Macarların Anavatanı Orta Asya

06 Aralık 2012

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sosyoloji Topluluğu’nun düzenlediği konferansta tarihte Türk-Macar-İlişkileri ele alındı.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Macaristanlı Antropolog Bíró András Zsolt, yaptıkları gen ve kültür araştırmaları sonucu Macarların keskinlikle Avrupalı olmadığını, Macarların soyunun Kafkasya ve Orta Asya’ya dayandığı ve söyledi.

Türk-Macar Gül Baba Üniversitesi

Açılış konulmasını yapan SAÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacı Musa Taşdelen, Türk ve Macar halklarının ilişkilerinin çok eskiye dayandığını, her ne kadar bir dönem bu ilişkiler kesilse de yeniden tesis edilmeye çalışıldığını belirtti. II. Abdülhamit tarafından ilişkileri geliştirmek için Macaristan’da Turan Vakfının kurulduğunu belirten Taşdelen, Macar Konuşmacı Biro Andras Zsolt’un Rusların Macaristan’da hakimiyet kurduğu dönemde kapatılan Turan Vakfı’nı yeniden faaliyete geçirdiğini söyledi.

Macarlarla kardeşlik ötesi bir ilişkilerinin olduğunu ifade eden Taşdelen, orada ‘Gül Baba’ adıyla bilinen bir Türk Bektaşi dedesinin türbesinin olduğunu ve bu türbeyi Hristiyan, Müslüman tüm Macarların ziyaret ettiğini belirtti. Macaristan’da çok önemli bir şahsiyet olan ‘Gül Baba’nın adıyla bu yıl, bir vakıf kurulacağını söyleyen Taşdelen, “İnşallah ileride Türk-Macar Gül Baba Üniversitesi de kurulacak” dedi.

Macarca Avrupa’daki Hiçbir Dile Benzemez

Macar halkının tarihinin hem Avrupalı hem de Macar araştırmacılar tarafından ilgiyle takip edildiğini belirten Macaristanlı Antropolog Bíró András Zsolt şöyle konuştu: “Macar halkının tarihini yüzyıllardır araştırıyorlar. Bunun sebebi Macar halkının tarihi Avrupa’daki hiçbir ırkın tarihine benzemez. Büyük bir tartışma ve aynı zamanda büyük bir gizemdir ve Macarca da Avrupa’da hiçbir dile benzemez.”

Milattan sonra 1000’li yılların başında bugünkü Macaristan topraklarına ulaşan Macarların, bu bölgenin verimli otlakları nedeniyle bu bölgeye yerleştiklerini söyleyen Zsolt, “Etrafı dağlarla çevrili olduğu için de iyi bir savunma bölgesi olarak işlev görmüş.” diye konuştu.

Macarların savaşçı bir halk olduğunun altını çizen Zsolt, Macarlar Hristiyan olmadan önce, tıpkı Müslümanlara karşı yapıldığı gibi Avrupalılar tarafından Macarlara karşı büyük  bir ordu meydana getirildiğini ancak Macarların bu savaşta galip geldiğini söyledi. Macarların aynı zamanda o zamana kadar Avrupa’ya akın eden Moğolları da durduğunu belirten Zsolt, yenilen Moğolların Avrupa içlerine daha fazla ilerleyemediklerini belirtti. Bu örneklerin Macarların savaşçı özelliklerini gösterdiğini söyledi.

Macarlar İleri Bir Savaş Teknolojisine Sahipti

Macarların savaşlarda bu kadar başarılı olmalarının altında yatan tek sebebin onların savaşçı kimlikleri olmadığını belirten Zsolt, o dönemde çok iyi bir savaş teknolojisine sahip olduklarını belirti. “Avrupalılar, Macarlarla ilk karşılattıklarında şaşırmışlar, çünkü savaşlarda Macarların okları, kalkanları delip, vücuda saplanıyormuş” dedi. Zsolt, Macarların o dönemde sahip olduğu silah teknolojisine bugün bile ulaşılamadığını iddia etti.

Macar dilinin nereden geldiğini anlatan Zsolt, Avrupalı araştırmacıların hiçbir Avrupa diline benzemediği için Macarcayı Fin-Ugor dil ailesi içinde değerlendirdiklerini söyledi. “Bu kategoriye yerleştirilmelerinde hiç de masum bir neden yoktu” diye konuşan Zsolt, kendilerinin yaptığı araştırmalarda Macarcanın Altay dil ailesi içindeki dillere daha çok benzediğini ortaya çıkardıklarını söyledi.

Macarların, Hristiyan olmadan önce ölü gömme adetlerinin da Orta Asya halklarınınkine benzediğini söyleyen Zsolt, “Macarlar da ata binen ve bozkırda yaşayan bir halktı. Bu nedenle bir savaşçı öldüğünde onu atı ve silahlarıyla birlikte gömerlerdi. Savaşçı öldüğünde atını keser ve etini fakirlere verirler, kemikleri ve başını savaşçıyla birlikte gömerlerdi. Kadınlar ise değerli eşyalarıyla birlikte gömülürdü.” dedi.

O Dönemde Beyin Ameliyatı Yapmışlar

Macarların ameliyat yönetmelerinde ileri teknikler geliştirdiklerini belirten Zsolt, hastaların kafataslarını kırıp, beyinde tıbbi operasyon yaptıklarını ifade etti. Buna kanıt olarak bazı kafatası fotoğrafları gösteren Zsolt,  kırıklarda bulunan kesiklerin ileri bir cerrahi tekniği gösterdiğini anlattı.

Bundan bin yıl önce şamanların bu operasyonları yaptığını söyleyen Zsolt, “Biz şamanları, uyuşturucu maddeler alıp,  dans eden insanlar olarak biliriz.  Hâlbuki onlar hem tıp hem de doğa konularında çok bilgi sahibiydiler. Bu ameliyatları da muhtemelen bizim gözle göremediğimiz ama onların gördüğü bazı hastalıkları tedavi etmek için yapmışlar. Bu ameliyatları kötü ruhları ve hastalığı çıkarmak için yapmışlar” şeklinde konuştu.

Macarlar Orta Asya ve Kafkas Halklarıyla Akraba

Macarlarla akraba olabilecek toplulukları araştırmak üzere gen araştırmaları yaptıklarını söyleyen Zsolt, bu konuda elde ettiği bilgileri katılımcılarla paylaştı. Yaptıkları araştırmalarda Avrupa topluluklarıyla akrabalıkları olmadığını, buldukları kromozom yapılarının Batı Türkleri ve Kazaklarla daha çok benzerlik gösterdiklerini ifade etti. Kültürel çalışmalarda da aynı bulgulara ulaştıklarını ifade eden Zsolt, Macarların Orta Asya ve Kafkas haklarıyla güçlü bir akrabalık ilişkileri olduğunun altını çizdi.

Konferansın sonunda SAÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. İsmail Hira tarafından Bíró András Zsolt’a plaket ve çiçek takdim edildi.

06/12/2012 – AB

21 kez görüntülendi.
06 Aralık 2012 - 8:28