Mikrobiyota Çalıştayı Düzenlendi

12 Mayıs 2017

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ile Biyoteknolojik ve Stratejik Sağlık Araştırmaları Derneği tarafından “Mikrobiyota Çalıştayı” düzenlendi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezinde Prof. Dr. Mustafa Altındiş başkanlığında düzenlenen çalıştaya farklı üniversite ve merkezlerden birçok bilim insanı katıldı.

Yaklaşık 70 sağlıkçı akademisyenin katıldığı çalıştayda, alanında yetkin isimlerin yaptığı sunumlar ile mikrobiyota konusu farklı yönlerden değerlendirildi.

Çalıştayın açılış konuşmalarını Çalıştay Başkanı Prof. Dr. Mustafa Altındiş ve Sakarya Kamu Hastaneler Birliği Sekreteri Doç. Dr. Hasan Salih Sağlam yaptı. Açılış konuşmalarının ardından başkanlığını TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şaban Tekin’in yaptığı birinci oturum başladı. Bu oturumda Prof. Dr. Mustafa Altındiş “İnsan Mikrobiyom Projesi ve Mikrobiyotanın Geleceği”, Acıbadem Üniversitesinden Prof. Dr. Uğur Sezerman “Mikrobiyota Analizi ve Kişiye Özel Tıp Uygulamaları”, Hacettepe Üniversitesinden Uzm. Dyt. Aslıhan Özdemir “Beslenme ve Mikrobiyota İlişkisi”, GATA’dan Prof. Dr. Ahmet Uygun “Fekal Mikrobiyota Transferi”, Doç. Dr. Mehmet Köroğlu “Mikrobiyota Örnek Alımı-DNA İzolasyonu”, Karabük Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Özlem Cesur Günay “Mikrobiyotada 16S rRNA”, Yrd. Doç. Dr. M. Kamil Turan “Bioinformatik Analiz” ve Prof. Dr. Şaban Tekin “TUBİTAK MAM’da Bioinformatik” konularında sunumlar yaptılar.

Oturum başkanlığını SAÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Oğuz Karabay’ın yaptığı ikinci oturumda ise Medipol Üniversitesinden Doç. Dr. Süleyman Yıldırım “Nörodejeneratif Rahatsızlıklar ve Mikrobiyota”, Doç. Dr. İlhan Hacıbekiroğlu “Mikrobiyota-Kanser İlişkisi”, Prof. Dr. Serhan Ceviroğlu “Kadın Üreme Sistemi Mikrobiyotası”, Prof. Dr. Mustafa Altındiş “İmmün Sistem ve Barsak Mikrobiyotası”, Doç. Dr. Selma Altındiş “Mikrobiyota Çalışmalarında Etik” konularında sunumlar gerçekleştirdiler. Konuşmacıların bilgi ve deneyimlerinin paylaşıldığı sunumlarda katılımcılardan gelen sorulara yanıtlar arandı.

Tıbbın çok önemli güncel alanlarından olan mikrobiyota ile ilgili son bilgilerin, deneyimlerin ve gelinen noktanın farklı uzmanlık alanlarda görev yapan akademisyenler tarafından aktarıldığı çalıştayda, Türkiye’de bu konuda neler yapılabileceği ve nasıl çalışılabileceği konularında paylaşımlar ve planlamalar yapıldı. Çalıştayın sonunda ise konuyla ilgili Çalıştay raporu hazırlanacak.

Mikrobiyota nedir?

Günümüzde tıp alanındaki gelişmeler, sağlıklı yaşamın doğumla birlikte oluşmaya başlayan ve insan mikrobiyotasını oluşturan flora elemanı mikroorganizmalarla çok yakından ilgili olduğuna işaret etmektedir. Güncel araştırmalar doğrultusunda yeni bir organ gibi değerlendirilmeye başlanan mikrobiyota, pek çok hastalık üzerine olan etkileri bakımından araştırılmaya devam edilmekte, sorulara yanıtlar aranmaktadır. Bağırsak mikrobiyotası araştırmalarında ilk bulgular, konunun tıpta birçok hastalığın tanı ve tedavisinde yer alacağı şeklinde oldu. Yapılan çalışmalarda bazı kanserler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, bazı nörolojik hastalıklar, diabetes mellitus, astım gibi birçok kronik hastalığın mikrobiyota ile ilgili olduğu görülmektedir. Doğumla birlikte oluşmaya başlayan barsak mikrobiyotasında doğum şekli etkili olabilmektedir. Normal doğumda annenin doğum kanalındaki yararlı bakteriler bebeğin bağırsaklarına yerleşirken, sezaryen doğumda doktorun ve hemşirenin elindeki, hatta hastane ortamındaki bakteriler, bebeklerin bağırsaklarına yerleşebilmektedir. Anne sütü ve sonrasındaki beslenme tarzı da mikrobiyota üzerinde oldukça etkilidir. Anne sütü bağırsaklardaki yararlı bakterilerin artışın sağlayacak prebiyotik denilen maddeleri içermektedir. Ek gıdalara başlanması ile bağırsak bakteri yapısı olgunlaşıp şekillenerek hayat boyu oluşacak şeklini tamamlar. Bu dönemde kullanılan antibiyotikler bağırsak mikrobiyotasında kalıcı hasar bırakarak, çocuklarda obezite, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, otizm, alerjik hastalıklar, öğrenme bozuklukları gibi birçok soruna neden olabilir. Erişkinlerdeki bağırsak mikrobiyotası bozuklukları da benzer şekilde birçok kronik rahatsızlığa neden olabilir.

Mikrobiyotanın sağlık ve hastalıklar üzerindeki etkisi artık bilinse de pek çok soruya cevap aranmaktadır. Geçmiş 20 yıl genetik çağı iken gelecek 20 yılın mikrobiyota çalışmaları olması muhtemeldir. Türkiye’de bu konuda henüz çalışma yapılmamış olsa da bu alanın farklı bir önemi vardır. Hızla değişmekle birlikte, halen beslenme alışkanlığımız Batı ülkelerinden farklıdır. Bu nedenle kendimize özgü bir barsak bakteri yapımız olması muhtemeldir. Bu konu üzerinde yapılacak çalışmalarla, bize özel tanı ve tedavi yöntemleri geliştirilebilir.

12-05-2017 / ST

94 kez görüntülendi.
12 Mayıs 2017 - 11:20