Kelime Dağarcığımız Dar

12 Nisan 2018

Sakarya Üniversitesi Çeviri Topluluğu tarafından “Türkçeyi Etkili Kullanmak” başlıklı bir konferans düzenlendi.

SAÜ Fen-Edebiyat Fakültesinde gerçekleşen etkinliğe konuşmacı olarak Türk Dili bölümü Öğr. Gör. Serhat Demirel katıldı.

Türkçenin geçmişine dair bilgiler veren Öğr. Gör. Demirel, Türkçenin yazılı metinlerinin 7’nci yüzyıla kadar geriye götürülebileceğini, ondan öncesinde ise kısa ibarelerin yer aldığı materyaller bulunduğunu söyledi. Demirel, “Biz Türkçemizi ne kadar iyi tanıyoruz? Bunun için geçmişine bakmamız gerekiyor. 7’nci yüzyılda Köktürk anıtları, Tonyukuk, Kültigin anıtları var. Ondan öncesinde ise anıt ve mezar gibi Türkçe ibarelerin yer aldığı küçük parçalar halinde materyaller var. Konuşma diline baktığımızda ise elimizde kesin bir kanıt yok. Ancak Türkçeyi 5-6 bin yıl geriye götürebiliyoruz” şeklinde konuştu.

Türkçe’nin bugünkü konumuna da değinen Öğr. Gör. Demirel, uzun bir geçmişe sahip olan Türkçe’nin dünya üzerindeki kullanımının çok da iç açıcı bir durumda olmadığını kaydetti. Dünyada en çok konuşulan dilin İngilizce olduğunu belirten Demirel, “Bir yere turist olarak gittiğimiz zaman hemen İngilizceye başvuruyoruz. Bazı yerlerde bu da bir çare olmuyor. Çünkü dil biliminde bazı toplumlar, özellikle Avrupa’da sizin İngilizce konuşarak anlaşmanıza izin vermiyor. Ne yazık ki Türkçeyi dünyada dolaşıma sokacak bir kültür, bilim, medeniyet birikimine sahip olamamamızın sonuçlarını yaşıyoruz. Yine de bu kadar kötümser olmaya gerek yok. Türkçe sadece yaşadığımız coğrafyada değil, Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika’nın kuzeyinde bir kısımında konuşuluyor. Bu açıdan bakıldığında olumlu düşünebiliriz. Ama Türkçe’nin olgunlaşma döneminde olduğu gibi iç açıcı olduğunu da söyleyemeyiz” dedi.

Türkçe İngilizceden daha köklü bir dil

Türkçe ve İngilizcenin kökenlerine ilişkin bilgi veren Öğr. Gör. Demirel, iki dili karşılaştırdı ve Türkçenin 5’inci yüzyıla kadar geriye götürülebileceğini söyledi. Demirel, “Peki, İngilizceyi ne kadar geriye götürebiliriz? Uzmanların görüşüne göre İngilizcenin geçmişi en iyi ihtimalle 12 ya da 13’üncü yüzyıl civarına kadar uzanıyor. Yani Türkçe ile İngilizce arasında bayağı bir fark oluyor. Türkçe İngilizceden daha köklü bir geçmişe sahiptir diyebiliriz. Fakat bugün Türkçe, İngilizce kadar dünya üzerinde söz sahibi değil” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Osmanlı Döneminde Türkçe’nin kullanımına ilişkin bilgiler veren Öğr. Gör. Demirel, şunları söyledi: “Türkler 11’inci yüzyılda Selçukluların Anadolu’ya gelişiyle Anadolu’yu bir Türk yurdu haline getirmeye başlıyorlar. Peki, bu sıralarda Türkçe nasıl bir değişim içerisinde oluyor? Türklerin İslamlaşma sürecinde hem Farsçanın hem de Arapçanın özellikle yazışma dilinde yoğun bir etkisi vardı. Bu durum tabii ki Türkçe’nin yapısına zarar verecek şekilde kelimeler eklendi, türedi. Fakat bu sırada bir şair yetişiyor. Dönemindeki şairlerin aksine farsça yazmak yerine eserlerini ısrarla Türkçe yazan, Yunus Emre o döneme çok önemli katkılar sağlıyor.”

Bir başka sorun kelime kısırlığı

Türkçeyi yaşatmak ve etkili kullanmak için dikkat edilmesi gereken noktaların da altını çizen Öğr. Gör. Demirel, “Günlük hayatımızda 300-500 kelime ile konuşuyoruz. Hiç kitap okumayan ya da az kitap okuyan insanlar günlük konuşmada bile oldukça zorluk çekiyor. Yani bir başka dil sorunu da kelime kısırlığı diyebiliriz. Bu durumun aşılması için sosyal medyada harcanan zamandan biraz olsun azaltılıp kitap okumaya ayrılmalı” şeklinde konuştu.

Etkinlik, konuşmacı Öğr.Gör. Serhat Demirel’e teşekkür belgesinin verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

12-04-2018 / Havvanur K.

518 kez görüntülendi.
12 Nisan 2018 - 9:55