Keşke McDonalds Türkiye’ye Gelmeseydi

10 Mart 2012

Today’s Zaman Gazetesi yazarı Charlotte McPherson 30 yılı aşkın bir süredir yaşadığı Türkiye deneyimlerini Sakarya Üniversitesi öğrencileri ile paylaştı.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sosyoloji Topluluğu ve Avrupa Birliği Araştırma ve Dökümantasyon Merkezi tarafından 7 Mart Çarşamba günü Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Farklılıklar Dünyasında Bir arada Yaşamak” isimli seminere konuşmacı olarak katılan Today’s Zaman Gazetesi yazarı Charlotte McPherson 30 yılı aşkın bir süredir yaşadığı Türkiye deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.

Farklılıklar ile bir arada yaşanabilir

Günümüzde hızlı bir küreselleşmenin de etkisiyle sınırların yok olmaya başladığını ve kültürel etkileşimin arttığını ifade eden McPherson insanların farklılıkları ile beraber bir arada yaşayabileceklerinin altını çizdi. Farklılıkların üstünün çizilip, benzerliklere vurgu yapılarak, beraber hoşgörü içinde yaşanabileceğini ifade eden McPherson şu örneği verdi: “ Dairem de benim ile birlikte 3 köpeğim ve bir kedi yavrum var. Oysa çoğu insan kedilerle köpekler anlaşamaz diye bilir çünkü farklılar. Oysa onlar farklı da olsa yiyorlar içiyorlar uyuyorlar aynılar aslında. Mesela Çin’de büyümüş olan bir insanla Teksas’da büyümüş olan bir insan dünyaya farklı bakarlar. Ama her ikisi de sabah kalkıp günün ne getireceğini umutla beklemesini bilir değil mi? Hepimiz derin derin severiz, hepimiz öğrenmek isteriz, hepimizin hayalleri var hepimiz açlık korku tattık. Biz insanız.”

Dil bilmek önemli

Global bir dünyada kültürel çeşitliliğin, çok kültürlülüğün ve çok dilliliğin önemini vurgulayan McPherson dil öğrenmenin önemine değindi. Dilin yanlış yapılarak öğrenilebileceğini belirten McPherson “Yaptığınız yanlışa da gülmemiz gerekiyor, aksi takdirde yanlış yapar ve gülmezsek işte o zaman işimiz zorlaşacaktır” dedi.

Tabulara saygı göstermek

Başka bir ülkede bir yabancı olarak yaşamanın hem maceracı bir tarafının hem de zor bir yanının olduğunu söyleyen McPherson,  “ Yerel kültürdeki tabuları anlayıp saygı göstermeniz gerekiyor. Tabular odadaki fil gibi çok büyük bir problem ama onun hakkında kimse konuşmuyor. Herkes bir problem olduğunu biliyor ama bunun hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Aile içi şiddet gibi. Başka ülkede bir yabancı olarak yaşayacaksanız eğer tabularını öğrenmeniz gerekir. Ne konuşabilirim ne konuşamam, bilmeniz lazım.”

Keşke McDonald’s Türkiye’ye gelmeseydi

Her ülkenin kendi dokusu olduğunu ifade eden McPherson Starbucks, McDonald’s gibi tek tipleştirici yerel kültürü zayıflatıcı etkenlerin yerele zarar verdiğini söyledi. Bu durumdan üzüntü duyduğunu dile getiren McPherson “Ben açık konuşacağım gerçekten keşke Starbucks, McDonald’s Türkiye’ye gelmeseydi. Türk kültürü bunlardan daha farklı alışkanlıkları olan bir kültür. Türkiye de çok güzel şeyler var McDonald’s gerekmez, Starbucks gerekmez. Güzel çayhaneler vardı, güzel kahveler vardı.”

McPherson konuşmasını “Birbirimizi önyargısız tanıdıkça gelişeceğimize ve bunun günümüz dünyasının sorularını çözeceğine inanıyorum.” sözleri ile bitirdi.

08/03/2012 – M. Çiğdem Zincirli

3 kez görüntülendi.
10 Mart 2012 - 22:50