındiş Mikrobiyota hakkında şu ifadeleri kullandı;Doğumdan itibaren barsaklarımıza ilk yerleşen bakteriler Lactobacillus ve Bifidobacteri denilen yararlı bakterilerdir. Burada doğum şeklinin önemi var, sezeryenle doğan bebeklerin barsaklarına hastane ortamının, doktorun hemşirenin elindeki bakteriler bile yerleşebilir. Normal doğumda ise annenin doğum kanalında laktobasiller olduğundan bu bakteriler yerleşir. Anne sütü ikinci mucize, çünkü anne sütü (son bulgular annenin barsağındaki yararlı bakterilerin anne sütü ile çocuğa geçtiğini gösteriyor) bifidobakteri ve laktobasilleri hızla arttıracak prebiyotik dediğimiz maddeler içeriyor. İlk 2 yaş barsak bakterileri tam şeklini bulamıyor ama ek gıdaya geçilince hayat boyu oluşacak şekil tamamlanıyor. Yani hayatın kabaca ilk 5 yılı barsak bakteri yapımızın şekillendiği, olgunlaştığı dönem. Bu dönemde antibiyotik kullanımı barsak mikrobiyotamızda kalıcı hasar bırakabiliyor. İskandinav Ülkelerinde yapılan bir çalışmada 5 yaş civarında iki kez antibiyotik tedavisi almak, erişkin yaşta obeziteyi ve inflamatuvar barsak hastalığını 2-3 kat artırdığı gösterilmiştir. Çocuklarda barsak mikrobiyotasında bozukluk otizm, alerjik hastalıklar, obezite, inflamatuvar barsak hastalığı, spastik kolon, öğrenme ile ilgili bozukluklara neden olmaktadır.

Erişkinlerde de durum farklı değildir. Barsak mikrobiyotası bozukluğunun görüldüğü başlıcac hastalıklar şunlar: Romatoid artrit, çölyak hastalığı, kolon kanseri, inflamatuvar barsak hastalığı, irritabl barsak sendromu (toplumda çok yaygın görülen karın ağrısı, kabızlık ve ishal gibi dışkılama değişiklikleri, gaz ile seyreden hayat kalitesi bozan kronik bir hastalık), Diyabet (Tip 1 ve tip 2), Metabolik sendrom, insülin direnci, gibi. Her yıl bu listeye bir yenisi eklenmektedir.

Barsak mikrobiyotası araştırmalarında ilk bulgular, konunun tıpta birçok hastalığın tanı ve tedavisinde yer alacağı şeklinde. Gelişmiş ülkelerde çok ciddi çalışmalar yapılmaya başlandı ve epeyce yol alındı. Geçmiş 20 yıl genetik çağı iken gelecek 20 yılın mikrobiyota çalışmaları olması muhtemel gözüküyor. Türkiye bu konuda henüz start almadı ama Türkiye için bu alanın farklı bir önemi var. Bizim beslenme alışkanlığımız (hızla değişmekle birlikte) Batı ülkelerinden farklı. Bu nedenle kendimize özgü bir barsak bakteri yapımız olması muhtemel. Bunun çalışılmasıyla, bize özel tanı ve tedavi yöntemleri geliştirilebilir. Bu çalıştayda Türkiyede neler yapılabilir ve kimler ne şekilde rol alır, nasil çalışılmalı bunun regülasyonu yapılmaya çalışılacak. Oluşacak çalıştay raporu da stratejik öneme haiz bu konuya ciddi katkı sağlayacaktır. Umulur ki gelecekte daha fazla bilim insanı ülkemizde bu konuya eğilir ve böylece bu yarışta geri kalınmaz”

68 kez görüntülendi.
09 Mayıs 2017 - 10:05