Kobani Sadece Bir Piyon

27 Kasım 2014

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi tarafından “Arap Baharı Sonrası Jeopolitik; IŞİD ve Türkiye” adlı konferans düzenlendi.

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Kudüs salonunda gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak Bülent Aras katıldı. İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı, Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Projesi Koordinatörü, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi olan Bülent Aras, 2005-2014 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun akademik danışmanlığını yapmış ve Türk Dış Politikası, Ortadoğu Politikası ve Orta Asya konularında önde gelen uzmanlardan biridir. Aras, aynı zamanda, Uluslararası Karadeniz Çalışmaları Merkezi’nin kurucu üyesidir.

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelerden bahseden Aras, “Arap Baharıyla birlikte, Arap ülkelerindeki ayaklanmaların demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi olduğunu biliyoruz. Arap Baharı sadece halk ayaklanmalarından oluşan bir süreç değil, aynı zamanda bu halk ayaklanmalarına karşı yönetimlerin geliştirdiği tepkilerden oluşuyor” dedi.  Arap Baharı öncesi Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın bölgeyi şekillendirebilen aktörler olduğunu dile getiren Aras,  “Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın Arap Baharı öncesinde bölgede oyun kurma kabiliyetleri vardı. Şimdi hiçbirinin tek başına oyun kurma imkânı yok. Burada akılcı olan, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın ortak bir zeminde buluşup sorun çözme yolunda ilerlemesidir. Bu üç ülkenin ortak hareket etmesi durumunda uluslararası örgütü de peşinde sürükleyebilecek bir sonuç ortaya çıkabilirler” şeklinde konuştu.

Kimse, elini taşın altına sokmak istemiyor

İran’ın Esad’a destek vermesinin nedenlerini anlatan Aras, “Suriye ile ilgili asıl sorun, ciddi anlamda bölgedeki hiçbir aktörün, elini taşın altına sokmak istemesidir. Kimse, Suriye’ye askerini göndermek istemiyor. Sadece İran ve Hizbullah yolluyor, çünkü başka şansları yok. Esad düşerse bir sonraki hedefin kendileri olacağını düşünüyorlar. İran’ı nükleer enerji konusunda bu kadar tavize zorlayan durum da budur” ifadelerini kullandı.

Geleneksel Ortadoğu düzeninde ulus ötesi aktörlerin hep var olduğunu söyleyen Aras, “Daha önceki Ortadoğu düzeninde devlet ötesi aktörlerle devlet aktörleri birbirine paralel olarak bir arada kalabiliyorlardı. Çünkü bu aktörlerin çoğu devlet içi aktörlerdi. Ama artık devlet dışı aktörler var. Bu aktörlerin askeri, siyasi, manevra kabiliyetleri, devletleri geride bırakacak düzeye ulaştı. Artık sadece ülke içini ve komşu ülkeleri tehdit eden değil, ulusal sistemin tamamına meydan okuyan yeni devlet dışı aktörler ortaya çıktı. IŞİD bu aktörlerden biridir” dedi.

Kerkük’ü ele geçirmemesi, strateji gereği

IŞİD’in Kerkük’ü ele geçirmemesinin sebebinin bir strateji olduğunu dile getiren Aras, “IŞİD’in Kerkük’ü alabilecek gücü var. Hatta Bağdat’ı da alabilecek gücü var. Almamasının sebebi, şu anda stratejik olarak bunu doğru görmüyor olması. Bağdat’ı alırsa bütün dünya IŞİD’in üzerine gelecek. Onun yerine Kobani’de bütün koalisyon güçlerini üzerine çekip kendisiyle pek alakası olmayan bir yerde, dünyanın ilgilisi üzerine çekip koskoca coğrafyayı işgal altında tutabildiğini gösteriyor. Kobani güzel bir bir piyon” dedi.

Aras sözlerine, “IŞİD, Kerkük’ü işgal ettiği zaman, yüzünü Amerika’ya, Türkiye’ye veya İran’a dönecek. Böyle bir durum da, herkesin kendi riskiyle ve kabiliyetlerinin ötesinde müdahale etmek zorunda kaldığı yeni bir dönemi başlatmış olacak. Şunu söylemeliyim ki Ortadoğu’yu daha kötü günler bekliyor. Çünkü sorun büyük. Aslında bölgedeki büyük güçlerin birlikte hareket ederek çözülebileceği bir sorun” diyerek son verdi.

27.11.2014 – MA

2 kez görüntülendi.
27 Kasım 2014 - 14:26