İnsanın Sırrı Konuşuldu

30 Kasım 2011

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tarih Öğrenci Topluluğu ve Sosyoloji Öğrenci Topluluğu’nun düzenlediği “İnsanın Sırrı”’ konulu konferansa çok yönlü çalışmalarıyla bilinen Op. Dr. Kemal Tekden konuşmacı olarak katıldı.

Divan şairi Hayali’nin “O mahiler ki derya içredir,  deryayı bilmezler. “ (O balıklar ki denizin içindedir, denizi bilmezler) dizesiyle konuşmasına başlayan Tekden, şairin dizelerinde insanlara seslendiğini ve insanların da balıklar gibi bir evrenin, bir kainatın içinde olmasına rağmen bunu bilmediğini ifade etti.

Katılımcılara insanın sırlarını ve mucizelerini anlatmadan önce “makro kozmosu” yani evreni anlatmakla başlayan Tekden, öncelikle insanın kainattaki yerini bilmemiz gerektiğini anlattı.  Dünyanın evren içinde ne kadar küçük bir yer kapladığını ve adeta evren içinde küçük bir noktayı ifade ettiğini söyleyen Tekden, şöyle konuştu: “Güneş ve Dünya, evrende birer nokta… Bu nokta içinde yapıyoruz bütün mücadelemizi ve bu noktayı paylaşamıyoruz… Savaşlar bu nokta için çıkıyor…”

Dünya’nın da içinde bulunduğu Samanyolu galaksisi dışındaki diğer galaksiler, güneş sistemleri ve gezegenler hakkında bilgi veren Tekden, eskilerin makro kozmosa “kitabı ekber” yani büyük kitap dediklerini söylerken evrenle ilgili şunları söyledi: ”Bu bilgileri ele aldığımızda her biri bize iletilen birer mektuptur. Yaratanın bize ilettiği birer mektup… Açın okuyun, diyor. İlim budur; o mektubu açıp okumaktır. Yani bütün evreni makro kozmostan mikro kozmosa (insan) okumak… ”

Bir Hücreden Yüz Trilyon Hücreye

İnsanın biyolojik gelişimini anlatan Tekden, insanın bir anne ve babadan gelen bir hücreden yüz trilyon hücreye ulaşan bir varlık olduğunu vurgularken, “O hücreden çoğalan birçok hücre kafatasımızı, beynimizi, kas yapımız ve diğer organlarımızı oluşturuyor. Bu hücreler öyle kendi kendilerine bir yönelme içinde ki, burası bilim adamları için hala birer muamma… Kimse bunu çözebilmiş değil.” diye iddia etti.

Katılımcılara bir bebek resmi gösteren Tekden: “Burada tek bir varlık ve tek bir canlı var. Yüz trilyon hücre olmasına rağmen, bu hücreler arasında bir kaos yok. Görevinin dışında bir işlevi yerine getiren  hücre yok. Örneğin, safra kesesi hücresi yerini şaşırıp beyne gitseydi o zaman beynimiz ortada kalmazdı. Çünkü safra kesesi asit maddesi salgılar ve bu asit işlevini yerine getirdiği yer dışında bulunduğu yeri eritir.“  diyerek, insan vücudunun mucizesini anlattı. Bu konuların tesadüf eseri olduğunu söyleyenlerin olduğunu dile getiren Tekden, hiçbirinde tesadüfün olmadığını ve tesadüf olsaydı; mutlaka bir takım karışıklıkların olacağını iddia etti.

İnsan En Güzel Biçimde Yaratılmıştır

İnsanın bellirli bir ölçü dairesinde ve estetik anlamda güzel bir şekilde yaratıldığını vurgulayan Tekden, “Hiç kimse insanlığın daha güzelini çizemez. Çünkü insan en güzel kıvamda ve en güzel biçimde yaratılmıştır” diye ifade etti.

İnsanın yaratılışındaki mükemmelliğe en güzel örneğin; insanın beyni olduğunu iddia eden Tekden, insan beynini bilgisayara benzetenleri eleştirirken, beynin bir bilgisayarla kıyaslanamayacak  kadar karmaşık bir yapıda olduğunu söyledi. Yapılan araştırmalarda beynin idare merkezinin, beyin üstü bir varlık olduğunu söyleyen Tekden, bu varlığın da ruh olduğunu belirtti. Ancak ideolojik bakış açısıyla bakan bir çok bilim adamının bu gerçeği kabul etmediğini iddia etti.

Sıkıntılı hallerimizin sebebinin ruh ve beden birleşmesindeki uyumsuzluk olduğunu iddia eden Tekden, şöyle konuştu: “Çünkü ruh ölümsüzdür, boyutsuzdur, somut değildir, bu dünyaya ait değildir. Ama bedene girmek zorundadır. Beden ise, ruhu sıkar.  Ona eskiler “ten kafesi” yani beden kafesi diyorlardı. Bizim bütün sıkıntılarımızın kaynağı budur. Ruh beden uyuşmazlığı…” Bu uyuşmazlıktan doğan sıkıntıları aşabilen insanların olduğunu dile getiren Tekden, bunun yolunun aklın ve nefsin geliştirilmesinden yani soyut anlamda kendini yüceltmekten geçtiğini anlattı.

29/11/2011 – AB


2 kez görüntülendi.
30 Kasım 2011 - 8:14