İç Meselelerimizle Uğraşırken Suriye’yi Unuttuk

16 Şubat 2017

Sakarya Üniversitesi Biyoloji Topluluğu tarafından “15 Temmuz Sonrası Yeni Düzeni ve Türkiye” konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Gazeteci, Yazar ve TV Programcısı Merve Şebnem Oruç, “FETÖ’nün ilk olarak filizlenmeye başladığı Uludere olayı ve MİT Müsteşarı Fidan’ın içeriye alınmaya çalışılması sırasında Suriye’nin El-Kuseyr şehri düştü. Bunun akabinde rejim güçlendi. Gezi Olayları sürecinde ise DEAŞ örgütü ortaya çıktı ve sınırlarımızdaki terör tehdidi arttı” dedi.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ile öğretim üyeleri ve öğrenciler de katıldı.

Sakarya’nın 15 Temmuz’da çok önemli bir duruş sergilediğini ifade eden Oruç, Fetullahçı yapıyla lise döneminde dersane sürecinde tanıştığını, burada yaşadığı bir olay sonucunda yapıdan soğuduğunu anlattı. Arap Baharı’nın başladığı sırada Türkiye’nin rol model olarak gösterildiğini söyleyen Oruç, “Arap dünyasında, Türkiye üzerinden örnek gösterdikleri yapı olan Fetullahçı terör örgütüyle birlikte, ılımlı İslam’ı yerleştirmek istiyorlardı. Çünkü Türkiye’de bu yapının gücü ele geçireceğine inanıyorlardı” dedi.

FETÖ’nün ilk olarak Uludere olayı ile filizlenmeye başladığını aktaran Oruç, şunları söyledi: “Bu olayın ardından Emre Uslu, Mehmet Baransu gibi isimlerin bu süreçte aleyhte propagandalarını gördük. Ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 7 şubat 2012 tarihinde içeriye alınmaya çalışılması çok önemliydi. Bu sırada Suriye’de muhalifler epey güçlenmişti. Fakat biz kendi iç meselelerimizle uğraşırken Suriye’nin El-Kuseyr şehri düştü. Bunun akabinde rejim güçlendi. İkinci kırılma ise Gezi Olayları sırasında kaydedildi. Bu sürecin akabinde ise Suriye’de DEAŞ örgütü ortaya çıktı ve güçlendi. Bu da Suriye’nin iyice bölünmesine ve sınırımızdan ülkemize gelen terör tehditlerinin artmasına neden oldu.”

Bölünmemizi istiyorlar

Ortadoğu’ya sık sık seyahat ettiğini ve bölgeyi yerinde gözlemleye çalıştığını belirten Oruç, şöyle devam etti: “Olayları ve MOSSAD gibi düşman kaynakların desteklediği yayınları takip ediyorum. Buralarda açıklar görüyoruz. Açık açık bölünmemizi istediklerini görüyoruz. Örneğin ABD’li siyasetçi Henry Kissinger yeni dünya düzeninden bahsederken, kendi aç gözlülüklerinden de bahsediyor. Fakat bunun yanında bu düzene başka kimi katabileceklerinden de bahsediyor. Fakat kimi katacak, Çin mi Rusya mı, bunlar otoriter ülkeler. Devamında esas düşman olarak İslam’dan bahsediyor. DAEŞ’ten ve Mısır’daki Müslüman Kardeşler’den bahsediyor. Ardından da bunları Erdoğan’a bağlıyor. Kissinger, Avrupa’ya barışın Vestfalya Anlaşması ile birlikte ulus devletlere geçiş yaptıktan sonra geldiğini ve Ortadoğu’ya da yine bu şekilde gelebileceğini söylüyor ancak yalan söylüyor. Çünkü Avrupa’ya barış, ulus devletlerin ayrışmasıyla değil, birlik olup savaşmayı bırakmasıyla geldi. Ortadoğu’yu zaten böldüler ve yine bölmek istiyorlar.”

Milletimiz duruşuyla örnek oldu

Vali Coş ise konuşmasında, 15 Temmuz’da Türk milletinin büyük bir basiretle ve ferasetle, karşı karşıya kaldığı durumu değerlendirerek gereken tepkiyi gösterdiğini ifade ederek, “Milletimiz, umudunu Türkiye’ye bağlamış insanların emeğini, inancını kıracak, küresel sistemin sömürüsünü devam ettirecek, FETÖ’nün maşa olarak kullanıldığı bir darbe kalkışmasına karşı dimdik durdu. Türk milleti bu duruşuyla diğer bütün milletlere örnek olacak bir duruş sergiledi” dedi.

16-02-2017 / ST

21 kez görüntülendi.
16 Şubat 2017 - 11:36