Justinianos Köprüsü Çalışması

26 Aralık 2012

SAÜ’lü Akademisyenler, Jüstinyen (Justinianos) Köprüsü olarak da anılan Beş Köprü’ nün altından geçen nehrin hangi yönden aktığı konusundaki tartışmalara açıklık getirdi.

Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Emrah Doğan ve Yrd. Doç. Dr. Ertan Bol, Bizans İmparatorluğu dönemi eserlerinden biri olan ‘Justinianos Köprüsü’ ile ilgili çeşitli açıklamalarda bulundu.

Jeolojik, Jeomorfolojik ve Geoteknik özelliklerini ele alan bilimsel çalışmaların 1999 depreminden bu yana Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Geoteknik Çalışma Grubu tarafından yürütüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Emrah Doğan ve Yrd. Doç. Dr. Ertan Bol, bu çalışmalarla birlikte Adapazarı’nın tüm zemin yapısı ortaya konuldu.  Kentin adeta bir tomografisi çekildi ve alandaki zeminler katman katman ortaya çıkarıldığını ifade ettiler.

Günümüzde, Erenler’i güneyden kuzeye kat eden Sakarya Caddesi boyunca ve devamında da Bulvarı kat eden böylelikle kuzeye yönelen ve büyük bir nehrin var olduğundan bahseden Doç. Dr. Emrah Doğan ve Yrd. Doç. Dr. Ertan Bol’un Jüstinyen Köprüsü hakkındaki çalışmalarının ayrıntıları şu şekilde;

Nehir Geçmişte Köprünün Altından Akıyordu

Şekil 1’ de bu çalışmanın sadece kentin -6.25 metresinin (yeraltı) zemin yapısı görünmektedir.  Şekildeki mavi boyalı kısımlar eskiden Adapazarı’ nın göbeğinden akmış olan bir nehrin terkedilmiş kanalını gösteren kumlar ve çakılları temsil etmektedir. Demek oluyor ki günümüzde Erenleri güneyden kuzeye kat eden Sakarya Caddesi boyunca ve devamında da Bulvarı kat eden böylelikle kuzeye yönelen ve Şekil 1’ de de 1 nolu ok ile temsil edilen büyük bir nehir vardı. Bu belki çarpıcı bir sonuç ancak daha da ilginci 2 nolu ok ile gösterilen nehir yatağını temsil eden çakılların buraya nasıl yerleştiğidir? Şekil 1 üzerindeki 2 nolu ok günümüz Mithatpaşa mahallesinin üzerindedir. Bunun hemen güneyinde de Jüstinyen köprüsü bulunmaktadır. Demek ki buradan akan nehir geçmişte Jüstinyen köprüsünün altından akıyordu.

Şekil 1. Adapazarı -6.25 metre zemin özellikleri (Bol, 2003)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hata İhtimali Çok Düşük

Tarihteki değişik çalışmaların sonucunda beliren farklı görüşler ışığında, bu yazının da konusunu ihtiva eden asıl soru; Nehrin Kuzeyden Güneye mi, yoksa aksi yönde mi aktığıdır? Bu sorunun cevabı şu şekilde açıklanabilir. Bilindiği gibi Roma imparatoru I. Justinianos imparatorluk tarihinin en parlak dönemlerini yaşatmıştır. II. Theodosius döneminde yapılan Ayasofya’ nın yıklışından sonra tekrar ayağa kaldırılmasını 5 sene gibi kısa bir zamanda sağlamıştır. Justinyen imparatorluğun her tarafını kiliseler, kaleler ve hastanenler ile donatmış ve günümüzde Beş Köprü olarak bilinen Jüstinyen Köprüsü’ nü de Adapazarı’ mıza kazandırmıştır.  Burada ilk akla gelen; geçmişte böylesine büyük eserler ortaya koymuş olan birisinin, bir köprü ayağında hata yapmış olma olasılığının düşük olmasıdır.

Uçaklardaki Kanat Teknolojisi Kullanılmış

Yapıldığı zamanda (VI. YY) üzerine sekiz kemerli 429 m uzunluğunda büyük bir köprü yapılacak kadar geniş akarsuyu karşılayan bu yapının altından geçen nehrin bir kısım araştırmacılar tarafından kuzeyden gelen bir nehri karşıladığı savunulmaktadır. Araştırmacıların bu görüşü kabul etmelerindeki en büyük dayanak; köprü ayaklarının sivri uçlarının kuzeye doğru bakması ve dolayısı ile bu ayakların kuzeyden gelen bir akarsuyu karşıladığı şeklinde yorumlanmasıdır. Ancak köprü ayakları incelenecek olursa aerodinamik (streamlined) yapıda olduğu görülecektir (Şekil 2b). Aerodinamik yapıların sürüklenme etkisini (drag) oldukça azalttığı bilinmektedir. Bu yapı hepimizin bildiği üzere uçak kanatlarında da kullanılmaktadır.  Uçak kanadının sivri tarafı önde değil arkadadır. Hava akımını yuvarlak kısım karşılamaktadır. Örneğin Şekil 2a’ da görülen daire biçimli (a-çap küçük) ve aerodinamik yapıdaki (b-çap büyük) (Şekil 2b) iki geometrik şeklin ölçeklerine rağmen su veya hava içindeki sürüklenme oranları aynıdır. Ancak bu durum su veya havanın geliş yününün aerodinamik yapının keskin tarafından değil yuvarlak tarafından gelmesi şeklinde sağlanır ve bu suretle akış aşağıda türbülans oluşumu da minimuma iner. Bilindiği üzere köprü ayaklarının akış aşağı taraflarında oyulmalara meydan vermemesi açısından minimum çevrinti (türbülans) istenir.

Şekil 2. Farklı boyutlardaki iki nesnenin aynı sürüklenme kuvvetine maruz kalması (Bol, 2003)

 

 

 

 

 

 

 

Bununla birlikte Şekil 1’ de tespiti yapılan kanalların oluşum yılları ile Beşköprünün inşaa tarihleri de çakışmaktadır. Sonuç olarak hem zemin yapısından (kumların dağılımı) hem de inşaa tarzından Beşköprü’ nün ayaklarının güneyden gelen bir nehri karşıladığı (yani nehrin kuzeye doğru aktığı) ve bu mühendislik çözümlerinin VI. yy (561) dahi yapıldığı biçiminde yorumlanabilir. Bütün bunlara dayanarak; 1500 yıl önce güneydeki Geyve boğazından kuzeye doğru hareket eden büyük bir akarsu Erenler tepeliğinin güneyinde çatallanarak ikiye ayrılmakta, bir kolu batıdaki Beşköprü vadisini kullanmakta diğer bir kolu ise tepeliğin hemen doğu yamaçlarını sınırlayarak Adapazarı kent merkezi civarında tekrar birleşerek kuzeye doğru akmakta olduğu yorumlanabilir. Ancak kent merkezindeki birleşmenin sadece büyük taşkınlar anında meydana geldiği ve iki nehir kolunun Adapazarı’ nın kuzeyinde bir yerde birleşerek tek kanal halinde kuzeye yönelmiş olma olasılığı da vardır.

Sonuç olarak; Şekil 1 de 2 nolu ok ile temsil edilen batıdaki bu nehir kolunun, bölgenin tektonik olaylar ve meydana gelmiş çökmelerden dolayı devamlı alçalması sonucu, kullandığı vadiyi terk ederek sadece doğudaki kanalı kullandığı ve güncel zamanlarda daha da doğuya göç ederek bugünkü konumunu almış olma olasılığı yüksektir.

26/12/2012 – YC

 

10 kez görüntülendi.
26 Aralık 2012 - 13:49