Katılım Fonları Ve Birim Değer Çalıştayı Yapıldı

24 Mayıs 2016

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından “Fıkhi Değerlendirmeler Işığında Katılım Fonları ve Birim Değer Çalıştayı’ düzenlendi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde 21-22 Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen Çalıştaya katılım bankaları, ilahiyat, finans ve ekonomi alanından akademisyenler, kamu kurumlarından temsilciler katıldı.

Katılımcılar, katılım fonlarının değerlendirilmesi ve birim değer hesaplaması ile ilgili şer’i sorunları masaya yatırarak çözüm önerileri geliştirdiler. Katılma hesabı sahipleri ile katılım bankaları arasında hakkaniyete ve İslami prensiplere uygun bir paylaşım yapılabilmesi için sorun alanlarının tespit edildiği çalıştayda bazı sorunlara somut çözüm önerileri geliştirilirken bazı sorunlar için de paydaşların derinlikli çalışma yapmaları gerektiğine vurgu yapıldı.

Çalıştayın sonuç bildirgesi şöyle:

Katılma hesaplarının işletilmesine dair sektör standartları ve usulleri geliştirilmelidir.

Katılma hesapları genel olarak mudârebe kapsamındadır. AAOIFI, bu tarz fonları müşterek mudârebe olarak adlandırmaktadır. Literatürde bu yönteme “Çoklu ve Sürekli Mudârebe”, “Çağdaş Mudârebe” denilerek klasik fıkıhtaki mudârebe ile arasında farklılıklar olduğu ortaya konmaktadır. Katılma hesaplarını, temel özelliğini emek sermaye ortaklığı olduğunu dikkate alarak “müşterek mudârebe” diye adlandırabiliriz.

Atıl fonların meşru işlemlerde kullanılması düzenlemelere eklenmelidir. Atıl fonların mudarib tarafından işletilmesi durumunda elde edilen getiri havuza yönlendirilmelidir.

Mevcut birim değer hesabının matematiksel kurgusu / hesaplama yöntemi yeterli olmakla birlikte geliştirilerek güncellenmesi gerekir.

Katılma hesaplarının işletilmesinde banka tüzel kişiliği mudarib konumundadır. Katılma hesabına sadece bu hesapların işletilmesinden doğan giderler (fon kullandırım masrafları, genel karşılık, özel karşılık, TMSF primi giderleri vb.) yansıtılabilir.

Günümüzde reeskont dahil tahakkuk yöntemi ile kar dağıtımına onay verilmektedir.

Mudârebe akdinde mudâribin sermaye zararına katlanma zorunluluğu olmamakla birlikte mevzuat gereği katılım bankalarının mudârebe ile topladıkları fonlarda zarara katlanma zorunlulukları vardır. Düzenlemenin, katılım bankaları mudârib konumunda olduğundan sermaye zararına katlanma yükümlülüklerinin kaldırılması şeklinde değiştirilmesi gerekir.

Katılma hesapları ile özkaynak ve diğer kaynakların dengeli ve adil kullandırımını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Katılma hesaplarına dağıtılacak karlardan karşılık ayrılması (ihtiyati rezervler), aynı fona devredilmek kaydıyla meşru görülmüştür. Ancak katılma hesabı sözleşmesinde rezervlere dair beraat maddesi konulmalıdır.

Katılma hesapları kaynaklı kullandırılan fonlardan alınan her türlü komisyon (bankacılık hizmet ücretleri hariç) katılma hesaplarına yansıtılmalıdır.

Katılma hesabının vadeden önce çekilmesi halinde oluşan iade kar, mevcut katılma hesaplarına yansıtılmalıdır.

TMSF prim giderlerinin temel olarak sigorta kapsamındaki katılma hesaplarına sigortalı tutar üzerinden yansıtılması uygun olacaktır. Bununla birlikte sigortaya tabi olmayan katılma hesaplarına da bu giderlerden pay verilip verilmeyeceğinin, verilecekse buna ilişkin metodolojinin ne olacağı değerlendirilmelidir.

Katılım fonlarının devlet tarafından sigortalanması hususunda dünya uygulamaları da gözden geçirilerek fıkhi çözüm geliştirilmesine ihtiyaç vardır.

Merkez bankası ile katılım bankaları arasındaki zorunlu karşılık ilişkisi İslami prensiplere uyumlu hale getirilmelidir. Merkez Bankasının katılım bankalarından aldığı zorunlu karşılıklara ödenen nemalardan faizsiz finans prensiplerine uygun olan kısmın katılma hesaplarının payına düşen kısmı katılma hesaplarına yansıtılmalıdır.

Valör uygulaması nedeniyle hesabın açıldığı gün ile kar/zarar işletilmeye başlanan gün arasında fark doğduğundan mevzuattaki ifadenin valör uygulamasını yansıtacak şekilde uyumlaştırılmasında yarar vardır.

Katılma hesaplarının (TL, Dolar, Euro, Altın vb.) fıkıhtaki sarf kurallarına uygun olarak para mübadelesi işlemlerinde değerlendirilmesi neticesinde ortaya çıkan kar veya zarar ilgili havuza yansıtılmalıdır.

Mudarib ve sermayedar arasında bilgi asimetrisi bulunmaktadır. Bu husus kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde çözümlenebilir. Katılma hesaplarına ilişkin gerekli şeffaflık “Uygula ve Açıkla Prensibi” ile sağlanabilir.

24/05/2016 – HAY

4 kez görüntülendi.
24 Mayıs 2016 - 9:58